16 Aralık 2022 Cuma

3N bir ben Aralık özel hastalık sayısı

 Ufaktan boğazım gıcıklandığında sadece üşüttüm diye düşünmek ne kadar büyük bir gafletse, başıma bunların geleceğini bilmeden sadece içimiz ısınsın diye koca bir tencere tavuk suyuna çorba pişirmek de o kadar büyük isabet olmuş. Noel pazarında sıcak şarapları ılık ılık boğazımdan geçirirken bunların hiçbirinin farkında değildim. Hem tramvaya binerken maske takmaya geri dönmüştüm, bana ne olabilirdi ki?

Pazartesi sabah korkunç bir boğaz ağrısıyla uyandım. Evden çalışırım nedir yani dedim. Bak hala kondurmuyorum. Öğlene varmadan ateşim çıktı. Akşama kalmadan sürünüyordum. Sesim gitti, salı sunacağım semineri başkasına devretmek zorunda kalacak kadar… 

bizim sokaktaki çitlerin sabah dokuz itibariyle görünümü hava -7C


İnsan sürünerek tuvalete gider mi? İnsan olan gitmemeli. Kulak kıkırdağı ağrır mı insanın? Ağrıyormuş. Ayağımdaki yün çorap tenime değince kaşındırmıyor resmen acıtıyor olacak iş değil ama işte oluyor. Ama işte paçavraya dönüyorsun öyle lanet bir illet.


Ben tabii bir yandan panik. Neden çünkü Arca’nın sınav haftası. Burda böyle. Üniversite finalleri gibi dönem sonlarında orta lise tamamı sınavlara giriyor sadece. Hasta oldun mu uğraş dur. İki hafta evvelinden propolis vitamin allah ne verdiyse dayıyorum cüceye malum virüs paratoneri. Karantinaya aldım kendimi, odaya kapattım, aynı masada yemek yok “annee ya gel bi öpeyim” yok. Aynı evin içinde evladıma hasret kaldım ama hasta etmedim çok şükür. Maskem, kolonyam her türlü tedbir covidmişçesine alındı. 


Pazartesi öğleden sonra bilgisayarı kapattım. Hadi sonra salı kafa izni aldım. Bak bunu da bilmiyordum bizim yeni yönetici pek iyi sağ olsun, o söyledi. Her ay 1 gün kafa izni (burada “kendimi iyi hissetmiyorum” izni deniyormuş) alabiliyormuşsun. Acaba bu ayda bir olmasının sebebi kadınlara regl izni olarak mı düşünüldü diye aklımdan geçmedi değil. Neyse.. Çarşamba bir tık iyi olur gibi oldum, evden çalışayım dedim. Ama ses filan yok. Bende ses yok nasıl peşi sıra altı toplantıya girdim ben de bilmiyorum. Öksürük tıksırık. Ama azimliyim çalışacağım neden çünkü haftaya benim ekip izinli, bu hafta onlarla çalışmam lazım. Nasıl kasıyorum anlatamam. İçimden diyorum ki bir perşembe kaldı bir de cuma. Evden çalışmama izin verirlerse çalışırım. 


Vermediler. Haftada iki günden fazla evden çalışmak yok. Ya ofise gel diyor ya doktora git prosdür böyleymiş. Benim gibi çalışmak için kasan enayiyi bulmuşlar da bunuyorlar. Dışarısı -7 derece, araba tamirde, benim zaten sesim çıkmıyor dolayısıyla ofise gitmem mümkün değil, geriye tek çare doktor kaldı. Ama ben de bazen cinlik yapıyorum, dün akşam üzeri gidebilirdim doktora o zaman çalışmış olduğum dünü de yazmak zorunda kalacaktı raporu. Ben ne yaptım bu sabah ilk iş gittim. Böylece iki günü kılçıksız rapor aldım. Ne demişler böyle başa böyle tarak,  böyle g…e böyle Neyse hiç terbiyemi bozmayayım, belki de hayırlısı böyleymiş. Fakat ben çektiğim tüm o dertleri bitmeyen boğaz ağrısını antibiyotiğe bağlar diye boşa beklemişim, bildiğin adi grip virüsüymüş!


Grip. Bilmem hatırlar mısınız? Hani senede bir illa ki evin küçüğü getirir, sıra dayağına çeker de ne olduğunu şaşırırsın, hani olurduk ya öyle covidden önce bildin mi? Geri gelmiş. 


Artık doktora gitmek mi iyi geldi, evden de olsa çalışmamak ve dinlenmek mi bilmiyorum ama… 


An itibariyle dördüncü günün akşamı sinüzite çevirme emareleri göstermekle birlikte daha iyi gibiyim. Baksana sanal şöminemin karşısına kurulmuşum, odun çıtırtıları ve günlerdir ilk kez demlediğim siyah çayımın eşliğinde blog yazıyorum. Bırak yazmayı kitap okuyamıyordu bu zihin. 



Saatlerce uyuduğum zamanlar hariç zihnimi dizi ve noel temalı korkunç netflix filmleri izlemekle uyuşturdum. Filmleri boşver de Wednesday çok keyifliydi, bayıldım, devamı gelir sanırım. Bir de Sıcak Kafa. Sadece benim mi dikkatimi çekti bilmiyorum ama başrol oyuncularının kıyafet seçimleri özellikle renkleri dizinin genelinin atmosferine aşırı bir uyum sağlamamış mı? Biraz böyle Matrix havası.. neyse ya instagramda paylaşınca öğrendim,dizinin kitabı da varmış. Diziyi bitirince kitabını Storytelden dinlemeye başladım, birden içimden “uzun yürüyüşler yaparken ne biçim dinlerim ben bu kitabı” diye geçirdim. 





Bak işte bunlar hep kuyruğu doğrultmanın sinyalleri. 

Önce kış çayından halis muhlis porselen demlikte siyah çaya geçiş…

Derken blog yazmalar

Hatta kitap dinlemeler bak bak bir de yürüyüş yapma gibi insani fazda eylemlere özlem duyma

Ne okusam diye kafada kurmalar

Ben bu gidişle iki güne kalmaz, şarabımı açar çorbadan makarnaya geçişimi kutlarım. Ay hadi inşallah.


Allah - ismi lazım değil -başka mikropların da gidişini kutlamak nasip etsin. 


Hep diyorum ya, bir umut kalmadı, kalmadı da kalktık geldik buralara, sonra bir şey oluyor, bir adaletsizlik bir hukuksuzluk bir kadın cinayeti, kahroluyorum, deliriyorum. Sonra diyorum ki meğer bir yerlerde bir umut kırıntısı kalmış, yoksa insan umudunu kestiği bir şeyde nasıl bu kadar hayal kırıklığına uğrar? Bakalım o umut kırıntısı ne zaman bitecek? 


6 yorum:

parıldayan çiçek dedi ki...

Çok geçmiş olsun. Sevgiler mutlu sağlık dolu yıllar.

Okuyanguzel dedi ki...

Umutsuz yaşanmıyor diyorlar ama ben uzun zamandır yaşıyorum. Hatta birçok kişi bitti bu saltanat dese de ben halen tam emin değilim.

Çok geçmiş olsun.
Sevgilerimle,

Leylak Dalı dedi ki...

Çok geçmiş olsun, buralar da kırılıyor, ağır geçen üçlü bir virüsmüş bu, çoluk çocuk, büyük küçük dökülüyor...

pelinpembesi dedi ki...

Geçen hafta aynı ben bu durumdaydım , bana 5 gün verdi rapor doktor. Ama hala nezle, öksürük devam ediyor. geçmiş olsun hepimize..

Adsız dedi ki...

çok geçmiş olsun. Hülya

Babaannemintakvimciği dedi ki...

biz de geçen ay ailecek sırayla gripten yapıştık kaldık koltuklara Allah tan covid gibi aynı anda hasta etmedi 1 er hafta koydu araya covidde en zoru aynı anda hasta olmaktı...acil şifalar diliyorum....