Yazılar posta kutuna gelsin mi?

1 Ekim 2010 Cuma

Oyuncak dediğin...

Herkese göre değişir en çok da anababanın anlayışına göre... Misal çevre bilinci yerleşmişler plastiğe zinhar karşıdır, (Yakın zamanda Canım Evrenin canım oyuncaklardan haklı vazgeçişine tanık olduk birlikte) Monticiler oyuncak yerine materyal üzerinde dururlar, mümkün mertebe ahşap olanından. "Yemişim aktivitesini" diyenlerin favorisi tencere tavadır. Yaratıcı ve yetenekli anababalar evdeki malzemeyi iyi değerlendirir. Zeka takıntılıları zeka geliştirici oyuncaklara para akıtır.

Günün çorbası ailesi bu kriterlerin neresinde? Kısa anababalık serüvenlerinde nasıl bir tercih yaptılar?
1. Çevreci? Yok o bilince saygı duyarlar da yazık ki henüz çok duyarlı değiller.
2. Yaşına göre? Yok hatta bünyede ciddi miktarda sabırsızlık olduğundan henüz oynanabilmesi mümkün olmayan +3 yaş oyuncakları bile alınmış öylee durmaktadır.
3. Yaratıcılık? İki sokak öteden gidiyor, bu çıkmaz sokağa uğramıyor.
4. Materyal, aktivite? Allah biliyor ya çok istedi anne olacak kadın, lakin sürpriz sepetinden sonra Arca bi ayaklandı, tek aktivite beden eğitimi !
liste uzar gider...

O halde ne? Neye göre oyuncak? Dedik ya herkese göre değişir, burasının anahtar kelimesi: Konsantrasyon!! Evet Arca'nın uzun süre konsantre olarak vakit geçirdiği, anneye musallat olmadğı oyuncaklar baş tacı! Çok eskilerden bi örnek verelim, hemen her blogger anasının edindiği oyun halısını henüz 2 ayı doldurmuşken alındı. Mızıklamadan altında dakikalar geçirmesi nasıl bir nimetti.
İlerleyen aylarda ahşap yapbozlar imdadımıza yetişti. Tekerlekli hemen herşey oyuncak raflarında yerini aldıysa bu yarım saatten fazla Arca'yı esir almalarındandır.
Kısaca motto: "Arca oynasın, anne rahat etsin"

Bu anlamda en büyük yardımcım kitaplar oldu. Ben kitap okumayı çok severim, öyle CV'sine hobisi olarak "kitap okumak" yazanlardan değilim, bildiğin elinde okuyacak kitabı olmayınca rahatsız olan tiplerdenim. Hatta otobüs, vapur, cafe.. nerde olursa elinde kitabı olan insanın ne okuduğunu öğrenmek için sekiz olurum. Kitap okuma konusunda bu kadar takıntılı iken kitaplardan Arca'nın da zevk almasını sağlayabilmenin en önemli ebeveynlik amaçlarımdan biri olmaması garip olurdu. Arca'nın kitaplara ilgisi olabileceği düşündüğümde henüz yeni yeni oturabilmeye başlamıştı. Arca daha çok küçükken arkadaşım Emel'in hediye ettiği kalın masal kitabının, her fırsatta Arcanın eline geçtiğini ve yaklaşık yarım saat sayfalarını karıştırdığını farkettiğimde hemen bebek kitabı alalım demiştim. Üstelik daha erken diyen ilker'e rağmen. Tiny Love'un deniz kıyısı kitabı bebek çantasının vazgeçilmezi oldu uzun süre. Derken gelsin pisi kediler gitsin pocoyolar... Yaş ilerledikçe küçük öykü kitaplarına geçiş başladı. Alüüü'den ve Ayağına diken batan süper kargadan bahsetmiştim, sonra Atakan serisi sayesinde Arca ile Agagan sıkı dost oldu. Yaramaz Fındık'ın annesi ile vuslatı, Dişçi ve doktor kitaplarındaki sahneler temsili olarak canladırıldı, Gölde ve Rüzgarlı bir gün gibi Tübitak kitapları, Aydede ziyareti yapan Bebek ayı...
Ne güzel bi taraftan anne eline kitap almış bi taraftan Arca, paralel kitap okuma sahneleri yaşadı günü çorbası ailesi... Ne mutlu ne harika zamanlar... Anne içinden "Allahım ne iyi oldu bu kitap işi, dakikalarca resimlerine bakıyor, rahat ediyorum, şimdiye kadar Arca için aldığımız en iyi oyuncaklar bu kitaplar oldu" derken, kader ağlarını örmeye başlamıştır.
Aylar geçmiş, bu mutluluk tablosunun üzerinde kara bulutlar öbek öbek yerleşmiştir. Arca çat pat konuşmaya başlamış dahası kitapların resimlerine bakmaktan sıkılmış, annesinin okumasından, öykülerden zevk alır hale gelmiştir. Üstelik en tehlikeli kelimeler artık telaffuz edilebiliyordur. "OKU!" "BİYA!" (meali bir daha oku)
Önceleri bu yeni durum annenin hoşuna gider, çünkü kitap okumak zevklidir, Arca kitap seçer, beraberce koltuğa ya da yatağa otururlar, Arca anne ya da babanın koltuk altı ile göğsü arasına konuşlanır, Arca Cebral misali "OKU!" der, kafayı dayar ve kitap okunur. Buraya kadar herşey harika! Ama Arca'nın bilmem kaçıncı defa aynı kitabı okutması yüzünden, zaten uykusuz olan vücut dayanamaz çoğu zaman sızar. Arca dürter "biya!!" okunur kitap, Arca sıkılmaya karar verinceye kadar. Hatta tek başına vakit geçirdiği günler unutulmuşçasına sadece ve sadece anababa ile kitap okuma dönemi başlamıştır.
Yandı gülüm keten helva!! Kötü mü ettik bu kitap işini? Biz oyalanıyor derken bizim bi tarafımızda patladı. Bakalım daha neler göreceğiz?

5 yorum:

  1. Yeliz,

    Çınar 24 aylık, ve biz 18 aydır bu son paragrafta yazdığın gibi kitap okuyoruz! Yani tabii, o ilk hışırtılı, oyuncaklı kitapları kendisi de elinde evirip çevirip bakıyordu ama iş hikayalere geldiğinden beri, ille anne/baba/anane okusun. Hatta eline kitabı alır, geri geri gelir kucağına yerleşir, popoyu ve başı en rahat edeceği pozisyona getirir ve okumaya başlarsın (son aylarda "anne, aç, oku!" komutuyla birlikte).

    Benim aslında hep hoşuma gitti bu durum, ne bileyim, sıcacık bir bağ. Evet, bana zaman kalmıyor, sürekli bebek/çocuk kitabı okuyorum. Ve evet, bazen bir kitabı üst üste 10 kere okuyorum, bazen de 5 değişik bebek kitabını ard arda... ama o anlarda Çınar'la kurduğumuz iletişimi, teması seviyorum :)

    Artı, ÇınÇın'ın (dolayısıyla annesinin) poposunun yer gördüğü anlardan olduğu için bu seanslara saygı duyuyorum :P

    Bir de sana iyi haber... bir süre sonra kitabın tamamını ezberliyorsun, gözün kapalı da olsa okuyabiliyorsun :)

    Öperim!

    YanıtlaSil
  2. of başak senin işin de zor ya çınar çok kıpır:) zaten artık geri dönüş yok mecbur tadını çıkaracağız:)

    YanıtlaSil
  3. Ben okuyamıyorum iyi mi? yatak rutini için yavaştan girelim diyorum öykü falan okumaya ama daha 1. dakkada hareketlenmeler , hemen sayfaları cevirip kitabı eline alıp evir cevir etmeler . eskidende denemiştim olmuyor . Sadece zaman zaman pisi kdi veya ilk kelime kitaplarını kendi getirip okutuyor .

    Ne güzel işte , keske bizmkide bu kadar kurtlu olmasa .

    YanıtlaSil
  4. Biz de belki 1 ay öncesine kadar böyleydik yerini biz izne ayrılıp eve çıkınca evcilik oyunlarına başlayıp parka gidip yapraklarla kumla yerlerden bulduğumuz boncuklarla yemek yapma seanslarına bıraktı.Şimdilerde gece uyumadan önce 'yemek dapcam anne hada' = 'yemek yapacağım anne hadi' cümleleri uçuşuyor ortalarda.O aynı kitabı defalarca okuma krizleri nedir bilirim.Allah sabır versin gerçekten zor.

    YanıtlaSil
  5. Ben de annesine aynı kitapları defalarca okutmaktan deli gibi zevk almış olan bir bebek olarak, kendi kızımın da "Anne, bir daha" "Anne, bunu da oku" "Anne bir masal daha" diyeceği günleri sabırsızlıkla bekliyorum :)

    YanıtlaSil