12 Şubat 2022 Cumartesi

Ağlamak bir öfke dışavurumu olabilir mi?

 Her cumartesi gün ortası terapi sonrası kendime soruyorum: neye ihtiyacım var?

Bazen yazmaya ihtiyacım oluyor, bazen ağlamaya, bazen papatya çayına hatta bir kadeh şaraba…


Bugün cevabım yürüyüştü. Sabah bir saat kardiyo yapmış olmama - yani egzersiz hedefimi tutturmuş olmama- rağmen çıktım. Çok soğuk ama güneşli bir Brüksel öğleni, ormana doğru yollandım. 


Ara sıra zihnime üşüşen cümleler… 


Ağlamanın bir öfke dışavurumu olduğunu fark etmek çığır açıcı bir farkındalıktı. Ne zaman ağlardım? Çaresiz hissettiğimde … ve peki çaresizlik bende nasıl bir duygu uyandırıyor? Öfke! Çünkü çaresizlik güçsüzlüktür. Tahammül edemediğim şey bu işte. Ben güçsüzlüğe tahammül edemiyorum. Hayatta kalmak istiyorsan, güçsüz olmayacaksın. Her zaman bir çözüm vardır ve ben hayatta kalmanın milyon farklı çözümünü çocukkenden beri icra eden biri olduğuma göre çaresizlik benim kitabımda yazmamalıdır. 


“Ünlü bir düşünürün” dediği gibi; “unutmayın ki bana hiçbir şey olmaz” :))))


Ama olmaz. Ben bir yolunu bulurum ve hayatta kalırım.


Bir de şu var..


Geçmişimin karanlık dehlizleri… 

Sandık lekeli anılardan…

Bir şeyler çıktı, yaralı bir şeyler.

küçük bir çocuk olarak öfkelendiğimde ve nihayetinde ağladığımda, benim çok kereler Arca böcüğüme dediğim “gel kucağımda ağla, rahatla” dan ziyade sulugözlülüğümle alay edildiğini, ya işte hep ağlar bırak ağlasın dendiğini çıkardım sandığın karanlık köşelerinden.  

Ciddiye alınmamak…

ciddiye alınmamaya öfke duyuyorum ama acaba ben kendimi ne kadar ciddiye alıyorum? Acaba ben kendime ne kadar saygı gösteriyorum. Ben, başkaları benimle alay etmeden önce sürekli kendimle mi dalga geçmeye yönleniyorum? Ben başkalarından önce kendimi gömerek acaba  kendimi savunmaya mı alıyorum? 


Bu blogda yüzlerce defa yapmadım mı, gömmedim mi kendimi, anneliğimi, sakarlığımı, gevezeliğimi, ben bir yerlerden çocukluğumda işittiklerimi iç sese dönüştürüp de kendimi yargılarken ve en acımasızından yaralarken kendimi, aslında kendimi alaya alarak kalkanlarımı kuşanmıyor muydum? 


Ben kendime yüklenirken

Ben kendimi gömerken

Kendimle sürekli alay ederken

Ben, asıl ben kendimi ciddiye almaz iken

Ben aslında kime karşı kendimi savunuyordum?


Evet doğru. Kendime, daha doğrusu beni eleştiren yargılayan iç sesime karşı kendimi savunuyordum. 


Ve sonra kendimi orman yolundan sapmış müstakil evlerin mahallesinde buldum, birkaç ördek bir su birikintisini yuva bellemişler yüzüyorlardı.




 Az önce rastladığım yaşlı çift yürüyüşe çıkmış yüzleri güneşe dönük, bir banka sessizce  oturmuşlardı. Güneş nasıl da tatlıydı… 


Acaba ne düşünüyorlardı? Hayatının sonuna yaklaşmanın farkındalığı nasıl bir şeydi? Huzur? Pişmanlık? 


Ve sonra ayağın arkasını ayakkabı paraladı, çorabımın üzerinden hatta ayakkabının arkasından kan lekeleri belirdi. Eve dönme zamanı gelmişti. Son yirmi dakikayı külhanbeyi gibi topuğuma basarak yürüdüm. 

4 yorum:

  1. Yazını tekrar tekrar okudum...
    Ne güzel tespitler ve aynı zamanda acıtıcı kendimden biliyorum. Neden bu kadar güçlü olmak zorundaydık ki bilemiyorum ama daha 2 yıldır her zaman güçlü olmak zorunda olmadığımı idrak etmek ve bunu kabul dillendirmek bile iyi geldi.

    Yıllarca böyle yaşamışım çok üzülmüşüm ama acımadı ki acımadı ki demişim. Onlar birikmiş birikmiş. Ben yıllarca hiç ağlamamışım oysa mümkün mü böyle bir şey. Aynı senin gibi düşünmüşüm ağlamak güçsüzlüktür. Ben güçlüyüm. Asıl istediğin zaman ağlayabilmek harika bir şeymiş.

    Ve o iç ses var ya. Var yaaaa… En sinsi şey o ve ben yıllarca o sesi kendi sesim sanmışım. En kötüsü buymuş meğer. Belli süredir bir ödevim vardı. O iç sesi yakalamak. O kadar içselleştirmişim ki yakalayamıyordum. Ama belli bir süredir yakalıyorum ve dönüp hiçte öyle değil sen bir gider misin başımdan diyorum :)
    Oh be hayat böyle daha güzel keşke daha önce başlasaymışım terapiye diyorum ama sonrada şimdi zamanıymış demekki diyorum.

    Seni seviyorum. İyi ki varsın ve bunları iyi ki yazıyorsun. Çok iyi geliyor bana. Çookkk kalppp...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O iç sesi yakalamaya benim de çok ihtiyacım var. Ama yakalasam bile alt edemiyorum hep o haklı çıkıyor:(

      Sil
    2. Ve sen de bana çok iyi geliyorun canım ahu

      Sil
  2. Benim tanıdığım Yeliz kısa zamanda onları alt etmeyi başarır. Benden bile önce başlarsın eminim :)

    YanıtlaSil