Yazılar posta kutuna gelsin mi?

22 Ağustos 2016 Pazartesi

günler

Yazılarımın seyrekleştiğini düşünenler yanılmıyorlar. Hayat yorgunu hissediyor insan bazen ve elini, eteğini, paçasını ve her şeyini çekiyor hayattan. Eh serde ayrıklık var, bir çemberin içinde yer alamıyorsun diğerleri gibi, ötekilik baki.


Geçtiğimiz haftanın üç günü, merkezdeydim. Merkez ofiste çalışan arkadaşların neden mutsuz olduklarını anlamak için orada bir gün geçirmek kafi. Belki sadece ofisin gergin ve her an patlayacakmış gibi elektrikli havasından değil, belki İstanbul’un genelindeki bıkkınlığın yansıması, bilemiyorum… İşle ilgili çok üzülmemin ve kendime kızmamın da sebebi vardır belki, belki… Üç gün korkunç yoğundu, gergindi filan ama otel odasına döndüğüm akşamlar kendimle baş başa kalma fırsatı, ne yalan söyleyeyim, iyi geldi. Bol bol yazdım, düşündüm, kavgalı yerlerimi kaşıdım filan… Niye buraya yazmadın diyebilirsin, işte hep o içe dönmeler, allah onları n’apsın.

Bu arada artık Arca’yı çok daha fazla özler oldum. Hele geçen hafta… Hatta annemlerle sık sık konuştuk, onları bile çok özlemişim. Cumayı zor ettim, doğru cücemin yanına. Anneanne dede yazlığında müthiş bir hafta geçirmiş. Daha da semirmiş, boy atmış, bol bol televizyon izlemiş (beyni sulanmıştır eminim) ve çalışmış. Evet çalışmış. Bazı ufak tefek işler için bizimkilerden ücret alıyor, en son çim biçme, bahçe sulama ve teras paspaslama işlerinden epey kazanç elde etmiş. Cumartesi çarşıya pazara gittik, tek kuruşunu harcamak istemedi, kendi kazanınca insan, zor harcıyor, bilirim. Akşama kadar sağda solda dolanıp evde tembellik yaptıktan sonra mayolarımızı giyip bisiklete bindik. Yine koyun uzaklarında denize girdik, güneşi batırdık, dalgalarla oynadık ve taş topladık. Yani birlikte yapmaktan en çok keyif aldığımız şeyleri yaptık.

Ben bir de torun Arca’yı seviyorum. Annemle sarılmalarını, babamla sohbet etmelerini, babaannesiyle didişmelerini ve bu hallerini izlemeyi seviyorum. Bütün yazı göçebe olarak geçirdik, Arca bizi geçen yaza göre daha çok özledi, çünkü sadece hafta sonları görüşebildik ama onun için çok keyifli ve faydalı bir yaz oldu bence.

Pazar sabah Arca ipad oynar, ben de kahvemi içerken oturdum, aldım elime defteri kalemi, yerleşik düzene geçme planı yaptım. Malum eylül beş dedin mi Arca’nın okulu açılıyor, tatil bitti. Ev ise tam bir konaklama merkezi. Ya yatmaya gidiyoruz ya da çamaşır yıkamaya. Artık silkinmenin ve düzenin zamanı geldi. Önce bir dolaplar temizlenecek, ayakkabılık ve depo. Ardından Arca’nın okul eksikleri tespit ve tedarik edilecek. Tüm ev iyice temizlenip mutfak, kışlık domates hazırlık işlemlerine uygun hale getirilecek. Bu arada kavanoz ve kapaklar temin edilecek, kışın yenmek üzere barbunya ayıklanacak, perdeler yıkanacak ve çalışma odası düzenlenecek. Hepsini tek tek planladım. Geriye bunları halletmek kalıyor. Hadi bakalım iş çok, vakit az.

4 yorum:

  1. Hadi bakalım kolaylıklar olsun o zaman :)

    YanıtlaSil
  2. yaz etkisidir Yeliz, insanin yazasi gelmiyor. Ne cabuk bitti bu yaz :(

    YanıtlaSil
  3. Kışlık hazırlıklar için tam vakit gerçekten de. Kolaylıklar dilerim ;)

    YanıtlaSil