2 Ağustos 2009 Pazar

şimdi haberler...

- Arca antibiyotiğe cevap verdi ve ateş düştü, tamamen enfeksiyonmuş, çok şükür... dostlara sevgiler.

- Bu hastalıktan sonra Arcanın sanki siması değişti, bir tür badire sonrası değişikliği., bilemiyorum.

- Yine bu hastalık Arcanın düzenini iyice bozdu. Bazı akşamlar yaptığını artık alışkanlığa çevirdi, gece 10 olmadan uyumuyor. Dün akşam kaç defa uyumaya gittik, sonra ağlamalarla döndük. Ayrıca dandini ninisine artık kıl oluyor sanırım, eskiden söyledikçe uykusu gelirdi, şimdi gözleri daha da açıyor.

- Kimi zaman deli gibi emiyor, kimi zaman emmemek için basıyor yaygarayı, diştendir diyoruz, bilemiyoruz:)

- Garip karakter geçişlerindeyiz. Ağlarken bir anda gülmeye başlıyor, nassıl ya oluyorsun. Ama bu ayda normalmiş, web annede okumuştuk.

- Bu aralar ne çok misafir oldu... Perşembe ilker maçı izlemeye tufana gidince zeynep bize geldi, bol dedikodu, Arca yerde uyuyakaldı bizi dinlerken... Ve kızlara acayip ilgili, ertesi gün Gülle Orçun bize yemeğe gelmişlerdi, bu defa Güle sarktı. Güzel görünce daytanamıyor, eriyor.

- Galiba Ümit abla kucağa alıştırdı Arcayı. Ben evde iş yaparken Arca ana kucağında oyalanırdı, şimdi illa ki onunla ilgileneceksin, ilginin üzerinden gitmesine tahammülü yok, kucağa alırsan kesinle mızıklamıyor. Ümit abladan evde sadece Arca ile ilgilenmesini bekliyoruz ama benim aynı zamanda bazı işler de yapmam lazım, ben eski bağımsız Arcayı istiyoruuum!!!

- Arcaya son 2 aydır biberondan su veriyorduk, artık biberon tutmayı öğrenmiş durumda, suyunu kendi içiyor. Hatta 1,5 litrelik pet şişe bile tutuyor. Babasının uzattığı kola kutusuna bile saldırıyor.

- Biz yemek yerken o da sofraya oturuyor, gözü sürekli yemeklerde... "ya kaç diş çıkardım neden hala katı gıdaya geçmiyoruz??" sabırsızlığı var üzerinde. Versek yicek sanki

- Diş demişken üstten dişler de çıkmaya başladı sanıyorum, acayip kaşıntı, müthiş bir huysuzluk, nasıl baş edeceğiz bilmiyorum. Doktorun verdiği jele henüz başlamadık ama yakındır.!

- Saçlarımı yoluyor. Zaten dökülüyorlar, Arca da bu sürece epey destek oluyor

- Biz bu aralar Arcayı uyuttuktan sonra desperate housewives takılıyoruz, ben de Füreya yı okuyorum, ilk kadın seramik sanatçısı... Ya ne hayatlar yaşanmış, olmaz böyle şey. Kadın Kılıç Alinin karısı ve Atatürkle defalarca aynı sofrada oturmuş, fikri sorulmuş, fikir beyan etmiş... Nasıl bir şanstır bu...

Kısacası...
Çok zor bir haftaydı, ateş nöbetleri çok yordu, uykuya acayip ihtiyaç var. Ama en beteri enfeksiyondan başka bir şey olmasın diye dua etmek. Bu haftasonu 2 nikah bi düğün sebebi ile İzmirdeyiz, dinlenmece... Haftaya tazelenmiş olarak başlamayı umuyorum...

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Şimdilik...


Ateş fitilin etkisiyle geçer gibi oluyor, etki azaldıkça yani 6 saat sonra tekrar çıkıyor. Dün gece 12 de fitilden ve emzirdikten sonra ben yattım, İlker 3 e kadar nöbetteydi, sonra ben her saat başı ateş ölçtüm, hep iyiydi ama 6 civarı - fitile 2 saat kala- yine artış eğilimine geçince, fitilin aslında sadece ateşi düşürmeye yaradığı ve kesinlikle ateşi sonlandırmadığına ikna olduk. Sabah fitilden sonra ateş yine düştü ama doktora götürdük, yanımıza kaka örneğinden de aldık ama yol uzun olunca saat gecikti, bir işe yaramadı. Zaten kan tahlili ile anlaşıldı. Enfeksiyon. Yarın da boğaz kültürü tahlil sonucumuz gelecek. Antibiyotiğe başladık. Neden olur? Herhangi birşeyden, sürekli ağzında bişeyler... illa ki mikrop ve bir yere kadar engel olunabiliyor. Artık kendimi de suçlamıyorum, bu yaşanması gereken bir tecrübe ve biz birşeyler öğrenerek içinden çıkacağız.
Yine de metanetli bir bebek Arca. Dün akşam oynuyoruz, kucağımdayken ateşini hissediyorum ama o kadar neşeli ki karşıdan bakan ateşli olduğuna inanmaz. Ölçtük, 38,6 idi. İlaçların etkisi ile çok uyuyor ve o kadar hareketli bir bebek için böyle sürekli uyumasını görmek iç burkuyor.
Antibiyotiğe 3 gün devam edilecek, doktorla irtibat kesilmeyecek.
Bugün öğleden sonra biraz uyudum, ne de olsa geceye hazır olmak lazım, ne olacağı bilinmez. ŞİMDİLİK geçmesini bekleyeceğiz ve bu kadarla kalması için dua edeceğiz.
Yanımda olduğunu hissetiren bütün dostlara sevgiler...

28 Temmuz 2009 Salı

ATEŞ!!!

Gece en son 4 te ateşi normaldi, yani 37 civarı. Azıcık emdi, tekrar uyudu, nöbeti ilker devraldı yine normalmiş. Sabah 7 buçukta emzireceğim, bir baktık, 39,1!!!
Emzirelim, ılık duş aldıralım dedik, nasıl da iştahlı emdi, biraz içim rahatladı en azından emiyor diye... derken bir kustu, hiç böyle birşey görmemiştim, nasıl telaşlandım. ılık duş sonrası ateş 39,5 oldu.
Doktoru aradım fitil atın 1,5 saat sonra arayın dedi. Her 20 dk da bir ateş ölçtük. kusunca tabii acıktı hemencecik, nasıl ağlıyor. başında ıslak bezler... daha önce de ateşi çıkmıştı ama hiç 39 u geçmemişti. Emdikten sonra rahatladı, cıbıl yatırdık. uyudu. Ateş düştü, işe gitmedim, başından ayrılmadım. ama içim içimi yiyor. uyandığında keyifliydi. Ama 13:30 gibi yine ateş çıktı, 38.
Doktorun verdiği ara şuruptan içirdik. Şimdi yine normal gibi, 4 te yine fitil atacağız.
hülyanın dediği gibi yok diş değil bu!! 2 diş çıkardı böyle ateş olmadı. kesin enfeksiyon. hadi biz pimpirikli olmayalım diyoruz da bebişi çok mu rahat bırakıyoruz soru işaretleri kafamda. duru pek mıncıkladı çocuğu ondan mıdır, niye engel olmadım, az despotluk mu yapaydım!! sonra şişme havuzunda fazla mı yüzdürdük su mu pisti, ama o suda haftalardır banyo da yaptırıyoruz? yazlıktaki klima mı çarptı acep? eee şimdi mi çarptı, kaç zamandır bişey yok!! yok yok yok!!! insan nerde hata yaptım diyor.
bakalım zaman ne gösterecek, nöbetteyiz...
ya bi de bu anne sütü denen sıvı hani bebeğin bağışıklığını arttırırdı? niye bunnlar başımıza geliyor? böyle böyle mi bağışıklık artacak? yada anne sütü almayaydı daha mı beter hasta olacaktı bebişim?
???????????????????

Son bir hafta - 5. ay doktor kontrolü

Buralara uğrayamamıştım epeydir. Sebep?
1. Çok yoğun işlerim, geleceğinden şüphe ettiğim işimde debelenip duruyorum. Yeni birşeyler peşindeyim ama sanki yine elim boş kalacak. Neyse... Yarım gün işlere yetmiyor, hiçbir şey yetişmiyor. Hata biraz da ben de, herşeyi yetiştirebilecekmişim gibi geliyor ama fiziksel olarak mümkün değil. Neyse... sadece işler can sıkıyor.
2. Cuma günübirlik İstanbul seyahati çıktı. Perşembe ofisten bile geç çıktım, cuma tüm gün yoktum, Arcayı çok çok özledim.
3. ADSL bakımdaydı, evden nete bağlanamadım.

Efendim bizim İlkerin işler de hiç iyi değil, inşaatı bitirdi ama kriz fena vurdu, ev filan satamıyoruz, keyifsiz... Üstelik sürekli birşeyler ters gidiyor. Güzide büyüklerimizden denizin üzerinden geç bütün gudubetliğini atarsın tavsiyesi üzerine ailecek arabalı feribotla Bostanlıya geçmeye karar verdik, sevdiğimiz dostları da aldık yanımıza doğru denize. Bostanlı iskelede bir cafe de birşeyler içtik, sonra yine feribotla döndük. Arca hiç arıza çıkarmadı sağolsun, hep etrafa bakındı, uyudu, uyandı... Ama bizim gudubetliğin bizi pek terkedeceği yok bu aralar...

Geçen hafta bir hadise var ki illa ki yazmalı!! Tehlikeli kadınım ben, yada çok yorgunum bilmiyorum zaten hatırlamıyorum da... Arca birgün çok huysuzdu, gece yatakta pışpışlamak işe yaramadı, yani en son bu sahneyi hatırlıyorum bir de tuvalete acilen gitmem gerektiğini. 1 saat kadar sonra gözlerimi açtığımda İlker Arca ben şeklinde bizim yatakta yatıyorduk. Aman Allahım!!! Galiba sabahları yaptığım gibi tuvalete giderken Arcayı babanın yanına koydum, sonra da kendimi, böylece uyumuşuz! Bilmiyorum tehlikeliyim ben çocuğu ezsek haberim olmayacak. Hemen yatağına koydum, Allahtan uyudu sabaha kadar.

Bu arada Arca ikinci dişini çıkardı. Şimdi altta iki ön diş gülünce çok sevimli görünüyor:)

Cuma günü doktor kontrolümüzü benim seyahat yüzünden iptal etmek zorunda kaldık.
Haftasonu hava sıcaklığının 40 dereceye yaklaşacağını duyunca aman dedim kaçalım yazlığa. Hatta muhteşem kocam cuma gecesi geldiğimde eşyaları hemencecik toplayıp beni ve Arcayı yazlığa götürmeyi bile teklif etti. Önce atladım, ama sonra vazgeçtim. Zaten 2 gündür Arcayı göremiyordum, cumartesi akşama kadar birebir vakit geçirelim istedim. İyi de oldu, evi topladım biraz. Pazartesi temizliğe hazır oldu. Biraz ütü, biraz çamaşır, çokça Arca... Allahım nefis bir gündü. Beraber markete gittik, sıcaktan mahvolmuş minik bedenini serin sularda rahatlattık, cıbıl cıbıl anne baba yatağında çoştuk. Akşam yazlığa gittik ki orası daha sıcak!! Hatta bir ara eve dönmeyi bile düşündüm.

Pazar sabah Arcada ufaktan bir ishal belirtisi gördük, takibe aldık, sonraki kakalar normal gibiydi. Çok sıcak olmasına rağmen denize sokmamaya karar verdik. Ama biz İlkerle sabahın köründe derin sulara kulaç attık, acayip keyifliydi. Akşama kadar Durunun gereksiz ve abartılı sevgi gösterilerinden Arcayı bırak, biz bile sıkıldık. Buna bir çözüm olmalı!! Ablamın 7 yaşındaki kızı şimdiye kadar 3 ailenin tek kızı ve sevileniydi. Arca ortaya çıkınca kendini ikinci plana atılmış hissediyor. Arcaya zarar vermiyor belki ama anne babasını da kesinlikle Arcaya yaklaştırmıyor, sürekli Arcayla kendisi ilgilenmeye çalışıyor, sürekli öpüyor, gereksiz bir sevgi gösterisi, belki kendince kıskançlığını kamufle yöntemi geliştirdi, bilemiyorum ama işimiz zor. En son akşam artık eve dönerken Arcayı arabaya koyduk hala kapıyı açıp öpmeye çalışıyordu, tabii ters tepmesin diye annemler de göz yumuyor, iş iyice çığırından çıkıyor. Neyse en iyisi bir teyze-yeğen konuşması yapmak, böyle olmuyor. 7 yaşında bir çocuğun daha olgun olması gerekmez mi? ben mi çok şey bekliyorum?

Gece Arca 1 defa uyandı, su içti uyudu. Sabah yine 7 gibi kalktı, emzirirken ateş farkettim. İlkerle ölçtük 37,5. Sonra Ümit abla geldi, ateşi var dedi, ölçtük ama hadi bi daha ölçelim dedik, 38!! Ben çıktım mecburen, Ümit abla her 20 dk da bir ölçtü, en son 38,3 ü görünce beni aradı, şurup verelim, duş yaptıralım dedim, ateş düşmüş rahat uyumuş. Eve geldiğimde bi daha ölçtük, şurubun etkisi geçer gibi olmuş herhalde yine 38 e yakındı. Doktora gideceğimiz için başka ilaç vermedik.

Doktora gittiğimizde yanıyordu, ölçtük 38,3. Dişten mi acaba dedik ama doktor enfeksiyon olabilir dedi. İshal çok olmasa da var, bu da keyifsiz bi durum. Fitil verdi, kontrol etmemizi söyledi. Eve geldiğimizde ateş 38,9 olmuştu!! Duş aldırdık, fitil kullandık, uyudu ama bir ara tekrar ölçtük yine artmış. Bu durum için ilave bir şurup vermişti, içirdik, şimdi yine düştü gibi. Bu gece artık bize uyku yok, sürekli tetikteyiz.

Şimdi biraz da güzel şeylerden bahsedelim.
Doktor Arcayı görünce yine şok oldu!!!
Kilo: 9360 gr (1 ayda yaklaşık 1 kilo almış - doğum kilosuna göre 6700 gr olması bekleniyormuş)
boy: 67,5 cm (standartmış, bize kilolu olduğundan güdük geliyor)
baş: 45 cm

O ateşe rağmen önce doktora gülücükler ama sonra muayenede yaygara!!
Doktorumuz süt stoklarımızı sordu, normalde 4. aydan itibaren başlatıyormuş ama süt stoklarımızın artttığını duyunca ek gıdaları 1 ay daha erteledi, daha fazla şişirmeyelim dedi. Halbuki hep ek gıdaya çalışmıştık, sorularımız hazırdı. Neyse yeni deneyimler 1 ay sonraya kaldı, süte devam.

2 diş çıkardığını duyunca şok oldu, kendi 15 aylık kızının henüz 2 dişi varmış:)

Demir takviyesi için bişey söyleyemedi çünkü ateş, dolayısı ile enfeksiyon riski var.
Zaten ateş devam ederse çarşamba yine götüreceğiz.
Gece uykularının uzadığını duyunca gündüz emmelerini 4 saate çıkarmamızı tavsiye etmedi. Hatta 2,5 saate bile düşürebilirsiniz dedi. 5. aydan sonra gece uyanmaları sık olabilir diye uyardı.
Banyo için oturak tavsiye eder mi, yok 2 kişi yıkayın dedi.
Bazı günler hemen her bezi kakalı oluyor dediki sümüksü, balgamlı gibi bir kaka olmadığı sürece çok kaka yapmasının ishal anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Hafiften ek gıda sohbeti yaptık. Bamya da yemesin kastırmamak lazım çocukları deyince İlkerden yine artı puan aldı. Olur mu ya ben benim gibi sebzeci olsun istiyorum. Tabi benim istememle olmuyor. Bakalım nasıl bir damak tadı olacak:)

İşte böyle... Ateş can sıkıcı, öenmli bir sıkıntı olmamasına duacıyım, biraz da kafamı dağıtayım diye böyle uzun uzun yazdım, şimdi tekrar ölçüp biraz yatacağım...
Şimdi Arcadan bir sabah şekeri pozu...

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Ne güzel bir haftasonuydu halbuki...

Arca cuma akşamı ilk kez hiç uyanmadı, sabah 7 ye kadar... En az 1 defa kalkardı mutlaka. Hatta İlkere sordum sen mi gece uyuttun tekrar diye. Ben de doğumdan beri ilk defa yaklaşık 7 saat deliksiz uyumuşum, inanılmaz bir duygu:) Öğlen uykuya özellikle yatırmadım, Tuna ve Hülyaya giderken arabada uyusun diye. Ben, yön duygusu sıfır kadın, doğma büyüme İzmirli kadın ve hatta 1 gece önce kocasının GPS li telefonundan evi kuşbakışı görmüş kadın, Buca Şirinyerde kayboldum. Gürçeşme taraflarına yönelmişim. Defalarca Hülya ile telefonda konuştuk, sonra en merkezi yer - vergi dairesinin önünden- gelip bizi aldı:( Arca da yenidoğanken memeyi bulamazdı, yanaklarını okşardık meme yönünde, bana çekecek sanırım, halden anladığı için hiç sesini çıkarmadı arabada, hatta ben uyuyor sanıyorum meğer öyle oturuyormuş. Neyse Tunanın yaşgünü partisine yazlıkta olacağımız için katılamayacağımızdan 1 gün önce ziyaretlerine gittik. Tunanın tüm sevimliliği üzerindeydi, Arcayı okşadı sevdi, bizimki pek oralı olmadı, hala anlamıyor akran olayından. Hem ben 1 saatte evi bulamadığım için hem de yazlığa kaçacağımız için fazla oturamadık. Ama sohbet etmeye vakit oldu, Arca dönüşte uyudu, zaten işin macera kısmı bitmişti. Bir daha gitsem bulabilr miyim? Hiç sanmıyorum:))
Yazlık iyiydi yaaa... O yavaş hayatın içinde kaybolmak istedim. Arca bol bol gündüz uykuları aldığı için gece 10 buçuğu etti ama yine 7 ye kadar uyanmadı, allahım yeni düzenimiz mi oluşuyor? (HAYIR, ayrıntılar az sonra...) Sabah uykuyu almanın verdiği bir dinlenmişlik vardı üzerimizde. Erkenden İlkerle denize gittik, 1 saat kaldık, yüzdük. Sonra Arcayı bahçede havuza soktuk. Bu defa dahasoğuk suya ve daha uzun süre. Çok keyifliydi, ayak çırptı, hatta bir ara güldü bile. Deniz suyu biraz daha ısınsın, Arcayı yüzdürmek yakındır. Arca bütün gündüz uykuları mis gibi uyudu, gece uykusu saatinde yola çıktı, kıyamet gibi. Farklı bir yoldan yolu epey uzatarak ama hiç dur kalk yapmadan eve vardık. Rüya öğününü verip yattım ben de. Hmm diyorum ki artık sabah kalkar. Yok 2 den itibaren her saat balı uyandı yine. bir defa emzik verdim uyudu, sonrakinde su verdim uyudu ama 5 te artık tek meme de olsa emzirmeliyim gerçekten aç galiba oldum. Bir güzel emdik, klima çarpmasın diye pufu Arcanın yatağına dayıyorum oradan emiyoruz, sırtım karyolanın korkuluklarına dayanıyor yani. Emdikten sonra gazını çıkarayım diye omzuma alınca güm diye bir ses, Arcanın kafasını çarptım korkuluklara!!!! Korktu ağladı ben de kaptım, İlkeri uyandırdım. Yatırdık yatağa bakıyoruz, evet sağ şakak üstü kızarmış ama şişlik yok gibi. Arca da gülüyor ama yok hastaneye gidelim diyorum. İlker soruyor nasıl bir hızla vurdu diye, ya işte güm diye ses geldi. Tabii çocuk dediğin düşe kalka ama hani emekler, ne biliyim taytay yaparken kafasını çarpar o ayrı, yani o zaman kendi gücüyle çarpıyor, ama benim çarpmam öyle mi ya... belki sert vurdum hatırlamıyorum ki, uyku sersemi!!! sabahın 5 buçuğunda doktoru aradım. Nereye vurdu diye sordu, o zaman hastaneye gitmeye gerek yok dedi, kaldık ama benim gözüm Arcada. Sabah oldu bişey yok keyfimiz yerinde gibi, öğlen geldim, kızarıklık da geçmiş. Bu arada İlker benimle dalga geçmeyi ihmal etmedi tabii. Kafasını arabaya vurmuş, bir doktoru ara sor bakalım diyor, olmazsa acile gidelim diyor, bütün gün gıcık etti beni telefonda.
Öyle de uykusuzum ki eve de iş getirdim, Arca uyurken uyuyamadım, artık bu gece uzun uykular uyumasını diliyorum, gece kalkarsa tabii artık klima kapatılıp koltukta emilecek.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Huysuzluğumuzun nedeni anlaşıldı!!!


Salak bir fiyat iskontosu beklemek zorunda kalınca yarım saat geç çıkacağım tuttu bugün. Allahtan sabah 50 cc sağmışlığım vardı. Açtım eve telefon, aman Ümit abla gecikebilirim, Arca mızırdanırsa o sütü ver, dedim. Dedi ki sürprizimiz var. Heyecanla eve geldim, neyse ki acıkmamış, ya bu sürpriz ne? yoksa Arca tel sarar mı yapmaya başladı? (bir bunu öğrenmeye direniyoruz, Ümit abla da yaptırmaya çalışıyor) Yok dedi, aaa aklıma geldi DİŞ mi? Eveeeett. Çığlık kıyamet!!! Ümit ablanın parmağını bütün sabah ağzına sokmuş, o da eliyle kontrol etmiş, yetmemiş çay kaşığı ile tıklatmış, tamam, diş bu. ön alt sağ taraftaki... Ben de parmakladım , evet işte burda. İlkeri aradım hemen, heyecan... Anane babane hep arandı. Babane başından beri diyordu da biz daha küçük diyorduk, İlker de 4,5 aylıkken çıkarmış. Gerçekten büyümüş gibi geldi bize Arca. Huysuzluğu kök söktürdü ama en azından ateş filan yapmadı buna da şükür...
Bugün bir ilk daha yaşandı. Diş meselesini duyunca İlker hemen eve geldi. Akşam Orçunla Gül yemeğe gelsinler dedik. Neyse ben yemeği hazırlarken - Arcayı hiç uyutmadığımız 5-8 arası saat - İlker Arcayı yere yatırmış, müziği de açmış Sıla filan dinletiyor, kendi de söylüyor. Hooop bizimki yerde uyuyakaldı. Hep de yarım saat. Hiç böyle şey görmemiştik. O sert zeminde resmen horul horul uyudu.
Veee bu uykunun akabinde Orçun ve Gül ile oynamak düdüğü iyice aktive edince uyumak bilmedi. Tam 1 saat uğraşıp pes ettim. Sonra canı 10 buçukta uyumak istedi de öyle uyuttuk cüceyi.

Ne güzel ilkler... Hiç bitmesin...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Arca'nın banyo işini napıcaz?

Arca banyo delisi...
Bazı günler hava sıcaksa 2 defa duş alıyoruz, gıkımız çıkmıyor, mutluyuz...
küvetimiz var, file takıp üzerine yatırdım mı tek başıma banyo yaptırabiliyorum.
ancaaaakkk...
kendisi 9 kiloya yaklaştı, boy da uzadı gibi, file sanki artık yeterli değil. Ayaklar yere değiyor ve nerdeyse poposu da...
küvetin içine havlu katlayıp koydum, ıı-hh içime sinmedi. Şimdilik sadece destekle oturabiliyor, o sebepten oturak almak için erken gibi geliyor. Napıcaz bilemedim?
Önerisi olan var mıdır acaba?