Yazılar posta kutuna gelsin mi?

belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Türkiye ve Belçika arasındaki farklar, tespitler Vol.5

Her şeyin başı sağlık derler ya... Vallahi doğru! Sadece yaş kemale erdiği için değil, katiyen! fakat küçük bir tökezlemede anlıyorsun, beden sağlığının ne mühim bir mesele olduğunu. 

Arcasız ve İlkersiz ikinci hafta sonu için, pazartesi Prag'a iş seyahati ve cumasına İzmir yolculuğu hazırlığı ile geçireceğimi bildiğim için hiçbir çılgın bekar programı yapmamıştım. (Bekar programı= Melike ile Flage'de çilek şarap muhabbet, üstüne dondurma) Gel gör ki bir haftadır sık sık yoklayan boyun ağrısı, bırak bekar gecelerine akmayı, ütü yapmayı bile sabote etti. Cumartesi ağrı tavan yaptı. Bir haftadır kas gevşetici içtiğim için artık kesmem ve sadece merhemle devam etmem lazım. Yani durum ciddi. Cumartesi sadece ütü yapabildim. Pazar temizlik. O da ne? Pazar öğleden sonrası : Boynum ağrımıyor. 

8 Temmuz 2018 Pazar

Türkiye ve Belçika arasındaki farklar, tespitler Vol.4

Arca'nın okuldaki başarısının ardındaki etkenlerden biri Katrien, özel Flamanca öğretmeni.

Katrien, Arca'ya Flamanca öğretmekle kalmadı bize de harika bir arkadaş oldu.

Arca ve İlker'in İzmir'e gidecekleri tarih belli olunca, son derslerinin ardından yemeğe davet ettik.

27 Mayıs 2018 Pazar

Seyahat yazısı: Gent'te ne yenir, ne içilir?


Belçika'ya gelip de Brugge'de (Bruges - Fransızcası) bir gün geçirmeyeni dövüyorlar galiba. Zira evvelden Belçika'ya gelmiş istisnasız herkes Brugge diyor, daha da demiyor. Bu döt kadar memleketin açık ara en turistik yeri diyebiliriz.

Bizim Alaçatı gibi düşün. Bir de beni düşün, Alaçatı'nın dibindeyken tüm yaz adımını atmayan beni. Onun yerine Germiyan, Paşalimanı'nı tercih eden, dondurma yemek için bile Çeşme merkeze inen beni.

Belki de bundan sebep, daha buraya gelmeden Brugge bende öyle bir önyargı yarattı ki, anlatmam mümkün değil. Nitekim ilk gittiğimizde müthiş soğuk ve yağmurlu havaya, ikinci gittiğimizde ise korkunç bir garsona denk gelmek önyargıma tüy dikti.
- Brugge?
- Yok Brugge sevmiyom ben :( Gent'i tercih ederim.

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Brüksel ve İzmir ya da Türkiye ve Belçika arasındaki farklar, tespitler Vol.3

Aylar geçtikçe yeni yeni tespitler türüyor, yeni tespitler türedikçe ben de üzerime düşeni yapıyor, siz canım blog dostlarıma hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak yazıyorum da yazıyorum...

Vol3.Tespit1: En doğal doğum kontrol yöntemini bulmuşlar! 
Güneş göz kırpsın bunların ayaklarında sandalet, kıçlarında şort. O götler hep yerde, o ayaklar hep çıplak! Sonra niye nüfus yoğunluğu az? O üşümeye çocuğu olur mu insanın tövbe olmaz. Benim babet çorabı giyince bile ayaklarım donuyor. Atletimi daha törenlerle çıkarmadım.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Şikayetler, sosyal medya, blog, hayvansız belgesel ve diğerleri

Mayıs ayı, tatil ayıymış burada. Benim gibi mayıs çocukları için ne şans! Önce doğum günümü ve işçi bayramını kutlayalım diye 1 Mayıs tatildi. Haftasına başka bir bayram, hop iki gün tatil. Bu hafta yine bir başkası. İzmir'den arkadaşlarımız geldiydi, gezdiydik derken arayı açtık. Olsun n'apalım gönüller bir olsun. Ne yapıyorum, ne ediyorum merak edenlere bir ara sıcak yazısı geçelim ;)

Önce şikayetler!

17 Nisan 2018 Salı

Hallerbos

Bahar geldi. İnanması güç ama Brüksel'e bile bahar geldi. Geçtiğimiz hafta sonlarının birinde, bir pazar, yine yeniden Bois de la Cambre parkına gitmek istediğimizde, İlker çatladı! "Arkadaş madem parka gideceğiz, zibilyon tane park var, ne demeye her seferinde Bois de la Cambre'a gidiyoruz?"
"Ay işte bilmiyoruz!"
"Bilmiyoruz da neden öğrenmiyoruz?"

Geçtik bilgisayarın başına, başladık park araştırmaya. Aklımıza Kralın sarayı geldi, buranın kralı evinin bahçesini yılın belli bir zamanı misafirlere açarmış, çiçekler, bitkiler... Botanic overdose... Ama işte maalesef Nisan sonu- Mayıs ortasına denk geliyormuş bu zaman. Geçtik.

İlker'in aklına Hallerbos geldi. Haller Ormanı. Çan çiçeklerinin (bluebells) açılma mevsimi varmışmış... O da bir hafta sonrasıymış peh!

9 Nisan 2018 Pazartesi

Konfor alanı

Belçika'ya taşınmaya karar verdiğimizde çevremizden duyduğumuz olumsuz tarafların başında "konfor alanı" geliyordu.

Öncelikle bizim Almancısı bol eski şirketten arkadaşlar, "aman" diyordu, "bir saçını kestirmek 50 euro'dan başlıyor hem üstelik iyi de kesmiyorlar!" Bir başkası, "yok" diyordu "senin röfleden röfleye Türkiye'ye gelmen lazım altından kalkamazsın!"

1 Nisan 2018 Pazar

"Je suis fatigue*"

Haftanın en dingin saati.

Arca ve İlker GS-Trabzonspor maçını izliyorlar. Az önce yanlarına gittiğimde ve "gol olacak" dediğimde olduğu için, beni yanlarında istiyorlar ama ben yazmayı tercih ettim, düşün artık nasıl kıymetlisin blog.

Kıymetlisin çünkü çok ama çok şey borçluyum sana. Bana iyi insanlar kazandırdın, beni iyi insanlara kazandırdın. Belçika vizesi yazısı sebebi ile bana ulaşıp akıl danışanlara, geçen yıl bu zamanlar bana yine bu blog aracılığı ile yardımcı olmuş insanlar gibi, ben de aklım tecrübem yettiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Hayatın tatlı tesadüflerinden biri daha, bana, bizim şirkette işe başlamak üzere olan bir arkadaşı bu blog aracılığı ile getirdi, umarım yardımcı olabilmişimdir.

Hayat tüm hızıyla hatta biraz da fazla hızlı akıyor burada. Allah biliyor ya bazen çok yoruluyorum.

Yorgun demişken...

11 Mart 2018 Pazar

Brüksel ve İzmir ya da Türkiye ve Belçika arasındak farklar - karşılaştırmalı tam liste Vol.2

Bu Vol.2'nin tamamını okul ve eğitim sistemine ayırsam, Vol.2.1 - Vol2.2... diye uzar gider aslında.

Belçika eğitim sistemi hakkında çok derin bilgilere sahip değilim. Dilini daha kolay öğrenir düşüncesiyle Flamanca eğitim veren bir okula yazdırmak için epey uğraştım. İyi mi kötü mü oldu zaman gösterecek. Zira pratikte ve okuldaki öğrenciler tarafından Fransızca konuşulan bir muhitte Flamanca eğitim cesurca bir karar aslında, şimdi fark ediyorum. Ama sanırım başa dönsem yine Flamanca eğitim veren bir okula gitmesini isterdim. Çünkü öğrendiğime göre Flaman hükümeti eğitime daha fazla bütçe ayırıyormuş. Böylece sınıflar daha az kişilik, eğitim olanakları daha fazla oluyormuş. Arca'nın Flamanca öğretmeni dediydi. Doğru aslında, bak mesela Arca'lar 14 kişilik bir sınıfta eğitim görüyorlar. İzmir'de yılda 35.000 TL civarı bir okulda okurken sınıf 23 kişilikti. Lego kursuna gitmesi için fazladan ücret ödememiz gerekirdi, bunların şimdi kocaman bir lego sınıfları var. Geçen dönem futbol oynarken bisiklet binen çocukları rahatsız ediyorlar diye hemen bir futbol sahası ayarlanmış.

Okulla ilgili bize hala garip gelen birçok nokta var.

4 Ocak 2018 Perşembe

Brüksel ve İzmir ya da Türkiye ve Belçika arasındak farklar - karşılaştırmalı tam liste Vol.1

Bu akşam eve erken geldim. Daha doğrusu normal saatte geldim ama genelde fazla çalıştığım için bizimkiler şaşırdılar. Tatil sonrası beş dakika fazla kalamadım. Beş gibi eve damlayınca, kaç gündür salladığım patatesli yumurtayı yapmamak için haliyle kaçamadım. Ama yanına annemin mis gibi tarhanasıyla havuçlu marullu salatayı da kattım ki, kızartmaya dadanmasınlar.

Ay bunlar pek fena! Bak yine şikayet edeceğim. Geldiklerinden beri benim moral tavan, bir de muhteremin yemekleri pek şahane olunca kilo aldım yav! Neyse işte sebzeden yana fazla da seçenek olmayınca, böyle çorbaydı, salataydı, derken sağlıklı beslemeye çalışıyorum.

Ne diyordum? Akşam. Yemeği yiyince bana bir miskinlik çöktü, girdim battaniyenin altına, o ikisi PES maçı yaparken uyuklamışım. Tabii şimdi akşamın bu saati cin gibiyim. Söylemesi ayıp bir bira açtım keyfine, Zara'nın online indirimini değerlendirirken Leffe triple yuvarlamışım.

İlginçtir (aslında hayır değildir, zira ülkenin alım gücüne göre aynı mala farklı fiyat uygulaması global şirketler için olağandır) burada bok gibi para ödediğin aynı malı Türkiye'den neredeyse yarı fiyatına alabilirsin. Aldım. Ay sonu gelecek ablamların bagajını biraz şişireceğim artık :)

7 Aralık 2017 Perşembe

Kültür şoku

Arca'yı ilk defa yarım günlüğüne mahalledeki kreşe yazdırırken kurum sahibinin her hava koşulunda çocukları bahçeye çıkardıklarını, "kötü hava koşulu yoktur, uygun olmayan giysi vardır" düşüncesini benimsediklerini işittiğimde pek sevinmiştim. Bu palavraların bizim gibi saf anneleri hedef alan satış argümanı olduklarını öğrenmem uzun sürmedi. Nitekim iki sene sonra daha kurumsal bir anaokuluna yazdırırken sormamıştım bile, hava biraz serinlesin, iki damla yağmur yağsın, çocukların çizgi film başına oturtulacaklarını biliyordum. Gerçi kurumlara bok atmak da nereye kadar doğru? Neticede yurdum annesinin soğuk algınlığı kabusunu hepimiz biliyoruz. Bir iki derken okul yönetimleri de pes ediyordur mutlaka.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Çocuklar

İlker'siz bir haftayı sağ salim bitirdik. Arca da hayret etti, "atlattık vallaha" dedi. Artık benimle baş başa hayatın ne tür bir cehennem olacağından endişelendiyse... Gerçi ben de çok rahat değildim.

Arca'yı okula erken bırakıp, birkaç saat fazla okulda kalacağını anlatmak kolay değil. Anlamadığından değil, istemediğinden. İlk gün okul yolunda yürürken epey sızlandı. Hatta okul sonrası için ipadi bırakmamı istedi. Okulda ekran tamamen yasak. Okul müdürü, sıkılmayacağını garanti etti, dediği gibi de oldu. Zira okuldan sonra ödevlerini yapmışlar ve bahçede oynamışlar. Sonra ikindi kahvaltılarını yapıp anaokulunun oyuncaklı bölümünde vakit geçirmişler. Her yaştan onlarca çocuk olunca Arca'nın tabiriyle "korktuğu kadar korkunç" geçmemiş.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Ben?

Ben bizimkiler Belçika'ya ayak bastığından beri, pişmiş kelle gibi sırıtıyorum. İşteki arkadaşlara adağım vardı, baklava. İlker gelirken getirdi. "Vize sorunu aşıldı, tekrar bir aradayız kutlaması yapıyoruz" diyerek bir öğleden sonra herkesi mutfağa davet ettiğimde, bilmeyenler de öğrenmiş oldu. Hala birileri nasıl gidiyor diye sorduğunda, gözlerim parlayarak cevap veriyorum: İyi gidiyor, çünkü ailem yanımda.

Bu kadar.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Belçika'da oturma izni nasıl alınır?

İlker ve Arca geleli iki haftadan, eşyalar eve taşınalı bir haftadan biraz fazla oldu. Son paketleri az önce açtım ve çeyizlik porselenlerimi de konsola yerleştirdim. Resmi olarak yerleştiğimizi duyurabilirim.

Yuvayı dişi kuş yapar lafı hikaye. İlker, iki aydır otel odasından başka bir şeye benzemeyen dört duvarı yuva haline getirdi. Perdelerimiz var! Gerçi kolay olmadı, buranın kornişleri bizi epey uğraştırdı. Muhterem, Evrim'den aldığımız tavsiye üzerine Türk Mahallesine bile gitti. Gerçekten her şey Türkmüş :) Muhabbetler de...

Perdeci: Abi nerde oturuyorsunuz, biz getirelim?
İlker: Uccle'da.
Perdeci: a niye ki? Orada hiç Türk yaşamaz, n'aptın abi ya? Buradan ev bulsaydınız keşke!

19 Ekim 2017 Perşembe

Tespitlere gel

Geliyorum. Madem geldik, yerleştik (yok aslında henüz yerleşemedik), biraz tespit biraz gözlem az buçuk ortaya karışık geyik yapabiliriz :)

Belçika D tipi çalışma ve aile birleşimi vizesi nasıl alınır?

Yeni yazı yayınladığıma göre vize konusunu kapattığımızı anlamışsınızdır. Fakat ne çektiniz benden:) Ama çile bitmedi. Son bir yazı ile başımıza gelen türlü belalarla kafanızı son bir defa daha şişireceğim. Hazır mıyız?

Hepimiz bir şekilde çalışıyoruz ekmeğimizi kazanıyoruz. İşini sevebilirsin, sevmeyebilirsin fakat yaptığın işe saygı göstermek zorundasın. Özellikle de yaptığın iş insanların hayatlarını etkiliyorsa, mesela öğretmensen, doktorsan... Ya da bir vize başvuru merkezinde memursan...

22 Eylül 2017 Cuma

And the Oscar goes to...

Bendeniz!

Bugün insan kaynakları, şahsım ve vizeyi takip eden danışman firma yetkilisi arasındaki telekonferans toplantısında ortaya koyduğum kan, şiddet, gözyaşı içerikli, Merlyn Streep'e taş çıkaran ultra şahane performansım, otoriteleri ziyadesiyle şaşırtacak nitelikteydi. Oyunculuk piyasasında pek ala geç kalmış bir keşif olarak nitelendirilebilirim!

Nicedir danışman firmanın bizim dosyayı takipte zayıf kaldığını sezmekteydim. Öyle ki, Ankara'daki konsolosluğa ben ulaşıyorum, koskoca firma Belçikalardan ulaşamıyor. Adama sormazlar mı kardeşim sen konsolosluğa ulaşamıyorsun memleketinin bakanlığına nasıl söz geçireceksin? Nitekim geçiremiyordu zaten. Bir evrak veriyorum, bir tercüme, bir mail o kadar.

17 Eylül 2017 Pazar

görüntümle tezat gerçekliğim

On üç yaşımın yazıydı, çok iyi hatırlıyorum çünkü bütün bir gece boyunca sohbet ettiğim ablamın arkadaşı (kızın adını hatırlamıyorum şimdi) yaşımı öğrendiğinde çok şaşırmıştı. Hemen her kız çocuğu gibi çabuk büyümüştüm ve yaşımdan büyük gösteriyordum ama sebep sadece bu değildi. Kendi yaşıtlarımı çocukça bulduğum için ablamın arkadaş grubuna sızmaya çalışıyordum. Bu konuda da oldukça başarılıydım. Neden? Çünkü bütün çocukluğum benden büyük kuzenlerin sohbetlerine katılmakla, okuduklarına ve walkmanden dinlediklerine yancı olmakla geçmişti. O kız da beni on yedi yaşında sanmıştı, on yedi yaşında gibi davrandığıma ve göründüğüme göre ne bekliyordum ki? Gayet normal.

27 Ağustos 2017 Pazar

Kurgu bebek ıspanak salatası

Bütün gün karpuz gibiydim. Mutfak sandalyelerinden sonra oturulabilecek tek yerde yani Arca'nın şiltesinde bir o yana bir bu yana devrildim. Kahvaltıdan sonra biraz yatakta okuyayım dedim uyuyakalmışım. Aslında pazar günü için bütün hedefim buydu. Haftalık yemeklerimi pişirecek, evi biraz düzenleyecek ve bol bol dinlenecektim. Ama cep telefonunun interneti bitince dışarı çıkmak zorunda kaldım. Tabii ki dükkan kapalı, ne sanıyordum ki?