Yazılar posta kutuna gelsin mi?

22 Ekim 2019 Salı

Görüşmeyeli...

Ben bir yazıya böyle başladıysam bil ki, uzun zamandır bloga yazı yazmamışım. Oldu evet, üç hafta kadar oldu. Çakmak kullanmadan uç uca yaktığın sigaralar gibi tüketiyorum günlerimi. Ne zaman başlıyor ve ne zaman nasıl bitiyor, hiç bilmiyorum, dolu dizgin. Şikayetçi değilim. Hatta dengeyi kurmayı başarabildiğim zamanlar yoğunluktan keyif bile alıyorum (tecavüz kaçınılmazsa...).



Görüşmeyeli demişken, saçlarımı kestirdim yine. Blogu eski usül bilgisayardan takip edenlerle instagrama bakan dkkatli gözler kesim modelinin değiştiğini fark etmiştir. Sürekli önüme düşen ve kulak arkasına atılan ön saçlarım sıkmıştı, sonra bob modelinin (arka kısa ön uzun hafiften küt kesim) de boku çıkmıştı. Uzatmayı da beceremiyorum, yeni bi şey olsun dedim., pinterestten panomu hazırladım, bizim kuaförün yolunu tuttum. Memleketlim diye demiyorum, (diyemiyorum zira doğma büyüme Belçikalı gurbetçi) Tufan şahane kesti. Hayır, dünya öyro bayıldım diye demiyorum, vallahi iyi kesti. Türk mahallesinde ucuz diye yaşanan saç kıyımına muhtelif gurbetçi faceboook gruplarında rastlamışlığım var.



Bu yukarıdaki fotoğraf da Arca'nın antremanında çekildi (tabii ki tarafımdan). İyi bir akşam üzeri ışığı yakaladım mı kaçırmam, huyum kurusun. (burada yazar fotoğrafın filtresiz olduğuna dikkat çekmektedir. Dikkat çekmediği diğer mevzu "no make up"! kayıtlara geçsin lütfen!)

Evladım yağmurda çamurda top teperken anası da işte böyle selfieler, efendime söyleyeyim biralar, kitap okumalar filan, tesiste kapalı alanda kendiyle baş başa vakitler organize ediyor. Ayol adam zaten benim futbol yorumlarıma asla önem vermiyor, varsa yoksa babasının görüşleri düşünceleri, ne diye üşüyeceğim!

Üşümek deyince...
Görüşmeyeli sonbahar iyice geldi, çöreklendi.

Sonbahar rüzgarları şehre iyice hakim, yağmur istisnasız her gün uğruyor. Bazı bazı bulutların aralandığnı, güneşi gördüğümüz de oluyor. Güneşi kovalayan Belçikalı arkadaşlarımın da hayret ettiği gibi, ben, güneşin on ay kanımızı kaynattığı İzmir kızı, yağmur seviyorum. "Ay nasıl da yağıyor mübarek" şeklinde şükürler zikrediyorum. Güneşi kutsadığım kadar yağmura da kucak açıyorum. İki yılı geçti, bıkar mıyım, bilmiyorum ama gerçekten yağmuru seviyorum.Ben galiba doğanın her karateristik aşamasını seviyorum. Güneşin yakmasını da, yağmurun yağmasını da... Baharda dalları çiçekler basmasını, güzde renklerin türlüsünü sunmasını da...Ben galiba mevsiminde yemeyi sevdiğim sebzeler meyveler gibi, mevsiminde mevsimi yaşamayı seviyorum. Belki de bu yüzden burayı seviyorum, kim bilir?

 

6 yorum:

  1. oleeey güzel günler güzel saçlar :)

    YanıtlaSil
  2. Saçınız harika düz saçlıyım dalgalı ve kıvırcık favori saçım kuaförden düz gönle ayrılmam. O kadar para verince. Kuaförde beni tanıdı. Yağmuru sevmek doğayı sevmek. Var olanı sevmek. Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  3. Dalgalı saça bayılırım.Perçemli kesime de.Çok hoş.

    YanıtlaSil
  4. Yazdan başka bir mevsimi sevemiyorum. Deniyorum ama olmuyor :)

    YanıtlaSil
  5. Görüşmeyeli....Okuyunca anladım, yazılarınızı özlemişim :)

    YanıtlaSil