Yazılar posta kutuna gelsin mi?

20 Mart 2015 Cuma

Multitasking olmak ama nasıl olmak?

Geçen yazıda, aynı anda çok iş kotaracağım derken verimsizlik açmazına düşmekten bahsetmiştim. Bir de işlerin kontrolünün dışına çıkması var ki, aman evlerden ırak olsun. Biri bir soru sorduğunda o an o işle ilgilenmiyorsam, kafamda hiçbir data olmadığını fark ediyorum, uzun bir geri dönüş yapmak ve hatırlamak için zaman harcamak gerekiyor. Halbuki ne kadar konularıma hakimim sanıyorum, değil mi? Hikaye…

Verimliliği elden bırakmadan, kontrolü kaybetmeden, az zamanda çok iş, eş zamanda birçok iş yapabilmenin bazı yöntemleri var. Daha doğrusu varmış, ben de okuyarak deneyimleyerek kendime adapte ederek öğrendim.


Geçen yazının sonunda “zevk aldığın işlerden vazgeçmeme” önerisini yapmıştım.
Aslında bakarsan, her şeyin başı kendini az çok tanımaktan geçiyor.

Gülçin’in konuştuğu uzman, şarjı bitirmemek ya da birçok penceresi açık kalmış bir bilgisayardaki gibi kilitlenmemek için işleri teker teker bitirmeyi önermiş. Ve zamanlamayı kişisel özelliklerine göre yapması gerektiğini belirtmiş. Mesela ben sabah insanı değilim. Sabahları nemrut mutsuz keyifsiz olurum. Benim aslında en verimli olduğum saatler, 10:00 ile 14:00 arası. Ve sonra bir dikkat sorunu yaşıyorum, o arada ufak tefek işleri bitirmek en iyisi. Son iki saat de toparlanıp 16:00-18:00 arası yine canavarlaşıyorum. Hatta bazen geceleri zihnim geceleri daha bile açık oluyor. Bak mesela bu yazıyı gecenin bilmem kaçında yazıyorum.

Dağılmayalım, kimisi sabah canavar olur, kimisi öğleden hemen sonra… Mühim olan kendini tanımak ve buna göre çalışma programı yapmakmış. Mantıklı. Dediğim gibi zaten benim de bundan yana pek sıkıntım yok. Asıl çözüm iş planını, daha doğrusu iş önceliğini iyi yapmakta. Yani bir maili yazarken hop aklına bir şey gelip öbür konuya dalmayacaksın. Daldın mı, bir önce yarım bıraktığın iş senin beyninin arka planında işlemeye devam ediyor aslında ve seni yormaya… Eskiden yapılacakları sıra sıra yazardım. Şimdi hiç numara vermiyorum, tüm işleri listeliyorum, sonra numara veriyorum. Ve yardım almam gerekirse, artık hiç çekinmiyorum. Birileri bir şekilde yardım edecekse neden sen yapmaya kasasın?

İş listesi deyince, günlerce ertelenen işler oluyor değil mi? Özellikle de benim gibi kronik bir erteleyici isen. Yaz aylarında okuyup bu yazıda uzun uzun anlattığım “Ertelemesanatı” isimli kitabın özellikle bunu bir sorun olarak fark etme ve kabullenme anlamında yardımı oldu. Bu zaten ilk adım. Sonra sebepleri üzerine yoğunlaşmak gerekiyor. Tabii ki pek çok sebebi olabilir.

Sevmediğin bir iş mi? Erteleme! En sevmediğin tarafları hemen bitir, bitsin gitsin.
Programsız mı çalışıyorsun? Hop yukarıdaki öncelikli iş listesine dönüyoruz, ertelemiyoruz.
Mükemmeliyetçi misin? Bıyyyy olma! Mükemmeliyetçilik illeti de adamı daha iyisini yapacağı zamana ertelemeye iter. Yapma! 

“Good is Enough”.

Gülçin’le sohbetimizde bu cümle üzerinde çok durduk. Evet abicim zaten mükemmel yoktur. Yeterlilik vardır. Yeterli ol canımı ye. Gülçin bir şey anlatmıştı, işveren kısmısı işin 80% iyilikte olmasını bekliyormuş. 20% gibi bir oranda daha işi iyi yapabilmek uğruna olası innovatif fikirler üretmek yerine enerjini boşa harcamış oluyormuşsun. Mükemmel zaten ulaşılabilinemez bir mertebe, ulaşamadıkça motivasyonunun düşmesi de cabası!

Peki iş listelerimizi yaptık, ertelememe üzerine de çalıştık. Sırada ne var?
Sadeleşme!

Hayatını iyi kontrol etmek istiyorsan, mümkün mertebe yalınlaştırmak lazım.

İşleri planlarken böl ve yönet! Her bir bölüm bir aksiyon içersin, bitirdikçe rahatlayacaksın.
Ve her bir minik iş için bile bir dosyan olsun.

İş ve özel hayatı birbirinden ayırmak mümkün olsa hayat bayram olurdu ama öyle değil işte. Hepsi bir bütün. O zaman yapılacakları birlikte ele almak kontrolü artırabilir. Özel hayatta bir karmaşa varsa işe yansımaması mümkün değil.

Evde gardırobundan tut da faturalarına kadar sadeleşirsen, kafan da boşalmış olacak, net.
Bunun nesnel olmasına da gerek yok. Mesela hayatımdaki karmaşa unsurlarına göz attım. Devam etmeyi bir türlü başaramadığım dahil de olamadığım Yoga eğitmeni ve diğer öğrencilerinin olduğu whatsapp grubundan çıktım. Bu bile bir rahatlık verdi, ciddiyim. Şimdi gündemde bir arka odadaki kitaplık bir de gardırop var. Onları da şöyle bir silkeledim mi iyice kafayı boşaltacağım.


Ve son olarak işlerin günlük ve haftalık olarak üzerinden geçmek gerekiyor. Zaman kaybı gibi görünüyor ama deneyimlediğimde çok faydasını göreceğimden eminim. Hadi bana eyvallah:)

2 yorum:

  1. Oh be yazamadim diye uzuluyordum. Artik yazilmisi var :) sagoladin yelizim :) ben de dur aklimda bir iki sey daha var onlati da toparlayayim. Iki de faydali sey yazayim yahu degil mi :) ya da seninle bulusalim az daha muhabbetbedelim Yeliz ya sen ne guzel yaziyorsun :)

    YanıtlaSil
  2. Hay ağzına sağlık diyorum. Ne güzel yazıyorsun :)

    YanıtlaSil