5 Eylül 2009 Cumartesi

ek gıda nasıl olacak -takıntılı annenin sabah safsataları


epey olmuş blogu güncellemeyeli, özlem de sordu napıyorsun diye.
aslında hiç!!! hatta çoğu zaman hiçbirşeyi tam yapamıyormuşum gibi geliyor. Bak şimdi mesela hazır Arca uyuyorken evi toplamam lazım , blog yazıyorum:)
Pazartesi Arcanın aşıları vardı, Ümit abla sağlık ocağında yaptırdı, hiç ağlamamış, herkes çok şaşırmış. Akşamüstüne kadar da keyifliymiş. Oradaki bizim aile doktoru ateşi 37,5 a çıkınca 1 ay kaşığı Calpol verin demiş, Ümit abla da 5 gibi ateş çıkar gibi olunca vermiş. Eve geldim İlker söyledi, calpol almış ama ateş var hala diye. Neyse takip ettik ama 8 gibi ateş 38 in üzerine çıktı, haydaaa.. Ümit ablayı aradım miktarın çay kaşığı olduğunu duyunca şok oldum. Aile doktoru öyle dedi diye Ümit abla da sorgulamamış. Akıl var mantık var, 10 kilo bebeğe 1 çay kaşığı calpol ne etki edecek? Neyse fitil yaptık, tüm gece saat başı kalkıp ateşini ölçtüm. Neyse ki aşılardanmış, geçti. Hem o aile doktoruna acayip kıl oldum. Ümit ablaya kilo fazlası var diyete sokun demiş. Ya bu anne sütünden hem ek gıdalara daha yeni başladı filan demiş yok, hatunun kafa almıyor, obeziteden çok korkarım filan diyormuş. Ahh ben olacaktım ki orda!!! Ümit abla bu çocuk her ay doktor kontrolüne gidiyor, korkma kontrol altında deyip susturmuş! Pratisyen hekimler aile doktoru oluverirse olacağı bu!

Bu arada çoook düşündüm ve yurtdışına gitmemeye karar verdim. Birkaç ay sonrası için OK ama şimdi gözüm yemedi. Mecbur olsam giderdim mutlaka ama mecbur da olmayınca zorlamak istemedim.

Çarşamba Arcanın kabul günüydü, önce babane, sonra teyze ve duru (duruyla araları pek iyi, duru anlatıyor, bizimki açmış gözünü dinliyor) ve akşam da bizim dostlar ekibi. Bizimki zaten Zeyneple Güle hasta, güzel gördü mü dayanamıyor ya o akşam da kuzu gibiydi ki akşama kadar diş sıkıntısı kök söktürmüş, sakinliği şaşırttı.

Başka napıyoruz??

emeklemeye çalışıp, debelenip, yorulup göbüşün üzerine yığılıyoruz.
süper dönüşler yapıyoruz. Parmaklarımızın ucu ile birşeyler yakalamaya başladık.
Eve geldiğimde çıldırıyor, çenemi, burnumu emmeye başlıyor, kendince öpüyor sanırım.

Anne sütüne ilgi birgün var birgün yok, açıkçası bana da süt sağmaktan gına geldi. Arca ben yokken 3 öğün anne sütü alıyor ben 2 öğün sağabiliyorum, sabah sağdıklarımla denkleştirmeye çalışıyorum ama her zaman olmuyor, napalım olduğu yere kadar.

sebze püresinden haz etmiyoruz, yoğurta alıştık, meyvelere hastayız, maalesef baba modeli bir damak tadı ile karşı karşıyayız. Sebze nasıl yedireceğim, şimdiden derdi düştü. Var mı ilginç öneriler? Bebek yemek tarifi kitabı???
Sebze çorbasını çatalla mı ezip vermeli, blender la mı bızlatmalı?
sebzelerin tatlarını güzelleştirecek napmalı? arayıştayım.
ek gıdalarda iyi gibiyiz, aslında çok az yiyor ama olsun en azından öğürmüyor, püskürtmüyor, buna da şükür. Ancak doymuşsa imkan yok yemiyor, böyle böyle alışacağız, dert etmemek lasım. hem ananemizin yaptığı mis tarhana var, kokusu hala burnumda, doktor da verebilirsiniz dedi, bugün tarhana deneyeceğiz.
Ümit abla çıldırmış geçen gün, " ya bu bebiş 200 cc sütü içtikten sonra doyuyor nasıl ek gıda yiyecek yemez tabi, sen tok karnına bişey yiyebiliyor musun??" dedi. Olmaz Ümit abla önce anne sütü dedim, gönlü olsun diye doktora da tekrar sordum. Cevap aynı önce anne sütü çorbadan yiyebildiği kadar yesin, zorlama yok.

kaşığa saldırmaya devam, oyalamak için başka kaşığı verdin mi boğazına kadar soktuğu için vazgeçtik. şimdilik şarkı oyun yok, böyle başladık bakalım devam ettirebilecek miyiz? ben de çocuğun arasından tabakla dolaşacak potansiyel var, korkuyorum, yesin diye zil takabilirim, fena çok fena:(
Hazır mamalardan hangilerini deneyebilirim? Özgürün ve Tuğçenin yazılarını tekrardan okudum. Başka öneriler var mıdır? Özellikle sebzeli mamalar hangi markanın iyidir??
Çok yavaş ilerliyoruz, daha kahvaltı, et kıyma filan menümüze hiç girmedi. Ben mi aceleciyim?
mız mız mızıldanıyorum:(

herkese iyi haftasonları

31 Ağustos 2009 Pazartesi

gitmeli mi gitmemeli mi??

1 ay sonra bir yurtdışı iş seyahati gündemde. 3 gece, 2 gün ortalarda olmayacağım.
Arca 7. ayını bitirmiş olacak.
Tüm gün görüşmediğimiz oldu, günübirlik seyahatler oldu, ama gece hiç ayrı kalmadık.
İş için gitmek lazım ama hayati değil, iyi olacak sadece.
Doktora sordum, mecbur olsaydınız gitmek durumunda kalacaktınız, gece ayrılığı etkiler ama telafisi yapılabilir, sorun olacağını sanmıyorum dedi.
içim rahat değil.
karar vermem lazım.
İlker alırım Arcayı da gelirim seninle der ama benim iş geceli gündüzlü, boş vaktim yok ki, bu plan yatar.
Muhteşem haftasonunun ardından beni kapıda uğurlarkenki sevimliliği, pijamalarının içindeki tatlılığı gözümün önündeyken ne kadar doğru karar verebilirim?
Gitmeli mi gitmemeli mi?

30 Ağustos 2009 Pazar

baldan tatlı haftasonu

Yazlığa gidesim geldi, İlkerin bizi cuma akşamından götürme teklifine balıklama atlamaca:)

Eylül havası gelmiş, yaprak kımıldamıyor ama serin.
Taze sabaha Arca ile uyanmak yatağa almak onu ve bir posta da birlikte şekerleme yapmak... Ohhh yedim Arcayı, gözlerim gözlerinde, Arcayla hep dipdibe, kucak kucağa, bel fıtığına ramak kala...
Arcayı kahvaltı sonrası uyutmanın ardından sahilde 3 km lik bisiklet turu, çeyrek asırlık beyaz Bisan, hala taş gibi:)
Çocukluğumdan beri beni tanıyan komşularla sıcak selamlaşmalar...
Ramazanın etkisi ile sahil bize kalmış, tertemiz sularda yüzmek...
Arcanın deniz sevdası, ayak çırpışı, keyfi, hiç çıkmak istememesi...

Ömre bedel sabah kahkahaları...

Meyve filemizle ilk siyah üzümler...


Şimdi... Balkonda geçirilecek son akşamların tadını çıkarmak gerek, Eylül kapıda!! gelir gelmez buz gibi yıkandı balkon... Arca uyuyunca masaya kuruldum, kulağım telsizde, tüm bloglar tarandı, özlem giderildi blog dostlarıyla, özlem, özgür, kuzu, tekir, günebakan, off daha kimler yazmış hepsine göz atmaca:)

pazar akşamı, haftasonunun tadı hala damakta, gözlerimi kapattığımda dalgaların sesi kulaklarımda... tatlı bir haftasonuydu, bitti.

27 Ağustos 2009 Perşembe

kısa kısa...

tam zamanlı çalışmada 3. günüm...
yavaştan alışmaya çalışıyoruz...
ilk gün beni kapıda görünce çıldırdı, gözlerim doldu, fena oldum, çılgınlar gibi koklaştık...
dün yarım günlük geçiş dönemine dua ettim, mümkün değil bir anda Arcasızlığa alışamazmışım, şimdi bile zor...
akşam babane, hala evde olunca bana çok çıldırmadı sanki...
vakit buldukça Anne İş'te kitabını okuyorum, ne garip yarım gün çalışırken hiç ihtiyaç duymamıştım
sık sık evi arıyorum, halbuki gözüm arkada değil sadece neler hissediyor anlamaya çalışıyorum, bir de yemeklerini yiyor mu?
yemek, ek gıda...
daninoların içinde hiç bir yapay katkı maddesi olmadığını gördüm, şimdilik veriyoruz, belki sonra Ümit ablanın yoğurtlarına geçeceğiz. Çilekliden haz etmedi halbuki çilekli Calpol şurubu itirazsız götürdüğünden sever sandık.
Kayısılıyı severek yiyor. O kadar anne sütünün üzerine yine iyi yiyor küçüğüm belki kendince biz sevinelim istiyor:) Üzümün ve şeftalinin suyundan tattırdık, bayıldı. Hatta dün akşam şeftali suyundan içtikten sonra ben kaseyi götürürken arkasından baktı, daha yok mu gibilerinden:)
yarın sebze çorbasına başlanacak...
böyle böyle böyle...

25 Ağustos 2009 Salı

gecikmiş kreativ mim

herkesleri tanıma bakımından mimleri seviyorum.
Hem dağlar kızı reyhana hem de özgür anneye teşekkürler...

neler yapıyoruz?

1. Ödülün logosunu bloga ekliyoruz.(işte burdaaa)


2. Ödülü veren kişinin linkini yazıyoruz (o da yukarıda)

3. Hakkımızdaki 7 ilginç şeyi listeliyoruz - peki birazdan ki benim gibi biri için çok zor

4. Sevdiğimiz 7 blogu listeliyoruz
Özgür Anne , Tugce , Kiraz , Hülya , kuzu , Ruhdağı, bir dilim sohbet, aslının günlüğü, Pratik Anne, Fashinn.... 7 yi geçti di mi ? o zaman yandaki listenin tamamı diyelim geçelim.

Ben pek ilginç birisi olmadığım için bu zor olacak...

1. Kitapların önce sonunu okurum, bitirmeden başıma bişey gelecek olursa kitabın sonunu görmeden gitmeyeyim diye, iflağ olmaz kötümserim işte
2. Sarışınlığı hiç sevmem ama mahalle baskısı yüzünden hep sarışınımdır. Aslında üniversiteye kadar doğal sapsarıydım, sonra bi şekilde koyulaşmaya başladı, gölgeyle başlayıp röfleye döndüm. Geçen yıl, yıllar sonra ilk defa kumral dolaştım, mutluydum ama yine İlkerin ve çevremin sarışınlık yakışıyor gazlarıyla yine sarıyım:(
3. Makina mühendisiyim ama meslek hayatımın ilk 2 yıl ı haricinde hiç mühendislik yapmadım.
4. 4 yıl önce daha yeni araba kullanmaya başladığım zamanlarda geri viteste fren yerine gaza basınca park halindeki bir uno yu haşat ettim, komşu apartmanın demir kapısını yıktım ve bahçesine girdim, ayağım hala gazdaydı, el frenini çekerek durabildim. Hala o kazayı nasıl yaptım bilmiyorum.
5. Üniversite yıllarında pedikür yaptıramazdım. Bir insana ayaklarıma hizmet ettirmek gibi gelirdi, sosyalist bir yön mü bilemiyorum. Şimdi masaja bile gidiyorum:)
6. Burnumun büyük olduğunu - fiziksel anlamda :) - evlendikten hemen sonra farkettim. Çünkü düğün videocusu aptal adam hep profilden almış beni. Videoyu izleyince şok olmuştum, hala da burnuma gıcık olurum.
7. İlkerle lise sonda aynı dershanedeydik, sınıf arkadaşıydık. Birbirimizin üniversite tercihlerinden haberimiz yoktu. Ben İTÜ Makina mı yazsam 9 eylül endüstri mi diye düşünürken ablam 9 eylül mühendislik fakültesinin boktan bi yerde olduğunu söyleyince sildim, İTÜ Makina yazdım, kazandım. İlkerin ÖSS derecesi filan vardı, Boğaziçi, ODTÜ filan yazmış, son tercih İTÜ Tekstil yaz demişler, nasıl olsa o kadar düşmem deyip yazmış, BAM!!! kötü geçen sınavın ardından İTÜ tekstil olmuş. Birbirimize telefon ettik, aaa bir baktık koca İTÜ'de aynı fakülte içinde sadece tekstille makina aynı binada:) meğer kader ağlarını örmeye başlamış bile....

kimleri mimleyelim? herkesler birbirini mimlemiş ama mimlenmeyenlerden seçelim;
nazlının annesi nihan, tekir??, pıtırcık, yenianne, ruhdağı, zeren (gerçi uzaklardasın ama belki vaktin olur), ömer tuna

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Haftasonu ve İLKLER

Hayatımın en yorucu haftasonlarından biriydi.
Romanyadan misafirlerimiz geldi. Arkadaşımız Umut Romen Mirela ile evlenip bir de Deniz Martin ortaya çıkınca kapmış onları bize getirmiş. Çok komikler, bütün haftasonu onlara güldük. Mirela, Türkçe anlıyor ama konuşmak zor tabii, ingilizce anlaşmaya çalışıyoruz. Umuta Romence anlatıyor, Umut kızıyor, kızım Türkçe konuş bana tercümanlık yaptırma diyor, arada hem Romence hem ingizlice hem türkçe kelimeler çıkıyor: "Da Mirela, öyle different mifferent değil işte, speak Turkish" çok eğlendik valla:) Arca ilk defa yabancıladı, Umut yaklaşınca bastı yaygarayı, önce dudaklar büzüldü sonra kucağa yapışıldı, birkaç gün araları düzelmedi. Deniz Arcadan 2,5 ay küçük, pek sevimli bişey. Sürekli gülüyor, bizim suratsızdan sonra Deniz epey popüler oldu valla.
Deniz ve Arca cuma ben işteyken böyle resmedilmişler:

Cuma doktor kontrolünün ardından Güzelbahçeye balık yemeğe gittik. Mirela çok ilginçtir, balığın kafasının kopartılarak sofraya gelmesini istedi, gözlerini görünce yiyemiyormuş:) Arca huysuzdu, Deniz uysal, bir güzel uyudu.
Cumartesi nefis bir kahvaltının ardından Arcaya ilk yoğurdunu yedirdik cümbür cemaat. (Bkz bir önceki post)
Denize girelim dedik, hadi Çeşmeye gidelim dedik ama orda ev yok, bebeklerle bir beach club da zor olabilir. Sonra annemler aradı, bize gelin dediler. Toplandık gittik. Yolda kitap okuduk, deniz canlılarını tanıdık:)


Bebişleri denize soktuk. Deniz hiç korkmadı ama Arca mızıkladı. Çünkü;
1. Zaten uykulu deniz kenarına gitti
2. Denize sokmadan önce kıyıda uzun süre simidiyle oynadı, yoruldu

3. Ben yüzünü denize verdim, dalgalarla oynar sandım kıyıda kucağımda oturttum ama dalgalardan korktu, acemi annelik işte:(
Arca suda hiç korkmuyor ama deniz ürküttü sanırım, bir sonrakine sırtımı denize verip sadece arcanın yüzünü karaya vereceğim, bakalım nasıl olacak. Denizin içinden kareleri koymuyorum, surat 5 karış çünkü:(
Bizimki kaptan Deniz de korsan imajı ile sahilde, henüz denize girilmemiş, keyif yerinde:)


Bu arada artık ayak parmaklarımızı emiyoruz. İlker altını alırken "kaldır oğlum bacaklarını, altını temizleyelim" diyor, ayaklar havada, "indir oğlum hadi bezini bağlayalım" diyor hop iniyor. Laftan anlıyormu ne??

Pazar günü Hanedanda kahvaltı yaptık, Arca da meyveli yoğurdundan 1 kaşık yedi, daha bi alıştı sanki, bilemiyorum. Biraz Çeşmede gezindik, Arca acayip huysuzdu, dişe yoruyoruz şimdilik. Misafirleri uğurlayıncaya kadar uyumadı düdük, ne zaman kapıdan uğurladık, uykuya daldık. Diyorum ben misafir ağırlıyoruz.
Romanyaya gitme planları yaptık, ama illa ki kışın olacak, Arca kar görecek, belki seneye, neden olmasın?

23 Ağustos 2009 Pazar

Ek gıdalara geçtik - 6. ay doktor kontrolü

Perşembe bebekli misafirlerimiz geldi, cuma ben işe gittim:( öğlen ilker aradı, misafirlerle birlikte Agoraya gitmişler, 3 yetişkin 2 bebek ve 2 bebek arabası arabaya zor sığdırmışlar, iş çıkışı direkt buraya gel dedi. Arabaları bölüşüp eve uğradık, kısa bir emme molası ve hazırlanmanın ardından Alsancak a indik. Misafirleri Sevinç in önünde bırakıp biz doktor kontrolüne gittik. Katı gıdalara geçeceğiz ya nasıl heyecanlıyız, İlkerle soracağımız soruları birbirimize tekrar ediyoruz. Doktorun bizi 20 dakika geç alası tuttu. Neyse bu ay kilomuz durmuş Eh biliyorduk zaten, artık zırt pırt olmasa da haftada bir tartıyoruz hala.
kilo: 9600 gr (hala kiloluyuz ama bu ay az almışız)
boyumuz : 68,5 cm (1 cm uzamış)

öyle hareketlendik ki yine 1 kio kadar alsaydık yuh diyecektim:) Benim yeme düzenimde değişiklik yok, hatta daha fazla yiyorum, Arca aynı emiyor, ama pek çoklarının dediği gibi 6. ay itibariyle kilo alım hızı düşüyor, bence anne sütü ne kadar besleyici hatta benimki gibi şişirici olursa olsun artık bebeğe yetmiyor. Bu sebeple katı gıdalara geçilmesi kadar doğal birşey yok.

Bu arada bazı sorular soruldu yine:
Bir nesneyi bir elinden diğerine geçiriyor mu?
elinden bıraktığı bir nesneye uzanmaya çalışıyor mu?
döndüğünde elini kurtarıyor mu?
elleri ile ayak parmaklarını tutuyor mu?
Kağıt buruşturuyor mu?
Yabancılama başladı mı?

Hepsine EVET!! Hadi katılara geçelim:)

Aslında bu kontrol bazı açılardan benim için hayal kırıklığı oldu. Çünkü katı gıdalara geçmekle bazı anne sütü öğünlerimizi atlayacağımızı sanıyordum. Evet Tuğçe anlatmıştı, anne sütü aynen devam sadece gıda eklemesi oluyor diye ama hani artık 6 ay bitmiş oluyor ya ben nedense kendimi öğün atlamaya odaklamışım.

Kısaca;
sabah emiyoruz,
ara öğünde yine emiyoruz üzerine ek gıda
öğlen emiyoruz
ara öğünde yine emiyoruz üzerine ek gıda
akşam emiyoruz
ara öğünde yine emiyoruz üzerine ek gıda

Yani emmek bitmiyor, ek gıdalar ekleniyor, öğün filan diil. Ben sabırsız kulum ya çocuğa yumurta yedirecem:)
Ek gıda olarak ilk etapta yoğurt yiyoruz. İlk gün kaşığın ucu ile, ikinci gün her öğün 1 kaşık, üçüncü gün istediği kadar. Sonra başka bir gıdaya geçebiliriz. Malum alerji tepki kontrolü.

Doktor yemek listesi vermedi. (kuzucuğum bu sebepten sana yazamadım:() Amaç herşeyden yedirmek, 1 yaşı itibariyle bizim yemek düzenimize ve adabımıza uyan bir çocuk yetiştirmek. Çorba tarifi vermesini beklemiyordum ama ne biliim insan bi bilgi yüklemesi bekliyor.
İlginçtir daninolara karşı değil hatta çalışan insanlar için destekliyor. Kesinlikle doğal niye yoğurt mayalamaya kasacaksınız görüşünde. Ümit abla yoğurt yapabiliyor, arada ev yapımı, arada danino, neden olmasın? Anne sütü ile yoğurt yapalım mı? isterseniz peynir yapın DA gerek var mı?
Vitaminleri gitmesin diye cam rende olayına da çok hevesli değil, hergün multi vitamin veriyoruz, az biraz vitamin kaybı için kendinizi yıpratmayın diyor. Burada amaç bebek için öncelikle protein!!! Laf aramızda ben cam rende olayına gireceğim:)
Bu arada anne sütleri ne alemde dedi, biz dedik ki artıyor stoklar. Çüş!! oldu doktorcum, dedik bizim mandıra iyi çalışıyor, epey güldü, adamın cuma neşesi olduk:) Nasıl oluyor diye açıkça sordu. Gece emmeyince sabah memeler kafam kadar oluyor, sağmasan ayrı dert, dolayısı ile sağmaya üşenmeyince çıkıyor bişeyler. Ama işe tam zamanlı başlıyorum yani Allahın emri süt stokları azalacak, bir resimleyelim de arşivimizde olsun, bir daha bu kadar yüklü stoğumuz olmayacak:) Doktorumuz, stoklar tükeninceye kadar anne sütüne devam, bitnce başımızın çaresine bakarız görüşünde.

Yine rotavirüs aşımızı olduk, hatta Arca öyle yaladı yuttu ki aşıyı, doktor korkmayın işiniz kolay olacak, sadece biraz sabır diyerekten uğurladı bizi, haftaya sebze çorbaları için telefonla konuşuyoruz, yavaş yavaş adım adım...

Efendim ek gıda yoğurt için plan hazırladık:
Ben 11 öğünü için Arcayı emziriyorum, bu arada İlker mama sandalyesini ve kamerayı ayarlıyor, Umuta anlatıyor. Sonra "kaşığın ucu ile" veriyoruz. Hadi bakalım.
Arca yüzünü buruşturdu. Bu ne yaaa? dedi. Eğer geçen post ve tecrübeli annelerin uyarıları olmasa epey hayal kırıklığına uğrardım. Yoğurdu iştahla yemedi. Ama püstkürtme, kusma, öğürme de yapmadı. Arada yüzünü ekşiterek yalandı. Yani hem yiyor hem ıııy yapıyor, çok komikti:) Video çektik ama çok uzun olunca buraya ekleyemedim, onun yerine bir foto ile postumuzu noktalayalım. Arcanın diğer ilkleri pek yakında burada:)


Not : Tuğçenin ve Tekirin önerdiği Chicco Polly Magic ısmarlamamış olmamıza rağmen sadece Polly de karar kıldık, çünkü artık 6. ayı geçti ve polly daha geniş gibi geldi. Şimdilik memnunuz, Arca rahat oturdu, sevdi.