7 Aralık 2009 Pazartesi

Uyku günlüğü - 3 ("yatır kaldır"da 5. gece) - sabırlar tükeniyor mu?

Feci hasta olmama rağmen uyku programından fedakarlık etmemeye kararlıyım.
Pazar kendi kendine sabah uykusuna daldı... 1 defa uyandığını duydum, dönüp tekrar uyudu. Ben de kahvaltı edip kestirdim. Güzel güzel yemeklerini yedi, oynadı. Öğleden sonra uykusuna yine kendi kendine daldı. Ama 45 dakika sonra ağlayarak uyandı, ama uykusu olduğu belli, emzik verip 1 defa Y/K yaptım, uyudu. Gün içinde 2 defa ve toplam 3 saatlik güzel uykular uyumuş oldu. Buraya kadar herşey güzel...
Akşama doğru ben 1-2 ev işi yaptığımdan (çamaşır toplamak, yemek... duyan da halı sildim sanacak!) acayip yorulmuşum, uzandım. İlkerse öbür odada uyuyakalmış. Arca aktivasyonunun zirvesinde saat 18:30. İlkere dedim kalk Arca ile ilgilen, yemeğini hazırlayayım, bi yarım saat dinleneyim.
19:00 yemek saati
Arca çığlık çığlığa, en sevdiklerinden mercimek çorbasına yokum diyor! Gece tahılı!! Mama sandalyesinde tutamıyorsun, ağlıyor. Kucağıma aldım. Bir elimle yedirmeye çalışıyorum. Hani yemese dicem ki tamam doydu, bırakayım. Ama hayır, hem yiyor hem ağlıyor, nasıl da ağır. ilker geldi, aldı kucağına, veriyorum yiyor, yarım kase bitti. Sanki deli uykusu var. Temizlendik, giyindik. Burnumuzu da temizledik, yaygarayla. Erken ama olsun demek ki uykusu geldi, uyusun dedim. Odamıza çekildik. Koltukta biraz sohbet, sonra yatak... Tam uyur gibi oldu, birden ayıldı. Yatakta oynamaya başladı, demek ki sinyalleri iyi alamamışım, acemi anne:)Aldım yataktan ışık loşken koltukta yan yana oturduk, kitap okuduk, masal anlattım, kitaptaki hışır hışır yapan kediyi aldı eline, bırakmıyor. Çıktık odadan babayla maç izlediler. Sonra uykusu geldi galiba dedik, bu defa yatakta küçük peluş yastığını yanına koymuştum, aldı, ce-e yapmaya başladı. Allahım güler misin ağlar mısın... 3. denememiz sonuç verdi, 5 dakika içinde yatakta kendi kendine uyudu. Şu kendi kendine uyuma meselesini ağlatmadan başarabildik galiba da...
gece uyanmaları devam...
01:30 1 defa Y/K ve uyudu
05:00 2 defa Y/K ve uyudu
Sonra bi daha kalktı, uykumun en tatlı yeri, Y/K yapıyorum, tamamen bilinçsizce ve otomatikman. Arcaya işlemiyor!!! Bir ara "uyuyacaksın Arca!!" diyen sert sesimi duydum. NAPIYORUM BEN? Tekrar kucağıma aldım, sakince konuştum, yatağın diğer tarafına yatırdım, 1-2 dakika sonra uyumuştu. Saate baktım meğer 6 olmuş, ben daha 5 buçuk filan sanmıştım. Belki de uyanacağı saatti, çocuğu boşuna hırpaladım diye vicdan azabı çektim. Bu arada İlkere de hırladım galiba, bana kırgın gibi, bilmiyorum.

Annelik = kronik vicdan muhasebesi

06:40 uyandı, yeleğimizi giydik. Koltukta birbirimize ilan-ı aşk ettik. Şarkı söyledik, emdik, babayı uyandırdık, ben hazırlandım ve Arca bana el salladı:)

Konu ile ilgili serinin tamamı :
Uyku günlüğü - 1
Uyku günlüğü - 2
Uyku günlüğü - 3
Uyku günlüğü - 4
Uyku günlüğü - 5
Uyku günlüğü - 6
Uyku günlüğü - SON

Arca bugün ilk defa...

el salladı. Ben kapıda hazırlanırken o İlkerin kucağındayken, belki 100. defadır "anne gidiyor, hadi el salla, Arca" lafına ilk defa el sallayarak cevap verdi!!

6 Aralık 2009 Pazar

Uyku günlüğü - 2 ("yatır kaldır"da 3. ve 4. gece)

önce Arcanın sevimli fotolarından birini koyalım da gevşeyelim:)

4 Aralık cuma...
Sabah 6 buçukta kalkıp Arca ile güzel bir sabah geçirdikten sonra işe gittim. Son birkaç günün ağır faturası tarafıma kesilmişti, heryerim ağrıyordu. Yıllar süren hamlığın üzerine 3 gün ağır spor yapmış gibiydim. Öğleye kadar ıhlamur, karanfil, tarçın... bilimum bitki çayları işe yaramadı, ve yığılmak üzereyken eve gitmeye karar verdim. Aslında benimki de salaklık az sabret de nezle-grip ne haltsa geçsin öyle başla bu işlere... yok koca olsun bu gece olsun!! Neyse öğlen yemeği de yiyemeyince toplandım çıktım. Eve bi geldim, buzdolabı bozulmuş, herşey erimiş. Arcanın 400 cc kadar sütü vardı, çözünmüş. İsabet oldu, sağ meme iptaldi zaten, emziremiyordum. Ama etler, tavuklar...Ümit ablayla gönderdik, benim ne pişirmeye ne de o kadar yemeği yemeğe halim var. Allahtan sadece voltajdan kart yanmış, motorda bişey yok da fazla masraf çıkmadı. Ümit abla ıhlamur kaynattı, içtim, bi türlü uyuyamıyorum. Bu arada Ümit abla Arcayı yatağa koymak ve bırakmak suretiyle uyutmuş ama elini üzerine koymayı yanlış anlamış, elini Arcaya vermiş, Arca bayılır zaten el tutmaya :) İşin mantığını anlatma fırsatı buldum, anladı sanıyorum, onun desteğine ihtiyacım var ve birlikte bu işi kotarmak için hiç imkanımız yok.
Uyuyamıyordum ya bi ara İlker geldi, ateşim çıkmış. İlaç verdi, uyumuşum. 2 saat. Bu arada Arca çok öksürmeye başladı ama sadece yattığında. Uyanıkken sorun yok, muhtemelen nezlesi hala geçmediği için geriye akıntı öksürük yapıyor. Uyandığımda İlker doktoru ile konuşuyordu, şurup verebilirsiniz demiş. İştah fena değil, birşeyler yedik.
20:30 Pek uyku yok gibi. 15 dakika sonra gözler ovuşturulmaya başladı. Odamıza çekildik. Ninni ile kucakta oturma, sakinleyince yatağa koyma, panda yine reddedildi, uyku açılır gibi oldu. Elimi sırtına koydum, pışpışlamadan öylece durduk,sakinleyince elimi çektim, yatağın yanında oturdum, mırıl mırıl konuştum, Arca ellerini kavuşturdu yine - yeni probumuz bu galiba - mıkır mıkır yaptı. Ben susup yataktan iyice uzaklaştım, UYUDU!! (21:10)
Şimdi bu kendi kendine uyumaya başlamak oluyor değil mi? Kendimi kandırmak istemiyorum. Öksürükten uyandığında sadece sırtına dokundum. Emzik verdim. (aman prop yapmasın!! Proplar kabusum!!)

22:30 uyku öğünü (22 ye çekmiştik, ama geç uyuyuca...) önce biberondan sonra sağlam memeden.

02:00 uyandı. 2 defa yatır kaldır, uyudu. Yatır kaldırda ağlamadı sadece mızıkladı.
04:00 uyandı. 2 defa yatır kaldır, uyudu. Yatır kaldırda ağlamadı sadece mızıkladı.

07:30 uyandı. Mamaaaa diyerek. Aç olunca mama diyor ama galiba bana da mama diyor arada.

Bence iyi bir geceydi. Evet kalktık ama en azından uyanık kalma süremiz birkaç dakika ile sınırlı oldu. (iyimser annenin züğürt tesellisi - napiyim kendimi motive etmem lazım :) )

5 Aralık cumartesi
Sağlam meme ve çözünmüş sütten oluşan süt faslı sonra anne sakat memeyi sağdı, sonra kahvaltı. Bende halsizlik devam ettiği için İlker kahvaltıyı hazırlarken, Arca da oyun halısında oynarken ben sadece uzandığım koltuktan onu seyredebildim. Arcayı yatağa koymak suretiyle uyuttum. Mızıldandığına elimi sırtına koydum. Pış pış yok, elini tutmak yok. Arca ellerini kavuşturdu yine, bir süre sonra uyudu. 1 saat güzel bir uyku çekti. Bu arada İlkerin işi çıktı, ben annemi aradım. Hastayken Arcaya bakmam mümkün değil, çabuk yoruluyorum. Annem geldi, işleri devraldı. Arca ara öğün yoğurdunu yedikten sonra uyumadı, oynadı. Ben banyo yaptım, rahatladım. Ağrılarım azaldı ama hala çabuk yorulmaya devam. Öğle yemeğinden sonra Arcanın uykusu geldi. Kucakta çok tutmadan yatağa koydum, hemencecik uyudu. Güzeeelll...
Ben de uyumuşum. Arca arada öksürerek uyanmış, annem pışpışlamış (kadına şimdiye kadar böyle yaptıdık, yeni yönteme bir günde alışmasını bekleyemezdim) Arca 1,5 saat uyumuş. Babam gelmiş, ben uyandım. İlker gelince annemler gitti. Arca pislikten kokuşmak üzereydi, yıkadık, acayip keyiflendi. giyinirken mızıkladı, babayla oyun, keyif, bana izlemesi daha da keyif:)
20:30 uyku sinyalleri geldi. Odamıza gittik. Birkaç dakika sarılmak ninni, sonra yatak. Birkaç dakika konuşma.. Mızıldanınca elimi sırtına koydum, pışpış yok. yine eller kavuştu, mıkırdanma, uyku.... zzzzzzzzzzzzzzz
22:00 uyku öğünü burnu çok tıkanmış, temizleme, hafiften uyku açıldı ama tekrar daldı.
01:30 uyandı, 2 defa yatır kaldır, uyudu.
03:00 uyandı, 2 defa yatır kaldır, uyudu.

ŞİMDİ DE YATIR KALDIR MI PROP OLUYOR???

04:00 uyanmış. ben duymadım, çok ağlamış. İlker başında uyutmaya çalışıyordu. Olayı ele aldım. Belki ona bırakmalıydım, Arcanın dikkati iyice dağıldı. İlker koltuğa oturdu. Arca ağlamıyor, yatakta öylece duruyor. Yüzüstü yatırınca dizlerinin üzerine kalkıp oturuyor, oyuna çevirdi, defalarca. Yatağın içinde savaş yapıyoruz. Arada yatırmaya çalışıyorum zira kendisi kalktığı için kaldır kısmına gerek kalmıyor. İlkere uyku ağır bastı, çıkayım dedi, tam da Arcanın dalmaya yakın olduğu an, ayağının altındaki biberon kapağı ses çıkardı, Arca CİN! Hadiii baştan. Bu defa kucağıma alıp ninni söyledim. Tüm ritüel tekrar başladı.

Tracy kalk gel mezarından şu anneye yardım et !!!

Arca tekrar uyku moduna girdi, yatağa bırakıldı, uzuuuun bir süre başında bekledim, sonunda uyudu. Bu hadise nerdeyse 1 saat sürdü. Herşey iyiye giderken niye böyle birşey yaşadık sorusunun cevabını Tracy ye gömülüp aradım, uyuyaklamışım.
06:00 uyandı yatır kaldır, 1 defa, uyudu.
06:30 uyandı, yanına bile gitmedim, İlkere çok yorgun olduğumu söyledim, birlikte kaka yapıp oynamışlar. 8 gibi meme için uyandım, oynadık, kahvaltı...

09:30 uyku geldi, yatağa koydum, artık pış pış filan yok!! kımıldadı, mızıldadı uyudu...

Anne yorumu: Mehter takımı gibiyiz. 2 ileri 1 geri... tutmuyor bir türlü. ama durmak yok yola devam. Önümde 3 gece daha var. Tracy ye ihtiyacım var. Bana nerde yanlış yaptığımı gösterse... bilemiyorum. Kendi kendine uykuya dalabiliyor olması sevindirici, umut verici ama gece uyanmaları farklı saatlerde devam ediyor. Yatır kaldırı hatalı yapıyorsam propa dönüşme tehlikesi var. Ama 1 sn bile tutmuyorum kucağımda. Ayrıca hiç ağlamadığı zamanlar ne olacak? O zaman kucağa almaya gerek yok ama uykusu da açılıyor??? zor zor zor.... Kafamdaki tilkiler artık ikamet aldılar, yerleşik düzene geçtiler, kovsam da gitmiyorlar, beni bırakmıyorlar!!! Tracy kurtar beni!!!

Konu ile ilgili serinin tamamı :
Uyku günlüğü - 1
Uyku günlüğü - 2
Uyku günlüğü - 3
Uyku günlüğü - 4
Uyku günlüğü - 5
Uyku günlüğü - 6
Uyku günlüğü - SON

4 Aralık 2009 Cuma

Uyku günlüğü - 1 ("yatır kaldır"da ilk 2 gece)

Eğer dişse bundan sonra yapacaklarım işe yaramayacak, diş değilse bir an önce hatalı ebeveynliğimi telafi etmem gerekiyor, zaman işliyor.
Prop meselesini hain Hülya soktu önce kafama, iyi de etti, ben hiç düşünmemiştim, olasılıklarıma dahil ettim. Sonra sevgili "sadece anne" bana güzel bir link göndermiş, nerdeyse beni tarif ediyor. Buradan ulaşabilirsiniz. Kısaca Dana'ya gelen soru "8 aylık bebeğimi şş pat ile yatakta uyutuyorum ancak gece 4 defa kalkıyor, yine şş pat ile uyutmaya çalışıyorum, bazen yarım saati buluyor, uyuması, ama yine uyanıyor." Dana'nın cevabı ise: "istemeden bir prop haline gelmişsin. Bebeklerin uykuya geçişleri bir yolculuk olarak tanımlanır. Uyanıkken A diyelim, uyku ise B olsun. İşte uykuya geçiş bu A-B arasındaki süredir. Bu süreyi bebek nasıl geçiriyorsa, gecenin ilerleyen saatlerinde uyandığında da aynı süreci talep edecek, başka şekilde uyuyamayacaktır. Önceleri şş pat kolay olmuştur ancak zaman ilerledikçe ve bebek bilinçlendikçe zorlaşır. Yapacağın şey şu: hergün şş pat süresini azaltmak ve yarım dakika şş pat yaptıktan sonra 1 dakika kadar durmak. Sonra tekrar daha kısa şş pat ve yine 1 dakika durmak. Birkaç gün bu şekilde yapınca bir süre sonra sadece yatağa koyabilirsin. Gece uyandığında ise aynı yöntemi uygulamalısın."
Sonra Tracy'i bir daha okudum. Yatır kaldır yöntemine, ağlamak işin içine girdiği için temkinli yaklaşıyordum. Ama Tracy'de yazanlar beni ikna etti.
Ne diyor? evet ağlayacak ama bu canı yandığı için yada size kızdığı için değil, farklı bir şekilde uyutulmaya tepki verdiği için. Üstelik yanında olacaksınız, yani güven yitirmesi söz konusu değil. Peki, ikna olduk...

2 aralık çarşamba
Gündüz çok uyumamış (toplam 2 saat ve öğlen 2 buçuktan beri ayaktaydı)
Mutluydu ve pek uykusu varmış gibi değildi.
Tüm gün güzel güzel yemiş olmasına rağmen akşam mercimek çorbası ve etli bezelyeden oluşan yemeğini yemedi. Emdi. Gece tahılı denedim, yine yemedi. Vazgeçtim.
Lavaboda ufak bir duş aldık, sularla oynadık.
Pijilerimizi giydik. Biraz kitap okuduk. Odanın ışığını kapattık. Yine uykuya geçmek için koltukta oturduk, şş pat ve ninni ile sakinleştik. Gözler kapanmadan yatağa yattı. Linkte dediği gibi öncekine göre çok çok daha az şş şş yaptım, elimi çektim, yanında oturmaya devam ettim. Mızıldandı, ellerini kavuşturup oynadı. Pandasına dokunmak istemedi. Uyur gibiyken uyandı, tekrar çok az şş pat yaptım, hatta bu defa sadece pat. döndü poposunu elleriyle oynarken daldı. Evet galiba ilk defa kendi kendine daldı. 1-2 defa döndü, emziği attı ama uyanmadı.
Uyku öğününü unuttum, 10 da verecektim. 10 geçe uyandı, emzirdim. - ilk hata!!!
olsun ilk geceden herşey mükemmel olacak değil. 11 e doğru uyandı. Emzik verdim - dıııt - 2. hata!!! vermeyince çok ağlıyor, buna çözüm bulmak zor?
uyudu. ben de çok oyalanmadan yatağa girdim, Tracy okurken uyuyakalmışım, 12 buçukta uyandı. elimi üzerine koydum, pat pat yaptım, çekildim, yine ağladı, yine aynı şekilde pat pat yaptım çekildim, uyudu.
Hem de 5 e kadar. Yatır kaldır yapmayı denedim. 20 dakika sürdü, uyudu. Ama 10 dakika, yine devam (bu arada nerdeyse 11 kilo olmuş veledi yatırıp kaldırmak ciddi kondisyon istiyor) burnu çok akmış, nazal aspiratör yaptık, çok ağladı. Yine yatı kaldır. Yatırdığımda ellerimi tutmak istiyor, koluma yapışıyor ama vazgeçmedim, konuşarak orda olduğumu hissettirdim, dokunarak değil ve 6 ya 10 kala uyudu. Nerdeyse 1 saat sürdü. 7 ye doğru uyandı. Kucağıma aldım, çekmeceden yelek arıyorum, eliyle çenemi tutup yüzümü kendisine çevirdi ve gözlerimin içine baktı. Öpüştük:)

3 Aralık perşembe
yöntemden sabah Ümit ablaya bahsettim, diş olduğunda ısrarlı ama Tracy nin ilgili sayfalarını işaretledim, okuyacak ve öğlen de uygulamaya çalışacak. Gerçi öğlen uykuları normal ama yine de istikrarı elden bırakmamak lazım.
Gün boyu çok yemek yememiş, akşam da bayıldığı kerevizi istemedi, yarım porsiyon gece tahılı yedi. Emdi, emerken ısırdı ve artık gerçekten can acıtıyor, her an radikal bir kararla bu emme işine son verebilirim diyor, sonra kendi bıraksın, olmadı 1 yaşına kadar sabredeyim diye yan çiziyorum.
Neyse gelelim akşama...
20:30 uykumuz var belli...
dünün nispeten ilk güne göre iyi geçtiğini düşünüp Dana'nın önerisine kulak tıkadım ve direkt yatır-kaldır a geçtim. Uykulu iken birden ellerini kollarını hareket ettirmeye başladı. Ağlamadığı için kucağa almadım, almadıkça daha fazla kollarını oynatmaya başladı, bir taraftan da gülüyor. İyice uykusu açıldı. Uykulu çocuğu uyandırdım resmen, aktive ettim. Yatakta yan yana yatıyoruz, kucağıma alıyorum, yok yok cin!! Hata üstüne hata yapıyorum farkındayım ama soğukkanlılığımı yitirmeden tekrar tekrar deniyorum. Odadan çıkıp kitabını aldık, tekrar girdik, içerisi loş, koltuğa oturduk, yanyana, kısık sesle kitaba bakarak masal anlattım. Hah tamam tekrar uyku moduna girdi. Bu defa yatır kaldır filan yapmayacağım. Dana'nın yöntemini kullanacağım dedim, ve uyguladım. Ve bu defa 15 dakikada kendi kendine uyudu. Ne yaptım? çok kısık sesle ve çok kısa şş pat ve duraklama, sonra aynısını 1-2 defa daha tekrarlama. Durup bekleme. Sonunda daldı. (21:15) yarım saati boşa harcamış oldum.
22:00 uyanmadan uyku öğünü verdim.
03:00 uyandı. Önce Tracy'nin dediği gibi elimi üzerine koydum, ağlamaya devam edince 2 defa yatır kaldır yaptım, uyudu.
04:00 uyandı. yine aynı yöntem, önce üzerine elimi koydum, sonra yatır kaldır - 2 defa, uyudu. Ama bu defa ağlayarak 10 dakika sonra uyandı. Tekrar aynı şekilde yapmak istedim, bu defa yaygarayı bastı. Ama nasıl ağlamak!! Yıkıyor. Arca ömrü hayatında bu kadar ağlamamıştı. Bir de baba diye ağlıyor, İlker gelmiş koltuğa oturmuş (Losttaki Jacob gibi!!) ben Arcaya konsantreyim fark etmemdim, görünce Arcayı elimden düşürüyordum korkudan. Neyse bu arada Arcayla sürekli konuşuyorum, kesinlikle yatır kaldır filan yapmıyorum, sırtı yay gibi, zaten yatırmak mümkün değil, kucağımdan bile atlamak istiyor. Kucağımda oturduk, sesimle sakinleştirmeye çalışıyorum. Ihlamurlu suyundan verdim, sakinledi. Bu süreye kadar hiç emzik vermemiştim, hatta oh emziğe de ihtiyaç duymadı diye sevinmiştim, ama son olarak emzik verdim. Sarıldık birbirimize. Sakinleşti, yatağına yatırdım, bir daha kaldırmama gerek kalmadan uyudu. (04:45)
Ben uyuyamadım!!! Kafamın içinde tilkiler dönüyor. Yav büyüme sıçraması mı acaba? karnı mı acıkmıştı? Ben yanlış mı yapıyorum. Bana kızdı kesin, olsun birazcık kızsın, yanındaydım, sakinleştirdim. Hain velet babasını çağırdı. Bu arada dalmışım.
06:30 uyandı. Yatağında oturur vaziyette buldum kendilerini. Keyifli. Kucağıma atladı, oh keyifli keyifli öpüştüki koklaştık. Tekrar uyutmaya uğraşmadım zaten 7 de kalkmamız gerekecekti, biraz birlikte vakit geçirelim dedim. Birlikte maillere baktık. Ve yorumlardan çok sayıda aynı aylarda aynı sıkıntıyı çekmiş, çeken anneler olduğunu gördüm. Yalnız değilz. Ama bu kader mi? Kaderse tamam diyeceğim ama hala kader olduğuna inanasım gelmiyor. Hala umudum var...
Üstelik ilk 2 gecenin sorunlu geçtiğine, başarısız olduğuma inanıyorum. Ama kimse bana kolay olacağını söylemedi. Evet heryerim tutuldu, evet hala nezle-grip olmama rağmen sıcak yataktan çıkıp olmadık işler yapıyorum gibi görünüyor, evet belki çok zor ve bugün uyumak üzereyim ama azimliyim. Biz Arca ile ne işler başardık, iyi bir takımız, sarılığı yendik, emme işini hallettik, silikon meme uçlarından kurtulduk, ek gıdalara sorunsuz geçtik... uzun bir yolu birlikte geçiyoruz, ve iyi bir takımız, bunu da başaracağız.
Önemli not: bir teşekkür babamıza!! Aslında mizaç olarak benden 10 kat sabırlı olmasına rağmen Arca ile ilgili konularda benim yarım kadar sabır gösteremeyen bir baba ama buna rağmen Arca ağlarken sadece ihtiyacım olur diye sessizce oturdu, yorum bile yapmadı, destek oldu. Bizim takımın en önemli üyesi o!!

Konu ile ilgili serinin tamamı :
Uyku günlüğü - 1
Uyku günlüğü - 2
Uyku günlüğü - 3
Uyku günlüğü - 4
Uyku günlüğü - 5
Uyku günlüğü - 6
Uyku günlüğü - SON

2 Aralık 2009 Çarşamba

Özgürümün mimi

Öncesinde birkaç not: Arca sümüklü böcek, nezle kendileri (Hülyacım, Hayatcım, buluşmayı sonraki haftaya ertelesek mi?) hapşırınca burnu akıyor, pis velet daha silemeden yalıyor:) Nazal aspiratörle bir beden oldular:) Bugün daha iyi hatta iyileşti gibi, ben hastayım. Bana geçirdi!! Dün akşam kolumu bile kıpırdatamıyordum, İlker gece uyanmalarına kalktı. Sabah 10 buçukta uyanabilmiş!! Arcayla gece baş edebilmek çoook zor... Neyse bu uyanmalara yeni çözümler peşindeyim, gelişmeleri paylaşacağım. (Kocaman bir post yazan Özgüre, değerli yorumları ve çözüm önerileri ile derdime derman olmaya çalışan herkese teşekkür)

Veee Özgürümün mimi...

1- Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka, ki, akışı bozmayalım.
buyrunuz özgür anne
2- Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem... Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu... (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)
Her yıl sömestir tatilinde ananemlere Akhisara gidişimizde annem mutlaka bana ablama ve Zühre ablama kitap alırdı. Aldığımız kitapçı bile hala gözümün önünde...
Sonra babama çok yamaklık yaptım ben, yazlıkta hidrofor tamiri, evde sifon tamiri... bütün el aletlerini bu yamaklık sırasında öğrendim. Makina mühendisi olma hevesim o zamanlar başlamış. İlginçtir, şimdi hiçbir tamir işine girmiyorum, gına gelmiş galiba:)

3- Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı.
Şebnemler... kağıt bebekler yani. Oynamayı değil ama onlara elbise çizmeyi severdim. Bi türlü orijinal elbiseleri beğenmezdim. Gardropları hep tarafımdan hazırlanırdı. Benzer şekilde bir bez bebeğim vardı, Ayşe, ona da elbise dikerdim. Oyuncak dikiş makinesini Nokta kırtasiyesinden bayram harçlıklarımla alışım dün gibi. Hem elle çevrilir hem de pille çalışırdı, pedalı bile vardı. Galiba terziliğe-tasarımcılığa merakım varmış:)

4- Sokakta oynar mıydınız?
Hem de nasıl!!! Sokak köpeğiydim ben!! Bizim Cansunun babası Umut benim apartmandan komşum, o, Ali, Özgür, hep sokaktaydık, istop, yakartop (bak bu benim en iyi oyunum), saklambaç, seksek, bisiklet... Akşam babam geldiğinde eve çıkardım. Yüzüm gözüm hep pislik içinde.
Bir de 4 yaşında kaçırılma hadisem var. Çocukluk arkadaşım Sinem ile sokakta oynarken bir kadın geldi yanımıza, hamile. Gelin size bebek göstericem dedi. Daha doğrusu ben öyle hatırlıyorum. Tıpış tıpış 2 sokak aşağıya gittik. Kadın Sinemin bileğindeki bileziği beğendiğini kızına göstermek istediğini söyledi, çıkardı ve kayboldu. Baktık geleceği yok (herhalde bebeği doğurmaya gittiydi), ben yolları biliyorum ya, eve döndüm, annemlere söyledim. Sinem napıyor dediler, dedim bebeği bekliyor:) neyse apar topar çıktık, Sinem hala bekliyor, onu da alıp döndük. Ne enayilik!! Şimdi düşünüyorum da annemlerin garanti aklı çıkmıştır:)

5- Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay.
Yeteneğim var mıydı hatırlamıyorum ama keşke 4 yaşında başladığım baleye devam etseydim, nedense ilkoukula başlayınca bıraktım. Sonraları okulun dans ekibinde hep bulundum ama profesyonel olabilir miydim? belki... devam etseydim

6- Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay...
iyi ki İlkerle tanışmışım:) biz biraz ilk gençlik yıllarından tanışırız da:)

7- Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı.
tüm çocukluk dönemimin bugünlerimi etkilediğini düşünüyorum. Biraz yuvarlak bi cevap oldu:)

Ben de öncelikle Özgürü mimliyorum... Madem sen bizim çocukluğumuza indik, sen de dökül bakalım özgür kardeş:)

Ayrıca ;
Hasta tunanın annesi Hülyaaaa
Günebakanımmmm
ve... kuzen zühre (gerçi ben senin çocukluğunu bilirim ama olsun)

1 Aralık 2009 Salı

Uykusuz geceler sorunsalı!!!

Herkesin mi bebeği geceleri deliksiz uyuyor yoksa benden başka herkes gece uyanmalarını olağan mı karşılıyor?
Bana bu uyku olayı acayip sıkıntı vermeye başladı, bloğa uğrayanları da baydığını düşünüyorum.
Evde olsan bile deliksiz gece uykusu uyuyamamak zor bir durum. Ben ki uyku seven birisi değilim ama ben bile dayanamaz haldeyim. Herşeye katlanılır da Arcanın uyku kalitesinin düştüğünü düşünüyorum, en çok buna üzülüyorum.

Kısaca; Arcanın uykuya geçiş son derece kolay, yıkanma, alt değiştirme, pijileri giyme kitap okuma, odaya geçiş, emziği verme, kucakta dik konumda pışpışlarken ninni söyleme ve gözler kapanmaya yakın yatağa koyup biraz daha pışpış pandaya sarılma ve dalma (Tracy ablam usulü). Hala gece 10 gibi uyku öğünü veriyoruz. Çünkü bu bizim 6. öğünümüz, ara öğünümüz. 15 dakikalık öne çekmelerimiz devam ediyor, yakında gece yatmadan önce emecek ve uyku öğünü kalkacak, planımız bu.
Sonra Arca bazen 1, bazen 2 gibi uyanıyor. Bazı geceler uyuduğunun üzerine uyku öğününe kadar uyandığı, kendi kendine daldığı ya da ağlarsa, emzik verilerek uykuya döndürüldüğü oluyor. Ama çoğunlukla uyanmalar gece 1 gibi 2 gibi başlıyor. Bazen 3 e kadar devam edip, sonra birkaç saat daha uyuyabiliyor. Bazen 10 ar dakikalık aralıklarla bazen de 1 er saat aralıklarla uyanıyor. Belirli bir motif olmadığından anlatmak kolay değil. Artık geceleri not tutmaya başladım.

Çözümsüzlük fena...

Bu 10 günlük "Arca ile aşk yaşama tatili" bazı soru işaretlerini kaldırmaya ve yenilerinin eklenmesine vesile oldu.
Ne demiştik? Uyku bölünmesinin olası sebepleri:
1. Anne işte olduğu için özleme, birlikte vakit geçirme isteği olabilir mi?
KESİNLİKLE HAYIR... 10 gün dipdibe koyun koyuna yaşadığımız için böyle bir özlemi olmaması gerekirdi ama yine uyandı, hem de ne uyanmak.
2. Açlık; çok yediği ya da az yediği günlerdeki uyku düzeni arasında hiç farklılık yok. İştahlı olduğu ve en az benim kadar yediği günlerde de aynı uyanmalar görülüyor. Üzülerek (çünkü sorun bu olsa çözümü ne kadar kolay olurdu :( ) bunu da eliyorum.
3. Erken yedirip yatırmak? Birkaç gece 9 yerine 8-8 buçuk aralığına çektik uykuyu, değişmedi.
4. Gündüz uykuları... Tüm tatil boyunca düzeni hiç bozmadan sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 ye düşürdüm. En geç 5 te uyandı ve bir daha gece uykusuna kadar uyumadı, sonuç değişmedi.
5. Alışkanlık?? Yok uyanma saatleri hep farklı, yani alışkanlıktan uyandığını sanmıyorum.
6. Yanına yattığım için beni isteme, alışmak? Korkuyorum ama pek ihtimal veremiyorum. Özellikle 2 gece üst üste yanına yatmamaya çalışıyorum ki alışmasın. O değil ama ben onun kokusuna alışabilirim:) Bu olasılığı tamamen de eleyemiyorum, çünkü bazen yanına yatınca 1-2 saat uyuyor, bazen beni pek istemiyor, zırt pırt uyanıyor. Yani aslında bu olasılık da hala gündemde.

Geriye son 2 güçlü olasılık kalıyor:
7. Diş!! Sorunun diş olması için dua ediyorum. Çünkü bu demektir ki geçecek. En azından diş ağrısı bitince bitecek!! Diş jeli sürdüğümde 2-3 saat uyuyabiliyor. Ama bazen diş jeline rağmen uyanmaya devam ediyor.

8. En büyük korkum : Ben bir propum!!! ya da emzik, ya da İlker, ya da .... bilmiyorum ama ortada prop olmuş birşeyler olabilir. Bazı geceler kendimizi bilmez halde, ilk mıklamaya yanına koşmuşluğumuz olabilir. Yani kendi kendine uyumasına fırsat vermeden yanına gitmişsek, ona kendi kendine uyumayı öğretememiş olabiliriz. Olabilir diyorum, çünkü bu hatalı ebeveynliği bilinçsizce yaptık muhtemelen. Bir taraftan -uyanık olduğum zamanlarda gözlemleyebiliyorum- emzik de düşse, kendisi de uyansa yanına gitmemize gerek kalmadan uyuyabiliyor deyip hayır biz prop değiliz diyorum, bir taraftan diş de değilse başka birşey kalmadı deyip buna yoruyorum.

Sonuç... olasılıkları 2 ye düşürmek rahatlatıcı. Ama prop meselesi kafa yorucu... Gece mahmurluğu ile çok bilinçli hareket etmediğim için tam neler yaşadığımızı bilemiyorum. Bazı geceler, uyutmaya halim olmayınca yanına kıvrılıyorum, ama ezeceğimden korkuyorum... Üstelik acayip zorlanyorum, tamam küçük bir kadınım ama o yatağa sığmak için cüce olmak lazım, her tarafım tutuluyor, uyansam daha iyi diyorum.

Bir de son zamanlar üzerinde çokça düşündüğüm attachment parenting meselesi var. Yani bu olay tabii ki sadece uyku ile sınırlı değil ama beni uyku kısmı ilgilendirdiği için uykuya kafa yoruyorum. Kimsenin seçtiği yolu eleştirmiyorum ama ben yapamam gibi geliyor. Ferber yöntemi kadar uzak ve uygulanamaz gibi görünmese de doğru da gelmiyor. Birlikte uyumak ne kadar zor birşey, küçük çapta denediğim için biliyorum, üstelik ne senin ne de bebeğin uyku kalitesini arttırıyor. Yoksa bebeğin kimseye bağımlı olmadan kendi özgüvenini edinmesinde sadece uyku düzeninin değil, yemek, oyun, sosyal ilişkilerdeki terbiyesinin öncelikli olduğuna inandığım için anne bebeği koynuna da alsa güvensiz yetişmeyeceği düşüncesindeyim. Kaldı ki ağlatmak, uykuya geçişi ağlayarak yapması ve ağlayarak kendi haline bırakılarak tekrar uyutulması çocukta daha derin yaralar açmaz mı? Bence yaralar, güvensizleştirir... Uzman değilim, sadece içgüdülerim böyle söylüyor. Çaresizlikten neler yapılmıyor? ben o döt kadar yatağa sığışıyorum, yeter ki birkaç saat daha uyusun diye, ya da doktor ilaç tavsiye edebiliyor. Ferber de belki çaresizlikten uygulanabilir ama bilinçli şekilde bu eğitimi vermek?? yok bu benim yapabileceğim bir yöntem değil.

Bu sayfalara kimbilir daha neler yazacağım? ne çarelere başvuracağım, göreceğiz:)
Ama şimdilik... bıçak kemiğe dayanana kadar... böyle...
Hala kolaylıkla ve keyifle ilk uykuya geçişinin verdiği cesaretle alternatif yöntemlere (birlikte uyumak, ferber...) yönelmeye direniyorum. Üstelik Arcanın geçmişinde deliksiz uykular uyuduğu 2 ay var!
Hala o günlere döneceğimizin umudunu taşıyorum. Bir pollyannacılık ki sorma:)

Next post: Özgürümün mimi - az sonra

29 Kasım 2009 Pazar

Bayram ve ilkler


Oldum olası kurban bayramlarını sevmem, hayvan hakları koruyucusu ya da vejeteryan olduğumdan filan değil, bana aynı anda bu kadar hayvanın telef edilmesi mantıksız geliyor. İnsanlar bu kadar kan akıtacağına (tabii etrafında ete ihtiyacı olanlar varsa bunları ayrı tutuyorum) ne bileyim bir yetimhanenin, yada bir ailenin yıllık et masrafını üstlenseler olmaz mı? bayram süresince ve sonrasında bıkana kadar et yemek, yedirmek ne derece mantıklı? Neyse... Bayram benim için sevdiklerinle bir araya gelmenin bahanesi, ama...
Bu bayrama grip damgasını vurdu. Sadece anane babane ve benim ananem ziyaret edilebildi. Teyzem hastaydı, İlkerin teyzelerine de grip korkusundan gidemedik. Elvan bayram öncesi anneleriyle teyzesine geçmişti, onlar da aile boyu grip olunca Arcayı götüremedik. Ablam da grip, anneme gidişimizi bile farklı zamanlara denk getirmeye çalıştık.
Böylece bizim için bayram ziyaretleri ilk günle sınırlı kaldı. Dün tüm günü evde geçirdik. İlker playstation oynadı, tam mesai yaptı, ben ütü yaptım hatta Arca uyurken DVD bile izleyebildim. Çocukluk aşkım bir müzikal: Yedi kardeşe yedi gelin. Annemle yaşıt bir yapıt, çok çok keyif verici... Bugün mutlaka dışarı çıkmak istedim, içim sıkıldı galiba. Tufanla Zeynep geldi, erkekleri evde bırakıp biz sahilde yürüyüşe çıktık, Arca pusette uyurken sohbet dedikodu, iyi geldi valla. Ama Arcayı üşütmüşüm galiba akşam burnu akıyordu, hadi bakalım inşallah kötülemez.
Arca iştahlıdır, yani 6 öğünün tamamını silip süpürür, hele kahvaltıya bayılır(dı). Son 4-5 gündür iştahsızlık tavan yaptı. Ağzını kapattı mı açtırmak mümkün değil. İlk zamanlar İlker yedirebiliyordu, artık o da sökmüyor. Ancak çok acıkacak, o zaman yiyor. Kısacası 1 hafta öncesine kadar yedikleri üçte birine düştü. Emiyor bak haksızlık etmemek lazım hem de iliklerime kadar ama ben sadece 3 öğün emziriyorum. Düzeni tatilde de bozmadım, hem katı gıdaları tüketmesi lazım, süt bir yere kadar... Demir eksikliği çıkmıştı, damla kullanmaya başladık. İlk günler kaşıkla içiremeyince 10 damlayı yemeğine kattık ama zaten iştah yok, damlasını hiç alamamış oldu. Sonra kaşığa birkaç damla damlatıp yemeğin arasında vermeye çalıştık, bu defa tadını beğenmediği için yemeğe de ağzını açmaz oldu. Halbuki ben tadına baktım, karamel gibi, kötü değil. Vitaminini seviyor, vitaminin damlalığı ile verince ağzını açıyor ama beğenmediği için püskürtüyor. Dertliyiz kısacası... Sahi biz bu demir damlasını nasıl vereceğiz bu velete??
Arca bu aralar çok ilginçleşmeye başladı. Aylar önce "ah bi laftan anlasa, ah bi boğuşacak oynayacak yaşa gelse" gibi cümleler kurardık, işte bugün o gün:)
- "babanın göbüşü aç!" dediğimizde İlkerin T-shirt ünü sıyırıp göbüşe pat pat yapıyor.
- "Zuzuyu göster, panda nerde?" deyince oyuncaklarına bakarak yerlerini gösteriyor.
- Kitabında kırmızı balık var, süngerin arkasında saklı, kırmızı balığı göster deyince süngeri çekip gösteriyor.
- İşaret parmağını da kullanmaya başladı, mama sandalyesinin masasına yemek dökünce parmağıyla işaret ediyor.
- Çorap düşmanıyız zaten, ayağında tutmuyor.
- Öpüyor, ay buna bayılıyorum:)
- Ayı gücü var, yatağındayken boynuma sarılıp resmen kendine çekiyor.
- Bir ara banyoda ayakta dikiliyor ve bir türlü oturmuyordu, ürkmüş gibi bir hali vardı, oturtsak da iki eliyle süngere yapışıyordu. Koltuk altlarını temizleyemiyorduk. Son günler bir gevşeme geldi üzerine, tekrar şap şaplara, oyunlara başladı, mutluyuz.
- Oyuncak arabasıyla oynamaya başladı, gerçi genelde deviriyor ama sürmeye çalışıyor.

İştahsızlık haricinde keyifliyiz...
Yemeyen bebek zormuş, çok zor. Özellikle benim gibi yemek yedirmekten haz alan bir insana göre değil. Her kötü hadisenin sorumlusu kabul ettiğimiz -diş-tendir diyor, geçici bir dönem olmasına dua ediyoruz.