14 Ocak 2024 Pazar

Lüzumsuz bilgiler

 Lüzumsuz bilgilerle yine karşınızdayım sayın okuyucular. Boş vakti olanları buraya alalım :)


Ofisin tuvaletleri dört kabinli. Sabah bir tanesini belirliyorum ve tüm gün mutlaka aynı kabine giriyorum. Hani sanki köpekler gibi işeyip belirliyorum mıntıkamı. Öyle saçma bir huy. 


Madem iğrenç muhabbetlerden açtık konuyu, devam edelim.


Kol altı ter bezlerim görece her tarafımdan daha fazla çalışır. O kadar ter nasıl üretiliyor şaşıyorum. İşin kötüsü sadece sıcakladığımda ya da spor yaptığımda değil, strese girdiğimde - ki bu bir iş gününün olmazsa olmazı - bile foşur foşur terlerim. Gömlek ve t-shirtlerimi modası geçtiği ya da bedeni uymadığı için değil, kol atları sarardığı için atmak zorunda kalırım. Öyle ki her t-shirtten iki tane alırım yanıma zira gün içinde değiştirmem gerekir. 


Uzun süre siyah ve beyazdan başka bir üst giymedim, neden? Diğer renkler terleyince fena fark ettiriyor. Hayatımın ilk iş görüşmesinde açık mavi bir gömlek giyme gafletinde bulunmuşum, görüşmenin sonunda karşımdaki kişi kol atlarımın dirseklere kadar koyu mavi renk alması karşısında dehşete düşmüştü.


Terlemeyi önleyici deodorantlara karşıyım, zira kol atında kist oluşturma ihtimalleri var. Görüntü berbat peki ya his? O sürekli ıslaklık hissi tarif edilemez. 


Kokuyu her daim yanında masum deodorantlardan taşıyarak halledebiliyorsun da, o rahatsız edici ıslaklığın çözümü yok. Daha doğrusu yoktu. Zihni sinir projelerimden biri kol atlarıma günlük ped koymaktı. Eh ne de olsa kumaşa yapışan bir yüzleri var, diğer taraf da ıslaklık emme beklentisini karşılar diye umdum. Özellikle kuru temizlemenin müthiş pahalı olduğu Belçikada blazerlarımın kol altlarına günlük ped koyarak başladım. Benim ter seviyeme dayanamayan günlük pedleri sık değiştirmem, üstelik kolumu kaldırınca ped görünmesine bile stres yapmam işi iyice içinden çıkılmaz bir hale soktu. Normal ped de kullanamayacağıma göre?


Dedim bunun çaresi vardır, dünyada tek terleyen insan ben olamam. Araştırdım. Bingo! Kol altı pedi diye bir şey varmış. Şimdi rahatım. (Önce Amazondan bulmuştum ama sonra Trendyolda bir marka edindim, hem ucuz hem süper, şimdi sürekli stokluyorum Türkiyeden çok mesudum)


Ter ve tuvalete fazlaca alan ayırdık, biraz da kitaplara dönelim.


Uzun yıllar, kitap bitirmeden - ki bu bazı kitaplarda aylar sürüyordu - bırakmıyordum. Artık yarılamayı bekliyorum. Baktım sarmıyor, hop başkasına atlıyorum. Hayat kısa kuşlar uçuyor…


Kitap kokusu bağımlısıyım. Okumam gerekmiyor, ara sıra kitapçılara girip birkaç kitap koklayıp çıkıyorum. 


Arca’nın Türkçesinin iyi olmasına takığım. Gurbetçi aşağılaması değil katiyen! Nitekim ben Arca yaşındayken yazlıkta Türkçesi bozuk almancı arkadaşlar vardı, düşün bizim neslin çocukları oldu ve o gurbetçiler, o Türkçeleriyle çocuk yetiştiriyorlar ve çocuklarının Türkçelerinin bozuk olması anlaşılabilir. Dahası ana babası üçüncü kuşak olmasa da buralarda doğmuş çocuklar, okumayı Türkçe öğrenmemiş, belki bir tane Türkçe kitap okumamış, olabilir. Ama bunların hiçbiri Arca’nın bahanesi olamaz. Yani Arca gurbetçi Türkçesi konuşamaz. Bunu kendisine de bildirdim. Flamanca, Fransızca ya da İngilizce birer kitap okuyorsa, Türkçe iki üç kitap okuyacak, o Türkçe bozulmayacak! İsterse bilingual - trilingual olabilir, isterse beş altı dil öğrenebilir liseyi bitirinceye kadar, fark etmez, değil mi ki, evde Türkçe konuşuluyor, okunuyor, Türkçesi herhangi bir Türkiye’de yaşayan yaşıtı seviyesinde olacak, yoksa dalarım!


Neyse ki Arca blogu okumuyor, yoksa dikilir tepeme “senin Flamancanı ne edeceğiz” diyebilirdi , hah çok da tın! Ben kırkımdan sonra öğrenmeye kasıyorum, olduğu kadar olmadığı kader!


Şahsımın lüzumsuz bilgilerini okudunuz, bir sonraki bölümde görüşmek üzere esen kalın.

4 yorum:

Evde Yazar dedi ki...

Sizin lüzumsuz dediğiniz yazıları merakla bekleyenler var ama, ona ne diyeceğiz acaba :)
Sevgiler 🌺🌺

Okuyanguzel dedi ki...

:)

Adsız dedi ki...

Yeliz, kolalti asiri terlemesi icin botox da oneriliyor. Yanetkilerini bilemiyorum tabii var midir, yada uzun vade de herhangi bir saglik concern i.

pınar dedi ki...

Kime göre lüzumsuz:) ben de önceden tek bir kitap okur, hep o kitabı yanımda taşırdım. Şimdi ise gece uyumadan okuduğum kitap var, salonda okuduğum kitap var, okulda okuduğum kitap var. Çok da sevdim bu durumu.
Pınar