Yazılar posta kutuna gelsin mi?

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Yeni başlayanlar için 15 maddede yazlıkçılık rehberi

Babam hala oturdukları yazlığı inşa etmeye başladığında ilkokul birinci sınıftaydım. O yaz daha kepenkleri ve korkulukları bile takılmamışken evin, biz taşındık. Otuz sene olmuş, bizim oralar hep dutluktu:P.  Sadece bizim oralar mı? Şimdi Alaçatı denen yer köydü mesela. Hani zilyon liralar bayıldığın o Alaçatı beach’leri filan var ya, kimseler girmezdi orada denize. Alaçatı’lı arkadaşım Gül anlatır, kışın Alaçatı’da oturanlar, yazın Ilıca’daki yazlıklarına geçerlermiş. Geçen instagram’da biri “Alaçatı’nın en güzel sahili Ilıca” deyince bana bir gülme geldi ama ses etmedim, eli dili sürçmüştür dedim, İstanbulludur dedim, geçtim.

Ne diyordum? Yazlıkçılık… Otuz yıldır Özdere’de, dört yıldır da Çeşme’de yazlıkçılık yaptığımıza göre ben bu işin kitabını yazarım dedim. Hadi kitabını yazamasam da el kitabını yazarım, yok abartma dersen, peki rehberde anlaşalım. Maksat okuyucu da tecrübelerimizden faydalansın naçizane...

Günün çorbası “yeni başlayanlar için on beş maddede yazlıkçılık rehberi”ni iftiharla sunar!


1. Kalender ol. Bu yazlıkçılığın ilk şartı. Bütün bir kış boyunca yan komşunla hiç görüşmemiş olabilirsin, ama komşu o, yazlığa gittin mi, kaldığın yerden devam et, aman ha! Bir de kek yaptın mı, börek pişirdin mi gönder, onlar da sana gönderirler, bir ara öğün çıkıverir aradan. Ne demişler? Komşu komşunun külüne muhtaç.

2. Çocukları derhal kaynaştır. Sen işini yaparken ya da keyfine bakarken senin oğlan bahçede komşunun çocuğuyla top tepsin, oh bir soluk alırsın. Bu yaz kuzenlerle çok denk geldik yazlıkta, Arca suratımıza bakmadı, kuzenleri olunca. Eh zaten Deniz hep var, mis gibi oynuyorlar artık. (#kuzenşart)
çocukların en iyi bakıcısı yine çocuklar:)
3. Yazlık, eskimiş kıyafetlerin toz bezi olmasından önceki son durağıdır. Delik t-shirtler, rengi kaçmış şortlar yazlıkta yadırganmaz, rahat ol bacım.

4. İlla bir yazlıkçı kombini tavsiyesi istiyorsan, söyleyeyim. Terlik ve ev elbisesi. Bu ev elbisesi dedikleri, umumiyetle penye, askılı, diz üstü ve sütyen giymediğini belli etmeyen koyu renkte seçilirse son derece rahat edilir. Semt pazarlarından 10 ila 15 TL’ye temin edilirler, birkaç sezon rahatlıkla giyilirler, gardırobundan eksik etmeyesin.
yazlık kombini, penye elbise & terlik :)
5. Semt pazarı demişken, yazlığın nerede olursa olsun, pazar kurulan mevkileri öğren, köylüsünün tezgahlarını tecrübe et ve umumiyetle sebzeni meyveni pazardan al bacım. Özellikle Çeşme gibi sosyete sayfiyelerin manavları kazıkçı olabiliyor, benden söylemesi. Geçen Çiftlikköy’ün pazarına gittim, bayıldım. O domatesin kokusu elinden gitmiyor, tombul acurların da menşei Çiftlikköy’müş meğer, o nasıl lezzet anlatamam. (önemli not: Pazar derken, Alaçatının sebze pazarı, manavlardan daha pahalı oluyor, aman dikkat!) Şimdi artık hemen her köşede Migros gibi marketler olduğu için şehirden erzak taşımaya gerek yok. Marketlerle ilgili dikkat edeceğin en önemli nokta, herkesin akın ettiği saatler dışında bir zamanda gitmek. Mesela market alışverişini cumartesi akşamına bırakma, cumadan veya sabahtan hallet. Millet hafta sonu kıtlıktan çıkmışçasına akın ediyor, bayram öncesi LCW mağazalarına dönüyor marketler. Meşrubatını bile soğuk bulamıyorsun.

6. Bisikletin olsun. Sadece spor için değil, çöp atmak için, yakındaki bakkala gitmek için, hatta hızlıca tek başına denize gidivermek için en hızlı ve kolay ulaşım aracı bisiklet.
Yazlıkta bisiklet şart
7. Buzluğunda dondurman, dolabında külahın olursa, çocuklara zırt pırt dondurma almaya çıkmana da gerek kalmaz. Daha önce Çeşme’de hayatta kalma rehberinde yazmıştım, öğünlerini azalt. Zeytinyağlı yemeklerin olsun dolapta, acıkan bir somun ekmek bir tabak yemekle doyurur karnını. Hem çok da yememek lazım akşama mangala yer açmalı.

8. Mangal demişken, köfteni tavuğunu fazladan pişir mangalda. Ertesi güne bir öğün daha çıksın. Pişmiş köfteleri tavada ısıttın mı mis gibi oluyor. Hazır mangal yanmışken patlıcan közleyebilir, sabrın ve ateşin varsa kahveni de pişirebilirsin.

9. Yazlıkçılığın olmazsa olmazı okey, iskambil kağıdı ve tavla. Aman eksik etmeyesin. Arca’ya babaannesi kız tavlası öğretmiş, çok eğlenceli oluyor. Yakında yer cücesini okeye dört olarak istihdam edeceğiz.

10. Rejisör koltuk. Bir vakitler BİM’de 10 TL’ye satılıyordu. Migros da kampanya yapmıştı, 50 TL’lik alışveriş yapınca 7 TL gibi cüzi bir fiyata alabiliyordun, renk renk pek rahat! Sadece plaja giderken değil, bahçeye de atıp güneşlenebilirsin, çok pratik.
Arca'nın keyif koltuğu - temsili - (rejisör koltuk görseli bulamadım)
11. Arada bir değişiklik olsun, hep de evde takılmayalım diyorsan, çevredeki çay bahçelerini, kahvaltı mekanlarını ve salaş fakat temiz balıkçı lokantalarını bellemekte fayda var. Hatta kış boyunca fırsat sitelerinin uygun fiyata sattıkları Aquapark gibi yerlerin biletlerini satın almanı tavsiye ederim, çocuklar da bir kaydıraktan kaysın yani, kaymasın mı? Bir de sosyete kostümleri bulundur yanında. Şimdi burada adını vermek istemediğim bir otelin havuzuna çoluk çocuk bedava girmenin yolunun bileğine kadar uzun plaj elbisesi olduğunu öğrendiğimde deşifre etmek istemediğim arkadaşım ve ablasının önünde saygıyla eğildim. Evet, bileğinde otel bilekliği var mı yok mu göremeyen görevliye, Safiye Soyman endamı ile selam edip havuza ellerini kollarını sallayarak girmişler, açık büfeden yarım pansiyon müşterisiyiz diye uygun fiyata faydalanmışlar. Alkış! 

12. Bahçen yeterli olmasa bile yeşilliğini bir saksıya ekmeyi ihmal etme. Nane, maydonoz, biberiye, roka, fesleğen, hatta süs biberi bile ekebilirsin bacım.

13. Beş yıldızlı tatil köyü olmadığına göre elbet sivrisineği olacak yazlığın. Sivrisineklere karşı fesleğen, lavanta bulunsun çevrende. Sabah kahvaltı masasında türk kahvesi yakarsan arılar uğramaz, aklında olsun.
senelerdir ilk defa açan lavantalarımız

14. Kafayı çok yormayacak, “tatil kitapları” bulundurursan iyi olur. Elinde kitap varken hem sohbete katılırsın, hem de iki satır okursun. Hatta bu arada mıçının dibinden ayrılmayan cüceye bile laf yetiştirebilirsin:)

15. Ve son olarak gamsız ol. Belki de yazlıkçılığın en önemli püf noktası bu. Camlar mı kirli, çek perdeni. Etraf mı dağınık, çevir kafanı. Takma. Ev işine takma. Bok götürsün, ne olacak? Terasını buz gibi yıkadın mı, zaten misafiri salona alacak değilsin. Mikrop kapmayacak kadar hijyen yeter.

6 yorum:

  1. süpersin ya, bayılıyorum sana:))
    Beyhan.

    YanıtlaSil
  2. Sizin orada elbisem bizde şort askılı penye bluz. Güzel bir yazı zevkle okudum.

    YanıtlaSil
  3. valla süpersin kıçımız çıktı geçen gün gittiğimiz
    yazlıkta

    YanıtlaSil
  4. Evin pis olan noktalarına bakmamak bence en önemlisi:) Aklıma yazlıkçılar dizisi geldi.Eve her daim misafir geldiği için çıldıran bir kadın vardı:)

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Ah ah, tüm çocukluğum gözlerimin önüne geldi bu güzel yazınızla. Okullar kapandı mı gider açılmasına yakın dönerdik. İnanılmaz eğlenirdik. ( Tabii bir de anneme sormak lazım :) ) Şimdi maalesef çalışma şartları yüzünden hiç yazlık keyfi yapamıyoruz. O kadar keyifli geliyor ki sizin yazılarınızla belki seneye ne yapar eder izni birleştirip kiralarız bir yazlık, kızımız da keyfini çıkarır :) Sevgiler, Petek

    YanıtlaSil
  6. Dikili'de bir yazlığa misafir olarak gitmiş ve şok olmuştum. Halılar, avizeler, salkım saçak süsler...
    Yazlık deyince sizin anlattığınız gibi olmalı oysa, darısı başıma :)

    YanıtlaSil