Yazılar posta kutuna gelsin mi?

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Diyete pazartesi başlanmaz: Ama ben başladım

Çünkü diyet yapmıyorum. Yapmayacağım. Yapamam zaten, gerçekçi olalım, hiç yapmadım. Anca diyete yancı oldum. Aylardır İlker'in yine diyet yapmasını bekliyorum mesela, yancılık iyi oluyor, ona destek olurken hep düzene girdim, kilo verdim şimdiye kadar. Ama her şeyi de İlker'den beklememek lazım. Bu defa da ben ilk adımı atayım bence.

Sabah mesaiye başlar gibi, sayfalarca internette sörf yaptım, gerçekten sörf yapsam bugün bile iki kilo verirdim. Sonra İlker'in geçen yıl diyet yaparken keşfettiği Dilara Koçak'ın Afiyetle Diyet kitabını kitaplıktan çıkardım. Tabii ki, notlar, okumalar, planlar...

Kitaptaki en güzel kısım diyete neden ihtiyaç duyuyorsun yani gerçek amacın ne sorusu.

Uzun bir liste yaptım, eski kıyafetlerimi giyebilmekten tut da aynadaki görüntüme kadar epey saydırdım. Hiçbiri gerçek sebep değildi, ama liste benim, bu son aldığım kilolarla ilgili en çok rahatsız eden şeyi bulmamı sağladı: Vücudumun kontrolünü kaybetmiştim! Ve tekrar kontrolü ele almalıydım. İşte sebep bu.

Bir şeye başlayacaksanız, önce kendinizi iyi tanımalısınız.
Ben, dediğim gibi, diyetlere en fazla yancılık yapan, gerçek anlamda sağlıklı beslenmeyle ilgili her şeyi bilmeme rağmen "aman nasıl olsa kilo almıyorum" bahanesiyle sallamayan bir insanım. Ama öyle olmuyor işte, otuzlu yaşların sonuna doğru metabolizma hızı düşüyor, yağlanma artıyor, kaslar yağa dönüşüyor. Yani ya şimdi akıllı düzgün bir beslenme alışkanlığı edinirim, ya da yandı gülüm keten helva. Zira şimdiye kadar azar azar aldığım kilolar fazla göze batmadıysa da vücutta hep kaldı.

Yine de enseyi karartmamak lazım. Kilo aldım ama kilolu değilim, yani beni depresyona sokacak yasakların olduğu bir diyete girmeme gerek yok. Şimdilik.

Her şeyin başı sürdürülebilirlik.

Sürdürülebilirlik için, kampa girmemek lazım, çünkü kampa girdiğin gibi çıkar, çıktığın gibi verdiğin kiloları geri alırsın.

Ve sürdürülebilir bir yaşam tarzının anahtarı yine kendini tanımaktan geçiyor.

Her şeyi okuduktan sonra;
Vazgeçebileceklerim ve vazgeçemeyeceklerim ile, vazgeçemeyeceklerimin yerine neleri koyabileceğim ile ilgili bir liste yapmakla işe başladım.

1. Çiğdem, cips, hamburger, pizza, kurabiye, pasta börek, patlamış mısır (evet bunların hepsini ergen iştahıyla tüketiyorum, sonra yeliz kilo aldı, alır tabii, öküz gibi yerse!)
Bunlardan direkt vazgeçebilirim! Yerine bir şey koymama gerek bile yok. Bi' zahmet koymayayım zaten.
2. Beyaz ekmek, zaten fazla yemiyorum, direkt çavdar ekmeğine geçerim, beyaz ekmekten vazgeçemeyecek ne var? Ben zaten sebze yemeklerinin dışında ekmek yemiyorum.
3. Makarnadan vazgeçemiyorum, bu dünyaya armağan edilmiş en muhteşem yemek bence. Ama bunun tam buğdaylısına geçebilirim, zira geçen yıl İlker için Barilla'nınkileri denedik, lezzet gayet güzel.
4. Bira da vazgeçebileceklerimden. İnanması zor biliyorum ama yerine şarabı koyabilirim. Dilara Koçak'ın kitabında illa alkol içecekseniz şarap için diyor. Şimdi alkolü hayatımdan tamamen çıkaracağımın sözünü veremem kimse kusura bakmasın, sigaram yok, kumarım yok, gece hayatım yok, haftada birkaç akşam 1-2 kadeh şarap içerim artık yani! Hayattan da keyif almayacaksak peh.
5. Sıfır şeker, pek sürdürebileceğim bir şey değil. Çok zor bence. Yapanlar ve çok güzel kilo verenler, sağlığını iyileştirenler var ama ben böyle fazla yasaklara gelemiyorum. Nutella kaşıklamayacağım tabii ki ama kahvemin yanında 1-2 kare bitter çikolata (nitekim şu anda filtre kahvemi yudumlarken çikolatamı da yedim), bir kaşık bal, dondurma da yiyebilmeliyim.

Bunun yanı sıra zaten sadece zeytinyağı ve tereyağı kullandığım için yağ ile ilgili vazgeçmek zorunda olduğum bir şey yok. Miktarı azaltabilirim. Bak bu olur. Çayı kahveyi şekersiz içiyorum zaten, aferin bana, sonra tatlıyla aram yok, bana biri "canım tatlı istiyor" dese, çikolata ya da dondurma ye derim (ve İlker buna gıcık oluyor, neymiş efendim şöbiyet, şambali, baklava tatlıymış, dondurma dondurmaymış). Sonra yıllardır cola, fanta vs içmiyorum. Uludağ gazozu da keseceğiz artık. Yani kendime haksızlık etmeyeyim, iyi alışkanlıklarım da var.

Demişken... telefon çaldı, Arca cücesi geldi. Ben şimdi klavyeyi sakince terk ediyor ve sizi sabrınızdan dolayı tebrik ediyorum:)

Sonraki post: kendimle ilgili yeni keşifler.

5 yorum:

  1. İtiraf edeyim Instagramda ki bira ve yanındakiler fotoğraflarını gördükçe valla iyi kilo almıyor bunlar gayet kalorili ve sıkça tüketiyor diye düşünüyordum. :)

    Buraya itiraflar yazılabiliyordu değil mi ?

    YanıtlaSil
  2. Çok pis gaza geldim, yazılarının devamını bekliyorum :) Sıfır şeker benim için de pek sürdürülebilir değil, şekersiz hayat mı olur ?

    YanıtlaSil
  3. Ne kadar da her satırında kendimi bulduğum bir yazı:)

    YanıtlaSil
  4. Bir de hareket eklersen (yürüyüş, bisiklet, yüzme.. gönlün hangisine kayarsa artık) oldu bu iş bence:)

    YanıtlaSil
  5. Sağlıklı beslenmeyle ilgili çok güzel bir podcast buldum, bir süredir dinliyorum. Primalpotential.com diye bi web sitesi de var. Oldukça basit ve tane tane anlatıyor :) tavsiye ederim.
    https://open.spotify.com/show/4SG42V3ApnIwnU7sicRVdz

    Pelin

    YanıtlaSil