Yazılar posta kutuna gelsin mi?

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Neyse

Ruh halim karışık dönemlerdeyim.
Beni tam olarak neyin etkilediğinden de emin değilim, okuyamamak? Bak o benim dengemi bozdu. Yaratıcılığıma zerre katkısı olduğuna inanmıyorum, bu sabahki sabah sayfalarında yazara ağzıma ne gelirse yazdım. Kısıtlanmış olmak hoşuma gitmedi. Önceki yazıdaki böğürmelerimde son derece samimiyim, sözlerimin de arkasındayım. Hani bir şey olur, okuyamazsın, olur yani, işler yoğundur, hastasındır, canın istemez, malum bizim gündem bazen bizi epey silkeliyor, ama böyle bu hafta okumak yok koşulunu sevmedim. Rutinimin bozulması bana yeni kapılar açmadı, beni daha da gerdi ve kilitledi.

Neyse ya o kitap meselesi ilginç. Geçen akşam Barış Bıçakçı’dan Bizim Büyük Çaresizliğimiz’i tartıştığımız toplantıda Sıla’ya da bayağı şikayet ettim, kıyamam kitabı önerip önereceğine pişman oldu, artık bu meseleyi kapatmam lazım. Toplantı yine çok renkli ve keyifliydi. Hatta instagram’ın yeni uygulaması snapimsi bir paylaşım bile yaptım. Yoksa siz hala bilmiyor musunuz? Bence çok keyifli bir uygulama, video koyuyorsun, o anını video ile paylaşıyorsun. Yoksa siz hala anneniniz uygulaması snapchat’i mi kullanıyorsunuz? (snapchat’e bir türlü ısınamamıştım, anlık paylaşım şeysini böyle tatmin etme yolundayım, bence bu kadar kullanıcısı olan instagram bu atağı ile snapi sollar.)
Arca o akşam bir sürpriz yaparak toplantının ortasına daldı, erken kalkmak zorunda kaldım. Evet, Arca buradaydı hafta başı. Çünkü Çeşme’de kalmak istemedi, neymiş babaannesinin baldırındaki kas yırtılması sebebi ile denize filan gidemeyeceklermiş, canı hiç yazlıkta kalmak istemiyormuş. Şapşik! Üç yetişkin bir çocuğu iki saat ikna edemeyince toparlayıp getirdik, pazartesi salı zavallı kocamın başına kaldı. İş görüşmelerinde yüksek sesle ipad oynamalar, daha fenası görüşmenin ortasında babasının üzerine atlamalar, kabusun da kabusu! Bu çocuk ne zaman olgunlaşıp laf dinleyecek bilmiyorum. Ben de bir gün bizim ofiste idare ederim diyordum, yok mümkün değil. Beni toplantıdan aldıkları akşam epey saydırdım, hal ve hareketlerine dikkat edemeyeceksen, yazlığa da gitmem diyeceksen sene yaz planına yaz okulunu da dahil edelim dedim. Allah biliyor ya ben de istemiyorum. Hem maddi külfet hem de bizim durumumuzda saçmalık. Allahtan Arca da istemiyor.
Neyse ki ikna olmuş, dün geri döndü. Bir paket “kötü gün” legomuz vardı, böyle sıkıntılı zamanlarda oynaması için saklıyorduk, onu da vermiş babası, sen sağ ben selamet. Halbuki bunu fırsat bil, ödevlerini bitir, yanında öğretmenin alası babaannen var, daha ne istiyorsun? Üstelik şansımıza Zeynep de Poyraz’la yazlıkta bu hafta, bugün kaptı götürdü çocukları denize, allahtan…
İşte böyle… Okulun açılmasına kaldı 3 hafta. Benim için de bu yaz aylarının göçebeliği kolay olmuyor ama tabiri caizse saldım! Ütüler dağ, evin tozu duman, yemek desen, deme daha iyi, ya pratik bir şeyler ya dışarıdan. Düzen oturmaya çalışmanın manası da yok aslında. Hafta sonu çantası hep koridorda yerde duruyor, kaldırmıyorum bile.
Dün bizim için tarhana yapmakta olan annemle konuşurken şişe domatesi hazırlıklarını planlamaya başladığımda fark ettim; yaz tatilinin sonlarına doğru üzerime çöreklenen o “kışa, okula, yeni döneme hazırlık” heyecanları hafiften yoklamaya başladı bile.

Neyse… Çok yazarım, kafa şişiririm dediydim ama ancak iki arada bir derede iki kelam edebildim, o da özelimizin günceli. Galiba okuyamadıkça yazamayanlardanım:) Hadi bana eyvallah.

6 yorum:

  1. yeliz geçen sabah ,işe gelirken sen aklıma geldin :P hemde çok alakasız bir konuda:P "acaba her yaz yazlığa gitmekten sıkılıyor mu? hiç otel taili yapıyor mu yada otel tatili özlüyor mu " diye . hasbin allah bana ne oluyorsa:D çocukluğumdan beri yazlığı olanlara hep özenmiş hatta kıskanmışımdır. Şimdi bebe de olunca (ki kaldı ki kendisi 18 aylık oldu çocuk moduna geçmeye başladı artık ) düşünüyorum garibim oda bizim gibi her yaz evde yada yaz okulunda pineklemek zorunda kalacak. boş ver bacım ananın babanın yazlığı olması veli nimet bırak ev alsın başını gitsin. Birde bu yaz gündem hepimizin enejsini umutlarını aldı götürdü, herkes aynı bu aralar bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahucum hayır:) vallahi hiç sıkılmıyorum hatta bütün yaz yazlıkta yayabilirim. hem çocukluktan gelen bir alışkanlık hem de seviyorum sanırım. Bunun alternatifi olarak mesela bir otel tatili yapmak istemem. arca küçükken birkaç sene gittik, bana göre değil, verilen paraların yüksekliğin, hizmet kalitesinin düşüklüğü vs... Ama mesela benim gibi çocukluğunu yazlıkta geçirmiş ablam hiç sevmez. çünkü yazlık sevmiyor. halbuki öğretmen, tatili uzun, asıl yazlık tam ona göre ama işte olayı sevmiyor. Benim için sanırım yazlığa alternatif tatil, otel tatili değil de, yeni ülkeler görmek, seyahat etmek olabilir. bu yayma potansiyeline rağmen seyahate hiç üşenmem. anlatasım varmış:) ama gerçekten çocuk için yazlık en güzel tatil biçimi. Allah her isteyene versin diyelim:) beni aklına getiren şahsını öperim:)

      Sil
  2. Yüreğimin çok daraldığı bugünlerde, şöyle ümitli,ferah bir kitap tavsiyesi istesem..Şimdiden teşekkürler.. Gökçen ..

    YanıtlaSil
  3. Yazin kislik ev temizlenmez Yeliz ya. izmirli olmak bunu gerektirir. Hatta koltuklara carsaf ort kaldirinca temiz olur :) ne gariptir o yazin kislik eve gitmek degil mi? Sanki o evde hic yasamiyormusuz gibi gelir bana. Boyle bir garip olurum. Ay bizim bu yazlikciligimiz ne olacak yeliz ya. Bak sana diyeyim bizim emeklilik karsilikli sise domati yaparak cesmede gececek galiba :)

    YanıtlaSil
  4. Dün kocam da el atmasaydı şayet eve, artık itfayeci temizlemek zorunda kalırdı heralde evi. Kocamın evlilik yıldönümü hediyesi pırıl pırıl bir ev oldu dün bana :)

    YanıtlaSil