2 Eylül 2018 Pazar

Belçika'da ne yenir?

Belçikalı arkadaşlarla sohbet sırasında itiraf ettim: "Biz buraya gelmeden evvel ne yiyeceğiz diye kara kara düşünüyorduk. Sizin burada bu kadar sebze meyvenizin olduğundan haberimiz yoktu."

Bunlar şok! "Ne yiyoruz sanıyordunuz ki?"
Ben bira çekinerek, "Patates filan. Belki biraz konserve?"

Evet, hay bizim cahilliğimize.


Gayet de her bir şey var.

Elması meşhur mesela. Ayrıca çok da lezzetli. Bu yıl yaz sıcak geçtiği için, elmaların küçük fakat lezzetli olacağına dair rivayetler dolanıyor. Sonra çilek enfes ve domates. Evet komik ama gerçek. Gerçi bizim bildiğimiz o kocaman tarla domatesi (hani pazarda Çanakkale diye satarlar, hani Urlalı amca - kulakları çınlasın - çakırlarını bile kor tezgaha) gibi değil tabii ki. Fakat cherry domateslerinin ve salkım domateslerin kokusu müthiş ve tabii ki tadı... Kaldırımlara belediyenin koyduğu saksılarda bile çilek ve domates yetiştiriyorlar. Biz de allahın izniyle seneye terasta biber ve domates yetiştirmeyi planlıyoruz. (Son iki nane ve fesleğeni kurutmamayı başarınca bana bir cesaret geldi:P)

Çok çeşit mantar var, Ispanak da, semiz otu da hatta her tür ot da bulmak mümkün. Saksıda satıyorlar. Tabii şevketi bostan, turp otu, arapsaçı, radika filan bulamazsın. Ama bunların yedikleri değişik bir kök bitkisi var, biz de onu memlekette hayvanlarımıza yedirirmişiz. Yani işte ot meselesi biraz değişik.

Kendi yetiştirdiklerinin yanı sıra konumu dolayısıyla kolay ve taze ulaşabilecek her tür sebze ve meyveyi bulabiliyorsun. Fas'tan gelen taze fasulye bence leziz, aynı bizimkiler gibi. Ayşe kadın değil maalesef, çalı fasulyesi cinsinde ama lezzet on numara. Avokado bol, kividen şeftaliye hemen her şey mevcut. Karpuz da başka memleketten geliyor ama harbi lezzetli.

Barbunya konserve var maalesef. Superfresh olarak Scharbeek'teki Candan'dan alabilirsin, a-la! Lakin biz bu sene yanımızda İzmir'den getirip buzluğa attık. Candan demişken, her tür Türk markası mevcut. Marka diyorum, yanlış olmasın, çoğu yazık ki Türk malı değil. Mercimek, fasulye, pirinç hep başka ülkelerden ithal tüh bizim tarım ülkeliğimize! Döt kadar Belçika dötünü yırtıyor, olmayan güneşiyle meyve yetiştirmeye kasıyor, biz Allah vergisi toprağımız, coğrafyamız ve iklimimize rağmen yeşil mercimeği ithal ediyoruz, yazıklar olsun! Yazıklar olsun yeşil mercimekli börek, mercimekli makarna tarifleri dinlediğimiz hasadı bol yıllardan ne kaldı bize!

Candan'daki mantı da iyi ha! Ben Türkiye'de - anamınki hariç - böyle iyi mantı yemedim.

Ama kimi zaman Candan'a gitmene gerek kalmıyor, has öz Belçika market zincirlerinde gezerken karşına bir anda Rize Çay veya Burcu Salça, Duru bulgur çıkıveriyor. Bir pirinç olayına kafaları basmadı, dilekçe yazdık, Duru marka baldo pirinç de getirin dedik. Bakalım, eli kulağındadır, bugün yarın gelir. Gerçi ben yoklukta gavur pirincinden tereyağlı pilav yapmış kadınım ama bir baldo pirincin keyfi olur mu o ne idüğü belirsiz pirinçlerde? Olmaz.

Ben zaman kıtlığı sebebi ile umumiyetle marketlerden alışveriş yapıyorum ama muhteremin keşfettiği pazar, muhteşem! Ne ararsan var ve inanılmaz ucuz. Çoğu mal marketin yarı fiyatına. Denk getirirsek mutlaka gidiyoruz. Aynı pazarın içinde balık da var, barbun, euro bu kadar artmadan önce Türkiye'dekinden ucuzdu. Sonra deniz levreğinden turnaya, aklına gelebilecek her tür taze balığı bulabilirsin. Elbette çoğu Akdeniz'den geliyor, Belçika'nın konumunun avantajı işte.

Üniversiteden arkadaşlarımızla Çeşme'de buluşmuştuk, mezuniyetin ertesi Amerika'ya yerleşmişlerdi. Baltimore yanlış hatırlamıyorsam, patlıcan bulmak imkansızmış, bulursan da aşırı pahalı. Türkiye'ye gelir gelmez sabah akşam  patlıcanlı bir şeyler yediklerini anlatmışlardı.

Öte yandan büyük bir nüfusa sahip İtalyan göçmenlerinin etkisi de görülüyor. İkinci dünya savaşı sonrası ekonomisi kötüye giden İtalya, Belçika'daki madenlerde çalışmak üzere çok göç vermiş buraya.

Çok sayıda İtalyan restoranı, İtalyan ürünleri satan şarküteriler ve marketlerde İtalya'dan ithal konserve domatesler, en iyi marka makarnalarla İtalyan mutfağı ve kültürü kendini hissettiriyor.

Belçika mutfağı Fransız mutfağından çok etkilenmiş, dolayısı ile peynir, şarap, et ve deniz mahsüllerinde çeşitliliği sanırım buna borçluyuz.

Ve son bir yılda aldığımız kiloları :)

Neyse ki şahsım olarak bugün itibariyle son bir ayda 2,5 kilo vermiş, metabolizma yaşımı 26'ya çekmiş bulunmaktayım. Benzer aksiyonlarım yazın Türkiye'de iyice semirmiş muhterem ve cüce üzerinde sürecek.

Takipte kalın!


6 yorum:

GeCe dedi ki...

Bu Türkiye tatilimde yanımda hiç bir yiyecek getirmedim desem. Artık alıştığından mıdır nedir, Türkiye’deki sebzelerin tadı daha kart geliyor. Herşeyi buluyorum ben de üstüne Türkiye’de bulamadıklarımız da var. Çok şükür

yeliz dedi ki...

Evet mesela tüm dünya mutfaklarına ait malzemeler�� işte sonra gelsin kilolar��

deeptone dedi ki...

ha haaaaa komiiik :) iyi kilo vermişin amaa :) senin orda waffle yenir yaaaa :)

yeliz dedi ki...

neyse ki ben tatlı şeyler sevmiyorum:) patates kızartmasını muhteşem yapıyorlar ve tabii ki bira peynir yummm:)

Beyaz Yakalı dedi ki...

Aynı ön yargılar hepimizde var. Dah bugün Hollanda'nın bir mutfağı olmadığını konuştuk arkadaşlarla. Hepimizin hemfikir olduğu İspanya mutfağının iyi olduğu. Aslında Akdeniz mutfağı diyelim İspanyai İtalya ve Yunanistan bize daha yakın geliyor. Zeytinyağı var bir kere. Hollanda deyince waffle geliyor akla sadece. Gerçi düşününce gittiğim ülkeler arasında en çok İspanya' da yemekten zevk aldım. Damak zevkim çok Egeli sanırım. Bir de Yunan adalarındaki deniz ürünleri ve mezelerden. Ot mevzuuna girmeyeyim, zira ben Giritli göçmen bir ailenin ferdiyim. ŞEvket-i Bostan ve Arap saçı gecenin bu saatinde bile nabzımı artırıyor. Önyargılardan kurtulmalıyız.

Unknown dedi ki...

Bu keşfedilen pazar nerededir acaba tam olarak :) ?