Yazılar posta kutuna gelsin mi?

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Acayip bir yer... Özdere


İnanılmaz bir sıcak şehri kavurmaktaydı. Öyle ki yer cücesinin minik bedeni, ancak klimalı ortamlarda rahata eriyordu. Sıcağa çare vardı da, can sıkıntısına bir türlü çare bulamıyordu minik. Sık sık ağzından "canım sıkıldı" cümlesi dökülüyordu. Okulda arkadaşları hep tatildeydi, hiç bir yerler tat vermez olmuştu.
Babasının hemen her akşam cüceyi erkenden okuldan alması ve gezdirmesi bile kar etmiyordu.

Acilen bir şeyler yapılması gerekiyordu. Anasının 5 günlük tatili de Çin istilasına uğramış suya düşmüştü. Piç olan tatilden kırıntıları toplayarak acilen anneannenin yazlığına kaçtılar.


Özdere dediğin acayip bir yer...

Çocukluğum orada geçti. Gençliğim... Biz çocukken birkaç evden başka bir şey yoktu. Tek eğlencemiz üniversitenin kampındaki gençlerdi. Önce önümüz kapandı diye kızmıştık, sonra Tıp fakültesi öğrencileri annemi boğulmaktan kurtardı, hala minnet duyarız.Pek çok şey değişti, şimdi personel kampı olmuş, çoluklu çocuklu geliyorlar, daha güzel sanki. Gençlere bizim oralar gelmez tabii, normal.

Dedim ya acayip bir yer... Bütün arkadaşlarım hala orada. Saklambaç oynadığım, biraz daha büyüyünce, çiğdem çitleyip uzun sohbetler ettiğim, bir yerlere dağılıp, sonra çoluk çocuğa karışınca yine buluştuğum onlarca çocukluk arkadaşım.

Yukarıdaki Ali Emir mesela. Arca'dan bir ay büyük. Onun gibi sekiz tane çocuk var mahallede, en büyüğü nisan 2008 en küçüğü Arca şubat 2009 doğumlu. Bu Ali Emirin ablası bizim Durunun kankası... Bizlerse "Filancanın annesi teyze" olduk, inanılmaz :)

Dedim ya acayip bir yer... Sahile elinde pazar arabasıyla gelen varsa bil ki çocukludur. Anneler tek başına, havlusuydu, oyuncağıydı, suyuydu, ara öğünüydü, kolluğu, simidi, şemsiyesiydi taşıyamadığından pazar arabaları sahil arabasına dönüşmüş, hemen her şemsiyenin altında bir pazar arabası, biz de kusur kalmadık tabii ki...


Dedim ya acayip bir yer... Özdere... Çocukken bizbizeydik de, biz gençken günübirlikçiler keşfetmeye başladı bizim oraları. Pazar günleri denize gitmezdik, rahatsız olurduk, genç kızız ya... Bakarlardı, bakmasınlardı!

Cumartesi akşamı Arca'yla yürüyüşe çıktık, günübirlikçiler sahil boyu konuşlanmaya başlamıştı. Piknik yapan mangal yakanları görünce Arca şaşırdı, kimdi bunlar. Anlattım. hmm dedi. Bu hafta İlker cumartesi gece geldi yanımıza, özleşmişler, gözümüzü kararttık denize gittik.

Pek tabii günübirlikçiler... her yerdeydiler...
Önce bir "bizim buralar gelmesinler, yer kalmamış, kalabalık" ... diye bıkbıklamalar... Derken... Saçmaladığımızı fark ettik. İnsanlar ailecek gelmişler, hava o kadar sıcak ki maaile sudan çıkmıyorlar. Ne yapsınlar şemsiyeleri yok. kızgın kumda mı oturacaklar? Kimseye zararları yok. Tabii haşema ve kıyafetle denize girenlere Arca bön bön baktı uzun süre çözemedi, ıslatmışlar üstleri diye düşündü kanımca. Ufak oğlanla oynadı, hünerlerini oyuncaklarını gösterdi. Sonra sudan çıkıp gittiler.

plastik taburesinde serinleyen yurdum insanı
Arabaları olmasa da gelebilir İzmirli Özdere'ye, tek biletle belediye otobüsü var, gelecek tabii ki... Hakkı... Ama hak ettiği değil!

Biz klimalı yazlığımızda öğle uykusuna dalmak üzere dönerken o aile mangal yakıyordu, küçük bir makinin gölgemsi yerine gerdiği brandanın altında.

Not:
Instagram ile kötü fotoğraf tarihe karıştı. Ben çekemiyorum, yok ışıktı yok makinam kötüydü, hepsi bahane. Herkes photogapher oldu şerefsizim. Makinayı yazlığa götürmeyi unutmuşum, telefonla da gayet anı biriktirebiliyor insan, instagram sağ olsun:)

2 yorum:

  1. Ben İzmir'de yaşamak istiyorum ya . Harbiden o kadar keyifli ki hayatınız İzmir'liler!
    Tadını çıkarın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet ya dün ilkerin annesiyle yazlığa giderkenaynı şeyi söyledik. evet köy kaldı filan ama napalım kalsın be:)

      Sil