Yazılar posta kutuna gelsin mi?

31 Ekim 2012 Çarşamba

Çok faydalı bilgiler veriyorum, sonra ben okumadıydım kaçırdıydım diyeni çok pis tepelerim: Mola yöntemi - 1

Tatil iyiydi, hoştu da, artık sürekli bir arada olmanın verdiği mutluluğun sarhoşluğu mu desem, şımarıklık mı desem ne desem bilmiyorum, Arca söz dinlemez oldu. Belki kısıtlı zamanda görmezden geldiğim bazı kaprisleri, sürekli birlikte olduğumuzda çekilmez olmuştur, bilmiyorum ama canımdan bezdim, saklayacak değilim.

Duymazdan gelmek onda, anneye bağırmak, karşılık vermek onda, annenin yaptığı yemeğe burun kıvırmak onda (ıspanağın içine koyduğum küçük havuç parçaları rahatsız etmiş beyefendiyi, elime vurduğu gibi bütün mutfak duvarını ıspanak yaptı), puzzle’ın parçalarını yırtmak onda, sebepsiz yere ağlamaklar, asabiyetin zirvesi hep onda.

“Başlarım lan fucking four’una” diyesim geldi kaç kere ya sabır çektim, olmadı. Sineye çektim olmadı, karşıma çektim, iki çift laf ettim olmadı. İlker bile sesini yükseltti ki hiç huyu değildir, evin manyağı benimdir.

Ben Arca’ya bağırırım, kim bağırmaz? Bağırmayanın alnından öperim, ben “süper anne” değilim maalesef “cool anne” hiç değilim. Gün geliyor, sesimin desibelinden ben korkuyorum. Ancak bunun sınırı yok, ciddi söylüyorum, ister bağır ister döv. Çocukların öğrendiği bir şey yok bunda üstelik kendin sinirleniyorsun, işin vicdan boyutunu saymıyorum bile.

Önceleri en etkili silah “ilgilenmemek”ti. Onun üzerinden ilgimi tamamen çekiyordum ve kesinlikle muhatap olmuyordum. Çok işe yarar. Abartmadığın sürece. Bir de yanlış kullanıma çok müsait bir yöntem bence. Birkaç defa tehdit unsuru olarak kullandım. Mesela dışarıdayız, kabul edemeyeceğim bir davranışı var ve ben “durmazsan akşam seninle ilgilenmeyeceğim” diyorum, BAM! Hata büyük hata. Çünkü uygulanabilitesi pek az, ne oluyor? Bir süre sonra seni “sallamıyor” ve hemen her yöntem gibi bir raf ömrü olduğu için artık “yememeye” başlıyor. Hep derim onlar salak değil, onlar çocuk.

İlker konuşur, sakin sakin saatlerce konuşur. Bazen Arca’nın konuyu anladığından çok konuşmanın bir an önce bitmesi için davranışını düzeltme eğilimine geçtiğini düşünüyorum. Peki sonuca ulaşabiliyorsa ne ala, konuşsun diyeceğim ama Arca’nın bir şurup için yapılan konuşma sırasında uyuyakalmışlığı var, onu ne yapacağız?

Ben konuşmam abicim, hiç dil dökemem. Sadece açıklarım. Bu kadar çok yazdığıma bakma, gevezeliğim dilimden çok elimde. Hani diyorum bazen Arca okumayı öğrense de açıklamaları da mail atsam: )

Neyse… Son aylarda zıvanadan çıkmadan hemen önce Arca’yı odasına sepetliyordum. Buna “düşünme zamanı” diyorduk. “Mola” demeye dilim varmıyordu. Hoş desen ne olur? Ama ne bileyim mola sanki ceza vermek gibi geliyordu. O daha küçük diye düşünüyordum. (Pabuç kadar dille terbiyesizliğin dibine vurmaya başladığı an pek de küçük olmadığını fark ettim)

Arca odasında yatağına oturuyor, düşünüyordu. Sonra ben sakinleşiyordum, o sakinleşiyordu, derken birkaç dakika içinde bir araya gelip konuyu irdeliyorduk.

Puhahah pek concon oldu. Şöyle diyelim, Arca ona neden kızdığımı düşündüğünü benimle paylaşıyor, ben ona bu konu hakkında ne hissettiğimi söylüyorum (aman ha sana kızdım YOK! “bu davranışın çok üzdü” var) bir daha yapmayacağına söz veriyor, sakinleşip kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Süper değil mi? Hayır değil! Çünkü Arca odasını seviyor, bütün pelüş hayvanlarını sabah kalkar kalkmaz yatağına yığıyor, araba dergilerini de bu yığının içine koyuyor, kendisini her “düşünmeye” gönderdiğimde koşa koşa gidip yatağında ohh bir güzel oyun oynuyor. Ulen ceza vermiyoruz da bu herife ödül oluyor. Oh anan sıktı mı yavrum canını, bas yaygarayı göndersin seni odaya sen pelüş hayvanlarının arasında dergi karıştır, keyif yap sonra sakinleşin.

Bir de mutfak alarmı sıkıntısı var. Çok kullandım ben bu alarmı. Hiç abartmıyorum, yanımda taşıyordum. Tabii b.ku çıktı. Artık eğlence nesnesi oldu. Arca benimle oynamak istediğinde “işimi bitirince yanına geliyorum” diyordum, alamı kurup önüme, "zil çalınca yanıma gel" diye de posta koyuyordu.

Lynn Clark mutfak alarmını şiddetle öneriyor ama bizim başka bir çözüm ortağı bulmamız gerekti.

An itibariyle fark ettim ki çok uzatmışım. “Mola” alıyorum : )

devamı yarın...

5 yorum:

  1. Can mutfak alarmını bana atmıştı:)

    Yeliz hak bildiğin yolda ilerleyeceksinardına bakmadan gerekirse yalnız... Ama çocuk milleti ne kadar anlar o onların sorunu...

    YanıtlaSil
  2. Bence bu uzun tatiller her anneye aynı şeyleri yaşatıyor..Bizde de durum hiiiç farklı değildi.Her ilişkide olduğu gibi uzun birliktelik zarar:)

    YanıtlaSil
  3. Bu çocuk milleti adamı sepet ediyor vallahi o yöntem bu yöntem derken büyüyorlarda olan bize oluyor.

    YanıtlaSil
  4. süper anne değilim deyince süper dadı aklıma geldi ya. çağırsak gelirmiki diye düşündüm bi ara.

    YanıtlaSil
  5. Kizim 2,5 yasinda bu bayram tatilinde ben de iyi ki calisiyormusum dedim ve yazinizi okuyunca kendi hikayemizi okuyormus gibi oldum. en cok yemekten cektim ama bu tatilde uyku hatta birlikte kitap okuma bile sorun oldu. henuz kucuk mola falan anlamaz ama Irazin seminerinde Arcadan buyuk cocuklarin bile molayi sallamadigini bu arada olayi dusunmediklerini ani yasadiklarini soyledigini hatirladim simdi.

    YanıtlaSil