16 Mayıs 2011 Pazartesi

Beni yansıtan objeler

Aslan yattığı yerden belli olur derler ya… Ben bir oturan boğa olduğum için burçlarla ilgili bu yakıştırmaya teğet geçiyorum.

Evi severim, evde oturmayı ama pineklemeyi severim. Şöyle bir baktığımda evimle ilgili kendimi yansıtan pek az şey var. Mobilyaları saymıyorum. Nerden baksan on sene önce seçilmiş eşyalar. Koca evde beni yansıtan tek yer, kırmızı köşe koltuk - İlkerle beraber tasarlayaıp yaptırmıştık - ve çeyizimden Yağcı Bedir halılarımla oturma odasıydı, o da artık Arca’nın oyun odası oldu çıktı. Ufak tefek dekorasyona ait parçaların pek çoğu ya hediye, ya çeyizden gelmiş.

Bunu İlker’e aynen böyle anlattım.
Düz mantık başladı konuşmaya;

“İyi o halde mobilyaları değiştirelim”
“Masraf olur istemem”
“Balkonu düzenleyelim, masa sandalye ekleyelim”
“Ay toz kir oluyor boşver”
“Perdeleri değiştirelim”
“Arca oynuyor bunlarla bırak biraz daha yıpransın”
“EE ne istiyorsun?”
“Şöyle diyorum birkaç küçük yastık mı alsak?”
“Hmm anladım, yastık yansıtacak seni?”

Yastık kafasına iner.

Eli sıkıyım ya yastık da almadık.

Sadece nefsim körelsin diye kutuları yapışkanlı kağıtla kapladım. Bunlar ayakkabı, hediye kutuları filan. Genelde Arca’nın eşleştirme kartlarını, boyalarını, ıvır zıvırlarını koyuyoruz. Pek kişiliksizdiler, ruh kattım kendilerine:)

Beceriksizliğimi tasvir etmek imkansız gibi bir şey. Yazıya dökmeyeceğim, sadece karelere sığdırdığım el emeği göz nuru cicilerimi sergileyeceğim.



Daha da beni yansıtan bişey olamaz herhalde!

Ben bunlarla cebelleşirken Arca da seyretti, makas ilgisini çekti. “Umit” geldiğinde gösterdi, nasıl yapıldığını kendi yapmış gibi anlattı, “işte böle tutuyosun, böle kesiyosun, oldu bitti”

Evet kolaydı, benim bi tarafımdan ter çıktı, bi de üstüne o bi tarafıma benzer bir görüntü çıktı. Neyse, soranlara ben kestim Arca yapıştırdı, diyorum. İki yaşında bir çocuğun yapıştırdığına herkes inanıyor (hihihihi)

İnsanlar dikiş dikiyor, keçelerden şaheserler yaratıyor, dibim düşüyor. Bense iki yaşında bir çocuk becerisinde kutu kaplıyorum. Nasıl mı? “işte böle tutuyosun, böle kesiyosun, oldu bitti” : )

11 yorum:

  1. Ellerine sağlık, bu post güzel oldu, seni de hobici gördüm ya artık gam yemem. Üstelik DIY yapmış hatun:)

    YanıtlaSil
  2. hahah iyi olmuş bu post, güldüm, bende pek beceriksizim, işin kötüsü fena hamarat vede elbecerili bir annenin kızıyım, düğme bile dikemem, bırak keçeyi, şaheser yaratmayı..

    YanıtlaSil
  3. alttaki kırmızı kutu o kadar da fena olmamış be :)

    YanıtlaSil
  4. O kırmızı kutuda ne var acaba:)) cok guzell bir post olmuş Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  5. anam DIY ne be? vallahi yapmadım kutu kapladım:)

    YanıtlaSil
  6. al benden de o kadar Itır. Annem muhteşemdir, bütün el işi kurslarını bitirdi. ben işte böyle:(

    YanıtlaSil
  7. Hatice o kağıt daha kalın daha güzeldi galiba o yüzden.

    YanıtlaSil
  8. kırmızı kutunun içinde eşleştirme kartları var, teşekkürler

    YanıtlaSil
  9. yeliz , beceri konusunda korkunç bir ikili olurduk...

    YanıtlaSil
  10. Çok keyifli bir post olmuş.. ben de kurtlanırım ne yapsam, ne yapsam diye.. koltukları değiştirme hayali kurarım, olmadı kaplatayım derim lakin gen içim elvermez (2 senelik ama beyaz tuhaf bir deri mahfoldu yıkanmaktan) biraz daha yıpransın diye beklerim.. dediğin gibi iki yastıkla işşi kotarmaya çalışırım..

    YanıtlaSil
  11. Süpersin Yeliz. Bence bütün bu olaya bu şekilde yaklaşabiliyor olman yansıtmış seni. Çok taktir ettim valla. Harikasın.

    YanıtlaSil