23 Mayıs 2013 Perşembe

Büyüyecek diye ödüm patlıyor!

Geçen akşam eve girdiğimde İlker’le Arca çoktan gelmişlerdi. Hepimiz yorgunuz, açız. Havadaki elektrik küçük bir kasabasının şebekesine yetecek boyutta. İnce bir çizgi üzerinde cambazlık yapıyoruz, ilk kim patlayacak, birbirimizi süzüyoruz inceden.

“Yemekte ne var?” sorusu yer cücesinin ağlamasını tetiklemeye yetti. Sabah NA ile birlikte karar verdikleri yaz ıspanağı vardı (semizotu) bir de hafta sonu yaptığım bezelye.

Önce dudak büküldü, semizotu yemek istemezmiş, şansını denedi. “iyi de çocuğum NA ile karar verdiniz, senin istediğin yapıldı ya…” dememize kalmadan sel suyu gibi aktı gözyaşları.

Ben bazen Arca’nın ağlamasına çok gülüyorum. Ayıp aslında, sen ağlarken biri sana gülse iyi mi olur ama tutamıyorum kendimi. Öyle çocukça, öyle safça ağlıyor ki sebebini umursamıyorum bile. Eskiden gıcık olurdum, ağlamasını durdurmak isterdim, İlker mesela, hala gıcık oluyor. Her istediğini ağlayarak istemesinden nefret ediyor. O açıdan bakınca haklı ama belli işte bu saatte karnı aç, yorgun, şarj olması lazım. Eh bir şeyler de istediği gibi gitmeyince ağlayarak deşarj olması lazım.


Böyle zamanları umumiyetle kucakta ağlamak suretiyle aşıyoruz. Ama bu defaki öyle aşılacak gibi değildi. Semizotu sorunsalı “NA’nın Arca’nın faaliyet için ayırdığı kutuyu çöpün yanına koyması” konulu hayati meseleye bağlandı, bir posta da bunun için döküldü gözyaşları. Yedide yenmesi umulan akşam yemeği, saatler sekizi gösterirken ikinci defa ısınmaktaydı.

Ben sabrın kitabını yazdım, İlker de benim sabrıma gösterdiği sabır konusunda kendini aştı, derken yemek yendi, sinirler yatıştı, uykulara geçildi. O kadar ağlamış ki uyurken bile iç çekiyordu.

İnsanın “büyü len artık” diyesi geliyor böyle zamanlarda. Büyüsün de artık şu iç paralayıcı ağlamalar bitsin, krizler durulsun, ay artık bir büyüsün de kurtulalım diyorsun bazen.

Bazen ama bazen … mesela…

Arkadaş edinmek üzere orman parkına (ağaçların altında olduğu için orman parkı diyoruz, süper bir park) yaptığımız uzun yürüyüş sırasında “neden bisikletin motosikletin direksiyonu düz olur ama arabanınki yuvarlak olur?” diye sordu. Pat diye! Sanki epeydir düşünüyormuş gibi, kafasında hazırlamış, kendine sormuş, cevabını bir türlü bulamamış gibi…

Kem küm… Pabucumun mühendisi olarak “biri dört tekerlekli diğeri iki tekerlekli” diye geveledim, sevdi bu cevabı ama ben pek sevmedim. ATV denen dört tekerlekli ama düz direksiyonlu bir icat var, sonra gemilerin dümenleri var, tekerleği yok. Araştırdım, soruşturdum. Aslında çok da alakasız değilmiş cevabım. Neyse cevap çok önemli değil.

Önemli olan ne biliyor musun? Önemli olan bir gün büyüyecek ve bu tür soruları sormayı bırakacak. Ve o yer cücesi büyüyecek diye ödüm patlıyor!

Çok acı verici...

Ama büyüyesiye kadar bu aşağıdaki gibi resimlerle kafasını iyice karıştırabilir dalgamızı geçebiliriz puhahah.

Ve yaşı kaç olursa olsun içindeki çocuk hiç büyümesin diye dua edebiliriz:)

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Yeliz'cim yemek yerken okuyordum.Lokmalar boğazımda kaldı.hep kucakta taşıttır benimle uyur.10 sene sonra bunların hiç biri olmayacak :( en azından keyfini çıkaralım (adile)

laleninbahcesi dedi ki...

Yeliz büyüyeck diye sevinme,ben de gamaz garga gibiyim ama...Bu deyim anneanneme ait:)) felaket habercisi anlamında kargaya garga demek de racondan:)) neyse Gamze servisten arar,ne yemek var diye ve Arca'nın tepkisini verir:))yemeği ille de etli butlu olacak,salçalı olacak suyuna cop cop ekmek banacak:)

Bi gün gelip yorumaltlarını toplayacağım buradan,kendi çocuklarımın kişisel tarihi de yatıyor burada:))


Tuten dedi ki...

Kimbilir belki gün gelip acaip sorular ve cevapları diye bir kitap yazar önsözünde sevgili annem Yeliz'e ithafen falan der vayyyy sendeki havayı düşünsene :) Dilerim hayal gücü merakı ve algıları hep çocukluk çağında kalır

Bizden dedi ki...

ağlattın beni...kalakaldım...

aysema dedi ki...

Daha büyüyecek, o bisikletin üstünde akrobatik hareketler yapacak, yüreğin ağzına gelecek...
Hep güzel günleri olsun tüm yavruların...

Unknown dedi ki...

bende oğlum ağlarken çok gülerim .))
az önce babasıyla bir saatliğine dışarı çıktılar kendimi bir boşlukta hissettim bir an,hiç olmasaydı düşüncesi beni sardı ve şükürlerime şükür kattım iyi varlar ağlıyolar zırlıyolar ama iyi varlar.yazın çok güzeldi yüreğine sağlık

minikkus dedi ki...

ahahaahah cok tatlısın yaaaa, bildigin sesli güldüm çok sessiz bir ortamda çalışıyor olmama ragmen:)))
son fotograftaki bisiklet, kafasındaki bütün soru işaretlerini dindirebilir ve bununla birlikte yeni soruları da beraberinde getirip sana kafayı yedirtebilir:) bence sen gösterme bu bisikleti oğlana:P
büyüme kısmına gelince, henüz bi bebişim yok, ama 1 yaşındaki yegenimden yola cıkacak olursam, hayatını bi cüce gibi, dudakları hep salyalı ve yanakları katılıktan gerim gerim olmuş bi şekilde yaşaması ve hep da-daaaaa diyerek bize kendini sevdirmesi için dua ediyorum bazenleri. ama bazen diyorum baK:)))

PINAR dedi ki...

Bir yazı okumuştum, sevgi dolu bir oramda büyüyen çoukların çok kolay ağladığı gibi birşeyler yazıyordu. Detayları, yazanı falan hatırlamıyorum, ya bir eğitimci, ya psikolog gibi bir şeydi. Sadece şu iki şeyi aklıma yazmışım: herşeye ağlamasına üzülme-ortadan çok güvenilir bilgi ama ilk defa duydun bi ara araştır

Cebimdeki renkler dedi ki...

Akşam akşam öyle güzel ağladım ki sayende... O nasıl güzel bir soru ve önemli olan ne biliyor musun gerçekten çok hızlı büyüyorlar...