Yazılar posta kutuna gelsin mi?

10 Şubat 2019 Pazar

Söyleyeceklerim bu kadar : Busy is the new stupid

Bilmem dikkat çekiyor mu, ama benim bu blogda bazı yazı dizilerim var. Kitap yorumları mesela Yeliz'in kitapları'nda arşivleniyor. Niyetim benzer bir arşivi muhteremin tariflerine de uygulamak... Bakalım bir yolunu bulacağız. Bir de spontane yazılarım var. "an itibariyle.." gibi. Yazdığım an, yazdığım gibi yayınla tuşuna tıkladığım, içerikten ziyade o anki hislerimi yansıtan yazılar.

Yoğun günlük rutinlerimizin dışına kafamı çıkarıp da, bu çorbacıgiller bu ara ne yapıyorlar, diye merak edenlere haber niteliğinde yazılar yazmak istiyorum mesela. Etiketin adı bile hazır: Günler günlerin ardından... 

Lakin son üç yazının başlığı bu iken, her biri ayrı bir konuya dallandı, toparlandı derken silip başka başlık attım. Böyle böyle üçüncü yazıdayım. Etiket hazır, Allah içini doldurmayı nasip etsin, amin.

Derken...
Bu yazıyı yazdım ve yine etiketi değiştirdim:) : Söyleyeceklerim bu kadar
Dur ya değil! Yeni başlıyorum.

Bu aralar işler yoğun gidiyor. Ama yoğunum demeye artık utanıyorum, utanmaktan ziyade sıkıldım. Zaten belli bir periyotta yaşanıp, sonra normale dönen bir şey değilse yaşadığın, o senin artık rutinin, normalin olmuştur. Bir de geçenlerde karşıma çıkan şu caps'e hak vermedim değil. "Busy is the new Stupid"
Busy is the new stupid
Ezberler değişir, kalıplar kırılır bacım. Bir vakitlerin "ay çok yoğunum", "sürekli bir koşturmaca" ezberlerinin yerini artık başka söylemlerin almasının zamanı geldi. En azından benim özelimde bunu kırmanın yollarını arıyorum. (yoksa devreler yanacak)

Şöyle anlatayım...

Bu hafta İlker'in çocukluk arkadaşı Devrim ve eşi Elif zaman zaman bizdeydi. "Zaman zaman" çünkü, aslında Lüksemburg'a konferans için geldiler, bizde de kalıp ufak bir Belçika tatili yaptılar. Sabah İlker onları havaalanına götürürken ben de evin sakinliğinden istifade sabah sayfalarımı yazdım. Hani bilinçsizce dökülür ya satırlar, işte şöyle diyordum: "bu hafta sonu bana çok iyi geldi, bence en birinci sebebi cuma erken çıkmamdı, ay resmen long weekend!"

Hayır, işten kaytarmadım, sadece hakkım olan fazladan çalışma saatlerini (ki bu hafta minimum 4 saat) cuma öğleden sonra erken çıkarak değerlendirdim. Arca'yı okuldan aldım. Büyük sürpriz! Öğretmeni ile konuştum, spor dersindeki kuduruklarının bilgisini alıp Arca'ya karşı kullandım (benim gaipten bilgiler topladığımı sanıyor saf!) eve gelip temizlik yaptım. Sonra duş alıp İlker'in yanına, mutfağa ışınlandım. Buraya kadar okuyanlar, "e iyi de işten erken çıktın da gittin temizlik yaptın, ne ki" diye düşünebilirler. Düşünmek serbest. Tüm bu, başkalarına manasız gelebilecek aktivitelerin bir anlamı var, "dahil olmak". Ben "bir şeyin parçası olmayı", "dahil olmayı" seviyorum.

Cuma akşamı, yemeğe misafirlerimiz vardı. Belçika nasıl bir memlekettir diye birkaç günlüğüne gezmeye geldiğimizde, evvelden sekiz sene kadar burada yaşamış olan Devrim, Brüksel'de " 'çocukla' hayatla" ilgili detayları arkadaşlarına sorabileceğimizi söylemiş, çiftin iletişim bilgilerini vermişti. İşte o çift, bizi bir akşam evlerinde misafir ettiler. Önümüze haritaları açıp nerede ev tutulur, nereler yaşamaya münasiptir, diye saatlerce tartışmıştık. Bu sıcaklık bizi ziyadesiyle etkilemişti.

Tüm süreci, bilgileri zaman zaman onlara ilettim, ama bu bir buçuk yıl içinde nedense bir türlü bir araya gelememiştik. Devrimlerin gelişini fırsat bilerek onları da evimize davet ettik. Harika bir akşamdı. Çocuklar çok iyi anlaştı, oynadı, biz - o kadar koyu bir sohbete daldık ki - bütün gece sofradan kalkamadık.

Muhteşem yemeklere övgüleri alan muhteremin yanında, - sadece soğanları doğramış, evi temizlemiş ve bulaşıkları yıkamış olsam da - kendimi tüm o güzel gecenin bir parçası olmaktan dolayı kutladım. Aferin Yeliz, iki saat daha ofiste kalabilirdin ama kendini tüm bu keyfin bir parçası hissedebilir miydin o vakit?

İşte demek istediğim bu. Evet yoğunluklar yaşayabilirim, evet ofiste uzun saatler kalabilirim, evet kendimle ilgili, kariyerimle ilgili hedeflerim var, kabul, peki tüm bunlar hayatımı istediğim gibi kontrol etmeme engel olmalı mı? Kendimle ilgili tatmin duygum, zaten olumlu bir şekilde işime yansımaz mı? Hadi en kötüsü, yansımadı, ailemle arkadaşlarımla yaşadığım mutluluk yanıma kar kalmaz mı?

Söyleyeceklerim bu kadar.

4 yorum:

  1. Gecenin 4ünde, kendimi her konuda (iş, ev, sosyal hayat) başarısız hissedip uykusuzluk çektiğim bir vakitte beynimin bana söylemeye çalıştıklarına tercüman oldu sanki bu yazı :) Teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. arkadaşlar dostlarla geçirilen hoşsohbetli saatler çok değerlidir kaçırmamak lazım canım böyle bir fırsatları bir de çocuklar iyi anlaştı mı o sohbetlere sofralara doyum olmaz vallahi...sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel yapmışsınız ve yazmışsınız.

    YanıtlaSil
  4. Paylaşımlarınızı severek takip etmeye çalışıyorum daha nice paylaşımlarınız olur inşaallah...Sıkılmadan dirayetle :)...Selam ve Dua ile...

    Selam ziyareti :)

    YanıtlaSil