Yazılar posta kutuna gelsin mi?

26 Temmuz 2012 Perşembe

Araştırmacı anne :P

Nasıl olmuş da dün yazmamışım hayret? Hiç bana göre bir davranış değil : ) “Kuzen kıskançlığı” üzerine yazdıklarıma gelen uzun ve güzel yorumlara çok teşekkürler... Hepsi ayrı birer post benim için.


“Kuzen kıskançlığı” demişken rahat durmadım tabii ki.

Araştırmacı anne Yeliz iş başındaydı!
O gün Nil’le konuştum, sonra nurturia’da danıştım. İki çocuklular, bu işten anlayanlar, başına gelenler yardım elini uzattı, sağ olsunlar.

Yaptıklarımız yanlıştı, külliyen yanlış! Bizim yer cücesinin o küçük omuzlarına taşıyamayacağı bir yük bindirmeye kalkmıştık. Ülkü, "Arca’ya Deniz’le ilgili görev verin" dedi. Elif, “konuştur!” dedi. Arca’nın Deniz’i merdivenlerden aşağı atmayı planladığını anlattım, iyiymiş, bu! Yani tabii merdivenden atması değil, duygularını dile getirmesi. En fenası içine atmasıymış.

Biz de “Sus, otur, dur”ları azaltacağız, “bekçi”yi hayatımızdan çıkaracağız, Arca’ya görevler vereceğiz, olgunluk beklemeyeceğiz. Onu “dinleyeceğiz”!

Bu hafta evdeyiz ve baş başayız ya “onu dinlemek”le başladık. Neyse ki anlatıyor. Öpüşüp koklaşırken dün birden; “senin Deniz’le ilgilenmeni istemiyorum!” dedi.

“hmm sen denizde babanla yüzerken ben Deniz'le ilgilendim, hoşuna gitmedi galiba?”

“Deniz’le ilgilenmeni istemiyorum!”

“Sana anlatayım, ben denize giremeyecektim, halan ise seninle yüzmek istedi. Ben de ona “Arcayla yüzün biraz ben de Deniz’le ilgileneyim” dedim. Sonra siz denizden çıktınız ve annesi gelince ben de onunla ilgilenmeyi bıraktım, hatırlıyor musun, seni kurulamıştım? Bebeklerin anneleri yanında değilken yalnız bırakmamak gerek”

“SEN ilgilenme Deniz’le! Hiç ilgilenme!”

“Peki şöyle bir şey yapsak? Deniz’in annesinin işi olduğu zaman seninle ikimiz ilgilensek nasıl olur? Sen onu oyalarken ben de sana yardımcı olurum, “Deniz’i oyalama” takımı oluruz, ne dersin?”

“TAMAM!” ve beni öptü!!

Yeayyy!

Var ya bir kitaplık dolusu kitap okudum ama “Kardeş kıskançlığı” bölümlerini hep atladım. Eh kardeş düşünmüyoruz ne de olsa! Ne gerek vardı okumaya? Dün akşam o kitapları indirdim tozlu raflardan.

Bebeklik döneminin mucize kadını Tracy’nin çocukluk dönemi ile yazdıklarını okudum. Evet Arca’nın bir kardeşi olmamıştı ama maşallah Tracy’nin yazdığı her hareketi sergiliyordu.

Söz dinlememek, yemekleri yerlere atmak, vurmak, bebekçe sesler çıkarmak, ilgi çekmek için tehlikeli hareketler yapmak …

Ben de boş durmamışım, söylenmemesi gereken ne varsa söylemişim, “bunları sakın söylemeyin!” kutucuğunu okuduğumda çok pis küfrettim kendime!

“Bebeği korumalısın”, “paylaşmalısın”, “hayır onu seviyorsun”, “yaşına göre davran”, “artık büyük çocuk oldun”…

Ne yapalım yedik bi halt , artık zararın neresinden dönersek kardır…

2 yorum:

  1. Sen kızına söyledi ben gelin olarak üstüme alınıyorum:))

    YanıtlaSil
  2. bak şimdi bi düşündüm de sanırım ben de yiğit tek çocuk olacak diyye atladım hep bu kısmı ve kuzen dila doğunca bu denli şiddetli olmasa da bizde de oldu benzer durumlar ve ben de aynı haltı yedim yeliz :(( araştır anacım araştır da bizi de nasiplendir :)
    imza hazırcı anne :)))))

    YanıtlaSil