27 Haziran 2010 Pazar

Tatil albümü

Çoook yağmur yağdı.


Arca'yı içerde tutmak namümkün...


Duru'nun doğumgününü kutladık:)


Arca & Duru...


Topların hepsi MENİM!!!


Annenin defalarca bozduğu 40 senelik radyo artık Arca'nın ellerinde:)


Hafriyat işleri Arca'dan sorulur



Sonunda BİİBAH (Barbie) ile tanıştı!!


Motor Duru'nun bebekliğinden kalma, Arca kornasına hasta.


Salatalık bahçeden


Mısır pazardan


Tatilin tadı damağımızda...

21 Haziran 2010 Pazartesi

Sokak köpeği Arca

Arca 13 aylıkken birkaç adım sıralıyordu, 14 aylıkken yürümeye başladı – galiba:) evet nurturia buluşmasında henüz kendi başına pek yürüyemiyordu. Demek ki adam gibi yürümesi 14-15 ay civarı. Aylar süren oturan boğalık halleri yerini kıpırlığa bıraktı. O oyuncakları ile dakikalarca oynayan , o kitaplara, dergilere yarım saatten fazla dalan çocuk gitti, yerine bir canavar geldi. Her gün dışarıya çıkıyor. Hava çok sıcaksa ya Nildalara gidiyor ya da Cansulara. Yani her günü ayrı bir heyecan. Geçen hafta birkaç akşam dışarıdaydık, birinde babaneye bıraktık, yemekten sonra “mi”lerin (kedi) peşinden koşmuşlar. Akşamları sokağa giriyorum, hop Arca karşımda. Artık balkon kesmiyor,”abi”lerle top koşturuyor. Bi akşam yakındaki parka bi akşam da çamların olduğu Ahmet Piriştina parkına götürdüm, yemekten sonra. Hava kararasıya kadar kudurdu, kum oynadı, yorgunluktan tükendi. Eve gelip duşa giriyor, sonra süt (artık içiyor ya acayip mutluyum) tumba yatak!! Bu rutini seviyor. Geçen haftanın 4 günü dışarıda olunca Cuma günü yorgunluktan ölüyordum. Hülyanın tavsiyesi üzerine Red Bull bile içtim. Kanatlanmama ramak kaldı! (çok da çirkin bi tat yaa , bööö)
Cuma bi ara öğlen Foruma gittim, Arcaya top aldım. Akşam geldim, kapının önünde Arca, Nilda, ÜT ve Nildanın ananesi. Eczanenin tüm çalışanlarını toplamışlar, oynuyorlar. Elimde topu görünce çıldırdılar. Arca kendini bilmez halde elinde top bi oraya bi buraya saldırıyor. (Bu arada çocuklara sade bişey almak mümkün değil, yani bildiğin tek renk toplar vardı eskiden. Şimdi Cars, Ben 10, Barbie, Winx…. İlla bişeyler olacak ya da ben bulamadım sadesini) İlker evde yemek yapıyor, ben de oturdum aşağıda Arcanın kudurmasının son bulmasını bekliyorum. Saat oldu 7 buçuk, ÜT gitti, Nildalar aşağıda. Üzerimde iş kıyafetleri. Hadi dedim arcaya eve gidelim üstümüzü değiştirip tekrar inelim, yine oynayın. Kıyamet apartmanı yıktı. İstikrarlı olacağım ya, o ağladıkça ben de mızırdıyorum ama yukarı çıkarıyorum. Eve geldik, üstümü çıkardım, İlker sakinleştirmeye çalışıyor, ben kucağıma aldım. Sakinleşsin öyle inelim istiyorum, ki mızıkladığı için inildiğini sanmasın. Ama yok başaramadım, indik. Yine kudurdu topun peşinden, Nildaya cırladı. Bizim evde olduğumuz sırada Nazlı gelmiş, Nildanın ananesi Arca için “yaramaz” demiş, Nazlı şok!! Ben Cansuyu vereyim size görün yaramazlık neymiş, demiş. Aslında ben de Arca hakkında yaramaz denmesine alışık değilim ama son yaşananlardan sonra çok da şaşırmadım:)
Cumartesi AVM gülüydük. Sabahtan çıkıp yolda uyutunca bana 1 saat izin verdi bütün alışverişi bitirdim. Öncesinde Nazlılara uğradık, Cansu ile bi posta kavga etmişler. Dönüşte yine uyudu. 5 saat sokaklarda gezen o değilmiş gibi kapıları yumruklamaya başladı. Sanki çiş saati gelmiş köpek. Çıktık, top koşturdu kapının önünde. Sonra markete gittik yürüyerek. Enerji tavan yapmış durumda.
Babalar günü güzeli kahvaltıdan sonra İlkerle bizim için kahvaltılık almaya Göztepeye indiler. Kuşlu parka gitmişler, caddeyi boydan boya gezmişler. Ama düdüğe yetmemiş. Sabah uykusunu atladı, kapıları tırmalamaya başladı yine. Allahtan İlknurlar geliyor, oyalanır biraz dedik ama yok yemedi. Anlaşma yaptık, öğle uykusunu uyuyacak, akşam zaten Güzelbahçeye gideceğiz Zeyneplerle, o zaman gezersin dedik. Anladı galiba, uyudu. Sonra bi kalktı, ilk iş sokak kapısının önüne yatmak oldu. Hava da sıcak, bari markete yürüyelim dedim. İlker hadi anneme gidelim, orda kudursun, ordan yemeğe geçeriz dedi. Bakar mısınız işi gücü bıraktık Arcaya gezmek ayarlıyoruz. Hadi gezmeye deyince hop kapıda, hop sandaletler elinde. Babaneyle koşturmaca oynadı, koridor defalarca arşınlandı. Yetmedi birkaç defa sokak kapısının önünde mızmızlandı. “mi”lere gitmek istedi. Eskiler gibi koloni hayatı yaşamalı, anane, babane, kuzenler, teyzeler, halalar hep etrafta olmalı, çekirdek aile bebelere yetmiyor. Derken akşam oldu, erkenden kaçtık. “Parmak yalatan” el değiştirdiğinden beri ikinci gidişimiz ve harika bi yer olmuş. Harika bir oyun bahçesi var. Etler süper, ortam uygun, önü sahil, vs vs , şiddetle tavsiye:) arabadan iner inmez çantalar ilkere biz Arcayla parka. Tam oyuncaklara biniyoruz, aha arkada kocaman bir Rotweiler  Bağlı değil, arkasından 2 küçük daha koşmaya başladı, Arcayı kucakladım kapıya gidiyorum, küçükler peşimizde, anne de kalktı, Arca havha lara gitmek ister, – anne köpek görse tansiyonu düşer, yolunu değştirir cinsi – hop kaçtık. Verdim Arcayı İlkerin kucağına dedim ki köpekler güzel, ben tırsar, sen Arcayla sev ki anası gibi köpektenkorkar manyak olmasın. Ne zamandır bildik köpeklere temas etsin istiyorum. Fırsat ayağımıza geldi. Arca köpeklere çıldırdı ama benim telaşım mı yansıdı, çok temas etmedi. Sonra ördeklere, civcivlere, tavuklara saldırdı. Sadece yemek yiyeceği zaman oturdu, diğer zamanlarda kesinlikle dötü yer görmedi. Yemekten sonra da bir posta havhavlar ve oyuncaklar, yorgunluktan mahvoldu. El yüz yıkandı, pijama giyildi, pusete atıldı, erkekler maça dalmışken biz kadınlar ve Arca sahile indik, Arca pusette, deniz havasına günün yorgunluğuna ılık ılık esen rüzgara dayanamadı, uykuya teslim oldu. Zeynepin hamileliğinin son 2 haftası, bebek sohbetleri, Poyrazın tekmeleri, ufaktan dedikodular, Gülle kaynatmalar. Yorulunca bankta oturup sohbete devam, sonra lokantaya dönüş, kahve, sohbet ve ev…
Arca ile yeni bir dönem başlıyor. Bol hareketli, bereketli yorucu, ama en keyifli zamanlar. Bu zamanlar hiç bitmesin:)

Not : yazarımız ve kıpırdak oğlu senelik izinlerinin bir kısmını kullanarak yazlığa kaçıyorlar. Dönüşümüz muhteşem olacak, bol foto, bol atraksiyon çok yakında bu blogda:)

20 Haziran 2010 Pazar

baba

bi ara taratmışım, resimleri karıştırırken buldum.
çok şey söyleyesim yok, bi anı olsun istedim. babasının dibinden ayrılmayan kıvırcık saçlı meraklı bi kız çocuğuydum. Babamın her tamir işinde yamağıydım, tornavida, ingiliz anahtarı, hep ondan öğrendim, daha küçücükken...
seni seviyorum yakışıklım:P


sonra bu fotorafı çektik hatta yarışmaya koyduk, buna baktığımda çocukluğumu hatırlıyorum. ne güzel babasın sen ilker, seni seviyorum.

18 Haziran 2010 Cuma

bir tecrübe


Kitaplarda okuduklarımızı, tecrübelerden dinlediklerimizi kendi annelik potalarımızda eritip üstüne çocuğumuzun sinyallerini ekleyip içgüdü süzgecinden geçirerek uygulamalı. Sadece kitapların hap gibi verdiği yöntemler, bilmem kimin bebesine uyguladığı bilmem ne tavsiyeleri her zaman iş görmez. “Ben kafama göre bebeme bakarım, benim içgüdülerimden ötesi hikaye” de her zaman iş görmez, tıkandığın noktalar olur. Nerde okuduğumu hatırlamadığım ama çok aklıma yatan bir şey yaşadık o gün (SPK olabilir). Tecrübe dediğin paylaşılmalı….
Bakışlarımızn birbirine, salyalarımızın birbirimizinkine karıştığı, ağız dolusu kahkahalar attığımız, uykular haricinde hatta bir kısmında dahil de olmak üzere yapış yapış aşk dolu bir hafta sonunun ardından iş günü geldi çattı. Kapıda her günkü konuşma yapıldı. “Anne şimdi işe gidecek, akşam gelecek, birlikte kuduracağız yine, sen şimdi Ümit teyzenle oyna” o gününün diğerlerinden farkı Arca direkt cırladı, yapıştı, bırakmak istemedi. (teribıl tu kokusu alıyorum) ÜT’nin kucağına gitmedi. Yaklaşık 5 dakikalık kriz anında – ki bu bana saatler gibi geldi - beynimin bir tarafı “acayip geç kaldımi zaten ÜT de geç geldi, sürekli geç kalıyorum”, diğer tarafı “ağlamadan ve el sallayarak evde uğurlamalı beni, kaçmak yok, sıvışmak yok” derken kucağıma aldım, konuşa öpüşe koridoru aştım, nerden aklıma geldiyse yatak odasına gittim, sadece bana ait olduğunu bildiği bir şeyi – toplu lastik toka - aldım, Arcaya verdim, “şimdi bunu al, birlikte çekmeceye saklayalım, bizim sırrımız olsun, akşam gelince buraya gelelim, bana ver tekrar ben de saçıma takayım” bıçak gibi sustu, sıkı sıkı tuttu, ÜT’nin kucağına gitti, kapıda hergünkü cee oynunu oynadı, el salladı ve ben gittim! Akşam tokayı bulduk saçıma taktı. (yok canım şekil filan yaptığı yok, kafama koyuyor tokayı) Birkaç gündür hep aynı!! Bu yöntem işe yarıyor, huu çalışan anneler!!!

16 Haziran 2010 Çarşamba

yazmak istemiyorum ama unutmak da istemiyorum

ya işteyim ya yokum!!
evde değilim iş yoğun keyfim yok. yeni bişeylere ihtiyacım var. Nurturiaya takılmıyorum, arkadaşlarımın yazdıklarını okuyorum ama yorum yazmak içimden gelmiyor. keyifsiz günler...

Ama...

Tunişle Arcanın birlikte değil ama paralel kamyon oynamalarını...


Ela ile Arca'nın sularla keyfini ve akşam günün hikayesini uyku öncesi masalı olarak anlatırken "şap şap yaptılar" kısmında Arca'nın yatakta oturup sahneyi elleriyle şap şap yaparak canlandırmasını...


Arca'nın Ela'nın devasa ördeğine su içirmeye çalışmasını...


Bütün haftasonunu "Eya" (Ela) ve "Abbi" (Tuna) yı dilinden düşürmeden geçirmesini...


Vee... Elanın profitrole fütursuzca dalıp keyifle yemesini


unutmak istemiyorum:)

10 Haziran 2010 Perşembe

En güzel baba&bebe fotosu yarışması

tembellikten ancak katılabildik buyrunuz efem, siz de beğendiyseniz oy verebilirsiniz:) Şuraya bi TIK

8 Haziran 2010 Salı

yazasım var

bu aralar pek bi yazasım var, kendi içime dönmek ve bi yerlere varmak üzere yol alasım var.

Arcanın saçlarını kestirdik geçen gün. Yine İlkerin mahalle berberi geldi, salona mama sandalyesi kuruldu. Baby TV açıldı (özgür duymasın:) ) Arca şok!! Bu yeni muamelenin sebebini anlamadı ama 10 dakikalığına sorgulamadan keyfini çıkardı. Direkt makinayla girecektik ama huylanınca makasla devam ettik. 3 numara oldu. Suratı daha da ortaya çıktı. Tam yaz bebesi!!

dün öğlen tatilinde ikea ya gittim. "ikea evimizin herşeyi" sloganını "evimizde herşey ikea" diye değiştiresim var. Mammut sandalye ve nispeten daha sağlam görünüşlü beyaz ahşap masa ile olayı çözdük sanıyorum. O masanın sandalyesi pahalıydı. aslında Arcanın arkadaşları için de mammut tabure alacaktım ama mavi yok galiba?
Hani OIP'in çizdiği günden dönen teyzeler var ya , orada gün yapıyorlardı sanırım. Sahi onların saçlar neden hep sarı olur? Bu teyzelerden bir de Forumdaki cafelerde gördüm. Şahane!! kahve içip laflıyorlardı. Bense işlere dönecem diye haldur huldur koşuyordum.


Arca ile ilgili tüm düzenlemeler bitti. İlker marangozuna ayakkabılık yaptırırken artan malzemeden Arca için kitaplık (hülya senin orijinal kitaplıkta hala gözüm ama ayakkabılıktan malzeme artınca bedavaya yaptırdı) bir de raf yaptı. Herşey yerli yerinde de, Arcada düzen kavramı henüz oluşmuş değil. Zamanla olacak. Ya da bize benzerse hiç olmayacak. Ona örnek olacağız diye biz de düzenli olmaya çalışıyoruz, Allahım ne zor şey! Ama ne demişler: Çocuk öğütle değil örnek alarak öğrenir.

Hadi bakalım soru : -mış gibi yapmak ikiyüzlülük mü?

bi taraftan da kendimize bakıyorum. Benim annem de İlkerinki de acayip düzenli temiz titiz insanlardır. Annem yıllarca eve kadın almadı, birgün yatağı düzensiz olmadı. İlkerinki desen çalışmasına rağmen gece 4lerde temizlik yaptığını söyler. İlkerin yazlıkta elinden vileda düşmezmiş. Hem çalışan hem çalıştıran cinsi (okuyorsun şüko, biliyorum, ama napıyım öylesin) peki biz neden böyle olduk. Düzeni sevip bi türlü düzenli olamamanın altında yatan ne? Arca mümkünse anane+babane genlerini almış olsun, bizim de mıçımızı toplasın. Temenni temenni. Bu arada İlker + yeliz vakası yukarıda bahsettiğim : "çocuklar öğütle değil örnek olunmakla öğrenir" tezini çürütüyor:)
Bu aralar pek bi işe yaramıyormuşum gibi geliyor. Evde hemen hiçbir iş yapmıyorum, ütü duruyor, Ümit abla vakit olunca yapıyor, yemek sadece haftasonu yapıyorum, temizlik desen yok. Sadece gecenin bi vakti mutfak topluyorum, çamaşır yıkıyorum. Gerçi Elifle Hülyanın "ev işleri nasıl olursa olsun libidon yüksek olsun" temennisi var ama o kısma girmeyeceğim. Canım sıkıldı mı bi güzel İlkerden çıkarıyorum. Sonra kendime kızıyorum. Sakin olmak lazım. Bi vakitler yoga filan yapardım. İyi gelirdi. Hamileyken bile yapmıştım. Normal doğum gibi hazırlanıp sezeryan diye direten garip bi hamileydim:P - Galiba erkenden normal doğuruverecekmişim gibi bir korkum vardı bilinçaltında:)
ilkerin kuzeninin bebeği olmuştu, ziyarete gittik maaile. Duru Arcadan 1,5 yaş büyük. Kardeşine de Arcaya da o kadar anaç o kadar sevecen ki , ah bu kız çocukları dedirtiyor:) Arca onun oyuncaklarına "menim" diye atladı, o da Arca ile oynadı. Mıncırdı, öptü, sıkıştırdı.


İşimi seviyorum ama son zamanlar bir motivasyonsuzluk peyda oldu. Şöyle bi kudur kudur çalışamıyorum. Biraz da sıkıntılar var, hayırlar ola diyorum. Belki de tatile ihtiyacım var. Ay sonu 5 günlüğüne yazlık planlıyoruz, ne şahane!! ama diğer taraftan Ümit ablanın eşi ameliyat olursa ona göre değişiklik durumları var.

Size de olur mu? bazen olmadık şeylere takarım. mesela çok sevdiğim birileri beni görmezden mi geliyor, beni takmıyor mu, bana gıcık mı oluyor paranoyalarım gelir bazen. Herkes beni sevsin isteyen bir tipim, ne fena. SEVİN BENİ!! yorum yazın, beben pek şirinmiş deyin!! ne bileyim sevin işte. bu aralar böyle bi ihtiyaçtayım sanki.

An itibariyle... İşlerden kısa süreliğine kaytarıp postumu düzenlerken dışarıda inanılmaz bir yağmur... açık penceremden içeri girip bir güzel ıslattı. Yaz yağmurunun kokusu bir başka