19 Temmuz 2016 Salı

Uruguay mı Yunanistan mı?

Felaket gündemi bizim gibi henüz çok içinde yaşamayan (allah da yaşatmasın) fakat her anını iliklerine kadar hissedenler için hep aynı döngüde seyrediyor.

Rutin hayat  => Bir bomba, bir eylem haberi, ölen yüzlerce insan haberi  =>  Her biri ile, her birinin ailesiyle ölmek ama ölmeyi başaramadığı için kendini suçlamak  =>  Binlerce satır haber, analiz okumak  =>  Sosyal medyadaki ağır söylemlere maruz kalmak =>  Hiçbir şeye konsantre olamamak  =>  Çocuğunun gözlerinin içine bakıp “hayatıma devam etmeliyim” demek ve bir dizi içsel kişisel önlem çabasına girmek (kitap okumak, alakasız komedi filmleri izlemek…) =>  Hayatı sıradan rutinine çekmeye çalışmak  =>  Rutin hayata dönmek (tabii her olayda biraz daha eksilerek, biraz daha ruhumuzu yitirerek…)

Darbe girişimi, halkın galeyana getirilmesi ve peşi sıra yaşananlardan sonra da benzer bir döngüye gireceğimi düşünüyordum.

Ancak olmadı.
Döngü tam da “hayatı sıradan rutine çekmeye çalışma” aşamasına gelemeden kırıldı.
Bu defa çocuğum gözlerinin içine baktım ve bir dizi içsel / kişisel önlem çabasına girmedim, giremedim.

Ülkeyi yönetenler bir darbeyi sonlandırırken, kendilerinden olmayanı İstanbul’un göbeğinde kesecek kadar gözünü kan bürümüş insanları, tek bir cümle ile nasıl da sokağa indireceklerini hepimize göstermiş oldular.

Yarın bir gün iç savaşın çıkmayacağı, ya da abdnin bize huzuru (?) getirmek için topraklarımızı işgal etmeyecekleri ne malum? Paranoya belki bilmiyorum, bildiğim tek şey burası artık tam bağımsız laik Atatürk Cumhuriyeti değil, burası bir Orta doğu ülkesi. Ve hemen her Orta Doğu ülkesine yaptıklarını bize yapmayacaklarının garantisi mi var? Ben çok affedersin, kimin ülkesini koruyacağım? Tekbir getiren yobazların ülkesini mi? Zira burası onları ülkesiyse ve artık ben azınlıksam, o zaman burası artık benim ülkem değil.

Ben bugün metroda yanımda oturan adama kuşkuyla bakıyorum, yarın birinin iki dudağı arasından çıkacak emri bekleyenlerden olamaz mı? Bugün yanımda işine giden adam yarın benim evimi basamaz mı?

İşte bu sebepten artık B planlarını hayata geçirmek için adım atma vaktidir. Bundan on beş yirmi sene evvel başka bir ülkede yaşama fırsatı aramayışımıza hayıflanırken, artık daha geç olmasın derdine düştüm ben.

Uruguay’da ısrarlıyım. Futbolla kandırmaya çalışıyorum İlker’i. Zira dünyanın en fakir devlet başkanında bahsedince fazla heyecanlanmadı. Eğitim ve sağlığın bedava olması bile… Futbola bel bağladım, bakalım.

O çok uzaklaşmak istemiyor. Alman patrona bir rica et, ben de dönerci filan açsam Almancı olsak diyor. He git gel kolay olsun yani. Almanya’yı bilemiyorum tabii, bir de pek rağbet görmeyeceğini umduğumuz İsveç Norveç gibi ülkelere bakayım dedim, yuh yav çok zor oralar. Yunanistan bir yerde benim topraklar sayılır. Yunanistan’da doğmuş, mübadelede gelmiş dedemin Yunan vatandaşı olduğunu kanıtlayabilirsem, vatandaşlık imkanı olabilir mi acaba? Hey allahım ne günlere kaldık?

Baktık Avrupa olmuyor, artık bir şekilde Uruguay’ı tekrar gündeme getireceğim. Uruguay iyidir bence. Ne kadar uzak o kadar iyi! 

Not: Şaka bir yana çok ciddiyim, mail olur yorum olur her türlü fikre açığım. 
Nereye gidelim, nerede çalışalım, hadi pamuk eller klavyeye:)

15 yorum:

  1. Bu kadar olur yani dün oturdum araştırdım ben de... Ama bulamadım bir yer. Aynen senin gibi Norveç'e baktım olmuyor. Benim bir de eş sorunum var. Kalıp mücadele vermek istiyormuş ve benim de kaçacak bir insan olduğuma inanmıyormuş. Oysa ki çok ciddiyim fırsatını bulsam hiç düşünmeden gidermişim gibime geliyor.

    Senin kurduğun cümlelerin aynısını kurdum. Kim için savaşacağım Ankara'da Kızılay Meydanı'nda zikir çekenleri mi, erlerimize işkence yapanları mı? Bir sonraki aşama için hedefte yer alan grupta olduğumu düşünüyorum. İlk önce bizim gibilere saldıracaklar.

    Burası artık benim ülkem mi ben hiç emin değilim. Ya da belki umutlarımızı da bitirmek için şimdiye kadar ciddi çaba gösterdiler. Bilemiyorum. Ben de önerilere açığım. Bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşgörünün artık bu ülke topraklarında kalmadığını düşünüyorum. maalesef umudum kalmadı.

      Sil
  2. Barcelona'yı gezdiğimde evet ben burda yaşayabilirim demiştim. Ülkemize benziyor ama biraz daha iyileştirilmiş hali çok güzel bir yer. Tabi izinler mevzusunu bilmiyorum. Avrupa ülkelerinde izin çıkarmak daha zor olsa da 5 yılın sonunda hak kazanılan mavi kart ile her ab ülkesinde yaşayıp çalışmak mümkün olacak. Tabi çoğu ülke 5 yıl sonunda vatandaşlık hakkı veriyor. İş yerin aracılığıyla böyle bir aktarma yapabilme şansın varsa hiç kaçırma derim. Almanya da en iyi ülkelerden biri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanyada çok tanıdığımız var, bence de güzel bir seçenek, bakalım.

      Sil
  3. Birlikte çok güzeliz. Terketmek gitmeyi düşünmek çok garip geliyor bana. Bu vatanın her bir evladı bu vatan üzerinde söz sahibidir. O korktuklarınız da bu ülkenin ferdidir ve sandığınızın aksine kötü değillerdir. Canları pahasına tankların önünde durmuşlardır. Aynı görüşü ve yaşam biçimini paylaşmıyor olsanız da hepimizin ortak kaygısı vatan olmalıdır. Ülkemizin üzerinde bu kadar plan proje dönerken haritadan ülke seçmek en hafif tabirle kolaya kaçmak gibi geliyor bana. Bu ülke hepimize yeter, yeter ki bir olalım.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de onu diyorum zaten. korkuyorum diyorum. çok insanca bir korku. korkaklıktan gelen bir korku değil. ve keşke sizin kadar hoşgörülü olsa her vatan evladı, keşke. ama benim umudum yok, üzgünüm.

      Sil
  4. Yeliz dün ki yazına yazacaktım ama daha da moral bozmak olmasın dedim. Sanki çok güvenilir bir ülkeymiş gibi birde ev aldık 10 yıl geri ödemeyle. yaşananlardan sonra aklı selim hiç herkesin acaba nasıl avrupaya giderim araştırması yaptığına eminim. Biz birde karı-koca alkollü içki sektöründe çalışıyoruz 10 yıldır. ilk bizi ve bizim fabrikayı yakarlar. Züğürt tesellisi belki iitiza etmek için iyi bir neden olur diyorum. ama hepimiz gibi biliyorum yine unutacağız ve rutine döneceğiz. keşke bir kaçış yolu olsa:( eğer bilgi gelirse bizimlede paylaş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen ahucum aynen. iranda içki fabrikalarını yaktıklarını okuduğumda aklıma sen ve senin gibi o fabrikalarda çalışan tanıdıklarım geldi. dehşete düşüyor insan. allah sonumuz hayır etsin.

      Sil
  5. Korkaklıksa korkaklık. Ama şu anda yurtdışına gitmek için neler vermezdim. İki amcamız bir halamız yurtdışında yaşıyor. Kızlarımı göndersem bile yeter.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. korkaklık değil de korkmak, öngörmek ve öngördüklerinden korkmak... insanca aslında. vatanımı kime karşı ve kim için koruyacağım? evet dünyanın en güzel ülkesi ama özgür değil. Özgür olabilmek için hiçbir şeyden korkmamak gerek, bense korkuyorum.

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Dün meyve tabağı hazırlarken düşündüm, ne güzel ve ne bereketli bir ülkemiz var(dı) diye :(

    YanıtlaSil
  8. Uruguayda 1 sene yaşamış bir arkadaşımdan bildiğim.Evet güzel. Ama belki kısa bir süreliğine diyor. Fakirler. Eğitim sağlık çok da şahane durumda değil ve iş imkanı kısıtlı. Bu arada başkenti Montevideoda ve Arjantin Bueno Aresin merkezinde çok uzun süredir yerleşik Türkiyeden göçme ermeni ve yahudi olduğunu da biliyorum.
    Yani Uruguay belki son tercihlerden olabilir. Avrupa ve Canada genel olarak çok pahalı. İspanya ekonomik krizde. Pek iyi değil durumları. Fransa zaten karışık. Belçika, Hollanda filan ortadoğulu ve Türk dolu.
    İzlandaya baktım ben de. Benim hayalim çünkü kendisi. Ama orası da dünyadaki en pahalı yerlerden biriymiş. Meyve ve sebze hiç üretemiyorlar. Hepsi ithal ediliyormuş. Acaba İzlandaya meyve sebze mi ithal etsek ya? Bak şimdi :) Neyse bu arada o küçücük, miniminnoş ülkede sevmedikleri tek insanlar da Türklermiş :/
    Bence imkan varsa Almanyayı ciddiye alın derim nacizane :)
    Saygılar efenim

    YanıtlaSil
  9. Ben botlarımla yuvasını yıktığım adama evlenme teklif ettim. Elbette dedi.
    İstikamet ABD; Wyoming.
    Kendi salçamı kendim yapıcam falan artık :D

    YanıtlaSil
  10. Benimde hep dillendirip durduğum şeydir gidelim buralardan diye.. korku falan değil bu! bıkkınlık, sonumuzu görememek, umutsuzluk.. sabah ofise girip akşam çıkıp kısıtlı sosyal hayatımızla çok mu harika yaşamlarımızı var diyorum eşime.. burada da sürünüyorum, orada da sürünüyorum(z) ama daha huzurlu olurum gibi geliyor.. yaşıyoruz işte, üstüne üstlük artık azınlık kaldık dediğin gibi. Bence de Almanya en iyi seçenek gibi duruyor..en azından oradaki azınlıklar daha refah içinde ve daha güvendeler!

    YanıtlaSil