26 Şubat 2015 Perşembe

Arcatomide 6 yaş

Vallahi 6 yaş doldu, inanılır gibi değil:)

Bir doğum günü çocuğu klasiği olarak ateşlenmese de öksürük ile karşıladı yeni yaşını.

Allah sonumuzu hayır etsin.

6 yaşın şerefine anası olarak eşek değiliz ya yavrumuzun bir dumur diyolog, efendime söyleyeyim bir arcatomi biraz anatomi babatomisinden ortaya karışık yapacağız artık:)

23 Şubat 2015 Pazartesi

Düş zamanı masalcısı

Blogları ilk yazmaya başladığımızda, çekingenlikten midir nedir, epey gizemli takılırdık. Eh sene 2005 civarı daha o velet facebook denen çılgınlığı icat etmemiş, öyle çarşaf çarşaf fotoğraflarımızı yayınlamazdık. Sanırım ilk fotoğraf paylaşımım da Hülya'nın slingleri için modellik yaptığım zamana rastlıyor, (biraz nostalji için tık:) ) bir celebrity halleri geldi üzerime, bir kamuya mal oluş... Gerisi geldi, bak şimdi profilde direkt fotoğrafım var, instagramda hemen her halimiz ortada...

22 Şubat 2015 Pazar

nerden nereye...

Bugün Arca ile çok yorulduk. Eh kolay mı Kemeraltı kazan biz kepçe. Neymiş okul partisine pinyata istermiş, eyvallah da ev yapımı istemezmiş. Ay ne olacak, patlatacaksınız sonuçta çöp... Ama bunu bir altı yaş mensubuna anlatamazsın, anlatamadım. Ama internetten araştırınca bu ıvır zıvır paketlerinin 50-70 TL arasında olduğunu fark ettim. Bu ne arkadaş!

Neyse dedim ya, Kemeraltı kurtarıcının hasıdır! Gittik, sorduk, bulduk, hem de 20 TL'ye. Hem de Şimşek Mcqueen'li... Tema da Cars değil bu arada, tema ortaya karışık. Pasta Angry Birds, tabaklar Spiderman, peçeteler Planes... Öyle işte tam pazaryeri gibi olacak parti. Aman olsun n'apalım...

Akşamdan öyle de bir uykum var ki sorma, İlker'in de geç geleceği tuttu. Neyse ki Arca maç izlerken uyuyakalmış. An itibariyle de öksürüyor, tabii ya allahın emri doğum günü arifesi yavrular hasta oluverir... Tövbe tövbe...

Ben de ilker gelesiye kadar kestirdim ya cin gibiyim şimdi. Twitter senin, Facebook benim, Instagram amcaoğlunun öyle takılıyorum. Tabii ki İlker kanepede uyuyakaldı. Bir yatağınızda uyuyun be arkadaş. Uykum yok, kitabım bitmiş. Biraz ebeveyn eğitim kitabı karıştırdım, biraz ne okusam diye baktım. Sonra bir film izleyeyim dedim, ay içim kıyıldı yeminle kendimden tiksindim.

Derken facebookta bir avukatın bilale anlatır gibi tane tane yazdığı şu iç güvenlik yasası ile ilgili bilgilendirmeyi okudum, iliklerime kadar ürperdim. Uzun lafın kısası, avukat ve savcıların yani hukukun etkinliği azaltılırken polis ciddi yetkilerle donatılıyor.

21 Şubat 2015 Cumartesi

Okumak kaçışsa, yazmak yüzleşme

İşler bazen istediğin gibi gitmez. Bir güne umut dolu başlarsın. Metroda otobüste oturamadıysan da elindeki kitabın su gibi akan sayfalarında, ardından bir tas su dökülmüş gibi yolu anlamadan su gibi gidersin. Sonra iş başlar. Sonra biraz, yok biraz değil, çok canın sıkıldığında hem kızar, hem içerler hem de çalışarak  üstesinden gelmeye çalışırsın. Birkaç hayal bile kurarsın yalan değil. Yine günü kurtarırsın, her gün gibi, günlerinin günü kurtarmakla geçtiğini düşünmeye başlarsın, yalan değil.

Günü kurtardım, güzel de bir akşam olacak diye içinden geçirirken beklenmedik kötü bir haberle yine keyfin kaçar. Neden kaçar biliyor musun? Çünkü keyfin pamuk ipliğine bağlıdır, sürekli insan üstü bir çabayla o keyfi yerine getirmeye kasan sensindir, kumdan kaleler gibi bir gelgite kurban verirsin o günü. Kurtaramamışsındır, günü. Günü kurtarmak, her geçen gün daha da zorlaşır. Gün gelir, bir alışveriş, bir yenilenme, güzel bir yemek ya da hoş bir sohbet… yetmez olur. Günü kurtarmak zor olur.

Olur öyle arada, olur. Olsun…

20 Şubat 2015 Cuma

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Bazı insanlar, bazı filmler, bazı kitaplar özellikle de bazı kitaplar hayatta ikinci bir şansı hak ediyor. Hatta üçüncü...

Saatleri ayarlama enstitüsü (SAE) için bir yandan "iyi de her kitabı sevmek zorunda değilim ki..." diyedurayım, umudumu hiç kaybetmemiştim.

Birkaç yıl önce aklıma başka bir kitap takılınca ilk otuz sayfasında da bir şekilde içine giremeyince, okunacaklar rafına geri koymuştum. Geçen yıl ise, yine elime almış, bu defa elli sayfanın sonunda "galiba sevemeyeceğim" deyip yine aynı rafa yolcu etmiştim. Artık okunacaklar rafının müebbet sakini olmaya aday haline gelmişti ki, bir akşam açık havada sigara sohbetinde (içmem ama içenlerle mutlaka dışarı çıkarım, dumandan mıdır bilmem, sohbet hep keyifli olur çünkü) Selda'nın anlattığı bir bağlantı kitabı yeniden gündeme oturttu. (Tamam biraz bira da etkili olmuş olabilir:P)


19 Şubat 2015 Perşembe

Yuva

Her canlının bir yuvaya ihtiyacı var. Yalnız kalmak istediğinde, üzüldüğünde ya da sadece keyif yapmak istediğinde çekildiği bir yuva.
Evvelden anlatmıştım, benim okuma köşesi bir yuva aslında. Evdeki pipililer maç izleyecekse ya da tepişecekse, ben köşeme kaçıyorum, hatta bazen yüzsüzce kulaklıklarımı takıp izole oluyorum. Yuva lan işte!

Atuan mezarları

Ursula K. Leguin ile kim tanışmama vesile olduysa kucaklar öperim kendisini, hay allah razı olsun.
Şahsı hatırlamıyorum ama Ursula'nın istisnasız her kitabını okurken Deniz'i düşünüyorum. Adını instagramda atuan yapan Denizi. Ursula = Deniz benim için.

18 Şubat 2015 Çarşamba

İdam diyorsunuz da...

Özgecan kardeşimizin katlinden beri bir idam çığırtkanlığıdır gidiyor. Bence tecavüz ve kadın cinayetlerinde idam çok hafif bir cezadır, hayal gücüm yetmiyor tasavvur etmeye, etmeyeyim de zaten ama çok acılar çektirilmeli çok...

İdama karşıyım, sadece kolay bir çözüm olduğu için değil, çok hümanist olduğum için hiç değil, bu hükümet istiyor diye karşıyım.

17 Şubat 2015 Salı

An itibariyle

Feci hastayım. Perşembeden belliydi, yanak ve alında başlayan ağrı "ben sinüzitim geliyorum" demekteydi. Derhal randevu aldım. Durum vahimden bir seviye beri. "En iyi ameliyat yapılmayan ameliyat" tezini savunan doktorum ile "en iyi antibiyotik içilmeyen antibiyotiktir" düsturunu benimseyen hastası yani bendeniz, el ele verdik, iki gün sabredelim dedik. Burun yıkama, papatya buharı, dinlenme .... Reçete bu. Ama iki kutu antibiyotik de yazıldı, hani lazım olursa diye...

15 Şubat 2015 Pazar

#sendeanlat

Hastalıktan mıdır bilmiyorum, psikolojim bozuldu. Sosyal medyayı, köşe yazarlarını okuyup ağlıyorum. 

En son ilkere özgecanın cenazesinde ön saflardan ayrılmayan ve tabutunu erkek eli değmesin diye taşıyan kadınları anlatırken ağladım.

Bir tek twitter'daki #sendeanlat hashtag'ine ağlamıyorum. Çünkü hiçbiri yeni değil hiçbiri şaşırtıcı değil. 

Hangimiz taksiye binerken plakasını ezberlemedik? Hangimiz taksidetken arkadaşımızı arayıp yerimizi bildirmedik? Hangimiz daha ergenliğe adım atmışken otobüste yolda kamuya açık her alanda sözlü bakışlı temaslı tacize uğramadık lan hangimiz? 

Şaşırtıcı olan be biliyor musun? Erkeklerin bunlara şaşırması! 

Şaşırtıcı olan birkaç fazla merak tıkı uğruna bunları haber yapma şerefsizliğini gösteren medya! Ulan twitter iç dökmelerine mi kaldın hürriyet? Hiç mi bilmiyorsun bu ülkede kadınların başına gelenleri? Pes!

Şaşırtıcı olan hala bu ülkede kadına yapılan şiddeti sistematik bir hükümet politikası olarak görüp sistematik bir tepki veremememiz...

Bak kardeşim.  Etek giymişsin, tırnağını boyamışsın, başında örtü varmış hepsi bahane. Bu ülkede kadınsan potansiyel tecavüz mağdurusun! 

14 Şubat 2015 Cumartesi

Özgecan Aslan

Oğlum dün akşam yanağında kalple geldi, sevgi günü kutlamışlar. Pasta yapmışlar dans etmişler çok eğlenmişler. 
Uzun uzun anlattı...

Sonra markete gittik, yanağındaki kalbi, ilgi gösteren küçük bir çocuğa anlattı. 

Her yanımız kalp her yanımız kırmızı... Markette indirimler var, sevgililer gününe özel. Küçük, sanal mutluluklar işte... İlker yarın başbaşa bişey mi yapsak diye yokluyor beni "yürü git" diyorum arkadaşlarımızla çocuklarımızla takılalım bana her gün sevgililer günü... Diyorum.

Sonra eve geliyoruz, yanaktaki kalp kırk nazla siliniyor. Arca uyuyor. Piyano dersi için kek pişiriyorum. (Bazen de cookie;)) ama dün akşam geç oldu, cookie başında beklemek istiyor, zaman istiyor. 

Evi kek kokusu sararken ig'ye baktım.
Hayvanların bile yapmayacağı şeyleri gencecik bir kıza yapan bir yaratık çetesinin haberine rastladım. Detayları okuyamadım, okumadım. 

Hep söylüyorum, bu ülkede cinskırım var! Bu ülkenin sözümona yöneticileri yapıyor bu azmettiriciliği! Ağızlarında düşürmedikleri kadın laflarıyla, cezaları ağırlaştırmayan politikalarıyla kadını sindirme projesinin mimarlarını ayaktaa alkışlıyorum, çok başarılılar! 

Ama bak buraya yazıyorum, bunların kökünü kadınlar kurutacak! 

12 Şubat 2015 Perşembe

Dumur diyalog #138

Okuldan karne geldi,  daha doğrusu davranış çizelge formu gibi bir şey. Tespitler şaşılacak şekilde doğru. Okul yetkilileri ve biz aynı dertlerden mustaribiz. Hareketlilik. 
Söz istemeden konuşmak. 
Ve yemek seçmek.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Bu hayatta kıvırcık arkadaşın olacak! - faydalı bilgiler kılavuzu vol.2

Saçlarıma şükrettiğim postta bahsetmiştim, 
benden kıvırcık olmasın kıvırcık ex komşum canım Aslı sayesinde bu modeli kestirdiğimi anlatmıştım. Sanırım saçlarımla ilgili aldığım en iyi karardı. Evvelden kısa kestirmişliklerim vardı ama saçlarımı doğal haline bırakmaz föndü, taraktı saçmalardım. Belki de moda öyleydi bilemiyorum. Artık asla o tantanalara girmiyorum.

6 Şubat 2015 Cuma

“İyi ki doğurmuşum”

Biz küçükken annem bizi böyle severdi: “iyi ki doğurmuşum” :)
Çocukken bu cümleyi duyduğumda kendimi çok iyi hissettiğimi hatırlıyorum. Güven veren, sevildiğini hissettiren bir cümle.

Ben Arca’yı severken pek bu cümleyi kullanmıyorum. Artık sezaryenle çıkardık diye doğurduk gözüyle bakılmadığımızdan mıdır, “iyi ki doğurmuşum” cümlesi annemle aramızda (tamam ablam da var) bize özel kalsın istediğimden mi bilemiyorum. Ben genelde “ay iyi ki benim çocuğum olmuşsun” diyorum. Şanslıyım, beni seçtin, çok şanslıyım diyorum… Bilmem ki Arca da benim çocukluğumda hissettiğim mutluluğu hissediyor mu böyle sevilince… Belki sözcükler değil de telaffuzdaki içtenliktir asıl olan – umarım.

Geçen gece Papyon koynunda değildi, eminim, yanındaki sehpaya koymuştum. Sabah evden çıkmadan önce odasına baktım, Papyon’u koynuna alıvermiş ve uykuya devam etmiş, dayanamadım üstünü örttükten sonra fotoğrafını çektim. O anın hatırası olsun, içimden “iyi ki benim çocuğum olmuşsun” diye mırıldanıyordum.

5 Şubat 2015 Perşembe

#2015te15yeniblog

Zaman geldi çattı. Yeni tanıştığım, sevdiğim, okumaktan keyif aldığım, “siz de okuyun!” baskısını okuyucunun üzerinde kurma isteği uyandıran blogların tanıtım zamanı geldi.

Güleceksiniz, okurken çok güleceksiniz. Ben bloğun güldürenini, ahlaklısını, zekice yazılmışını severim.

4 Şubat 2015 Çarşamba

hayal bu ya...

Efendim bizim evin kira artırım kararı geldi çattı.

Tefeydi tüfeydi, bunları benim şirket umursamaz idi, olmuyor haliyle...

Sen maaşına zam yapılamasa da kira zammını, efendime söyleyeyim en kralından enflasyon geçirmesini (hayır hiçbir ekonomist - bak iktidar yanlısı demiyorum- beni enflasyonun 8 bilmem kaç olduğuna inandıramaz! Bana pinpon topuyla, soba borusuyla gelene pinpon topu, soba borusu... anladın sen onu) kira artırımına yansıtacaksın. Allahın emri.

3 Şubat 2015 Salı

Faydalı bilgiler kılavuzu Vol.1

- Ter kokusunu doğal yollarla nasıl önlersiniz?

- Manikür için para mı veriyorsun? O yoooo!!!

- Kıvırcık bir arkadaşın olacak! Buklen yere gelir, sırtın yere gelmez!

- Peki ya arı sokarsa?

- Limonun gençleştirici etkisini bilmeyen var mı?

- Beni dinle, otobüsü kaçırma ya da salak gibi durakta bekleme (izmirliysen tabii:P)

- Yoksa sen hala annenin blog kumanda paneli üzerinden post mu yazıyorsun?

??????

Günün çorbası, hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak son zamanlarda işine çok yarayan pratik, pratik olduğu kadar ucuz, ucuz olduğu kadar sağlıklı, sağlıklı olduğu kadar...

Neyse sonuçta birazdan okuyacaklarınız, tarafımdan uzun süre denenmiş ve de önerilmeye hak kazanmış ürünler ve yöntemlerdir.

An itibariyle..

An itibariyle...

Pazartesi pazartesi ikinci birayı (50 cc) dikmiş durumdayım dolayısıyla bundan sonra yazacaklarımdan mesul değilim.... Üstelik yanına bir paket çiğdem (çok tuzlu) götürdüm, yani dudaklarımda bir silikon etkisi var, üç yüz otuz üç deyince ben bile kendimden etkileniyorum, düşün yani nasıl bir seksapel:))))

1 Şubat 2015 Pazar

Şu anda kendisine acayip kızgınım!

Arca ile böyle bir ilk yaşayacağımız hiç aklıma gelmezdi. Naif düşüncelerim vardı, müzeye gitmek, uzun soluklu bir kitaba başlamak gibi... Ama yo, yer cücesi bana kandırılmayı yaşatmayı tercih etti.