Yazılar posta kutuna gelsin mi?

26 Eylül 2011 Pazartesi

Ben hiç anaokuluna gitmedim.

Bizim çocukluğumuz zamanında çalışan anneler çocuklarını anaokullarına gönderirdi ya da benim aklımda öyle kalmış. Ablam da ben de anaokuluna gitmedik. Onun yerine haftada birkaç gün bale kursuna götürüldük. Dansa olan müthiş yeteneğimi keşfetmişler diyemeyeceğim, bir kız olarak zarif olmamızı istediklerini hatırlıyorum, sanırım sebep buydu. Bu arada o bale kursuna gittiğime çok memnunum, çünkü sonraki yıllarda dans hep hayatımda oldu, bale ve dans hep farklı bir noktada olmamı sağladı. Zarafet kattı mı bilmiyorum : )

Hırslı bir çocuk olduğumu hatırlıyorum, çünkü öğretmenim ayarlanamadığı için ilkokula bile okulun ikinci günü başlamıştım ve daha sayıları rakamları bilmezken anaokuluna gitmiş çocukların bir kısmının okuma yazma bildiklerini fark ettiğimde inanılmaz gerilmiştim. Çocuk aklımla onlara hızlıca yetişebilmek için çok çalıştığımı, kırmızı kurdeleyi ilk alanlardan olduğumu hatırlıyorum. Öğrenim hayatımın geri kalanında da çok ama çok inek bir çocuk oldum.

Annemler veli toplantılarıma koşar adım giderlerdi, hep örnek çocuk, sınıfın birincisi… Üniversiteyi de cidden çok çalışarak kazandım. Öyle zeki bir çocuk değildim, kendine son derece güveni olan, “ben her şeyi yapabilirim ve çalışmama gerek yok” diyen bir çocuk olmadım hiç. Sadece çok çalıştım.

İlker benim tam tersim.

O anaokuluna gitmiş, okuma yazmayı az çok aritmetiği kendi kendine öğrenmiş, sanırım 4-5 yaşlarında. İlkokulda çok sıkıldığını anlatır hep. Biz üniversiteye hazırlanırken tanıştık, sonra aynı fakültede okuduk, aynı dersleri aldığımız oldu. Hiç ders çalıştığını görmedim, not tuttuğunu da. Ama sınavlarda hep Türkiye dereceleri oldu.

Şimdi Arca hangimize benzeyecek acaba? Benim gibi az zeki ve çok çalışkan mı? Yoksa İlker gibi çok zeki ve çok tembel mi?

Konumuz bu değildi aslında. Ben anaokuluna gitmedim diyordum. Hep merak etmişimdir ne yapıyorlar diye ve şimdi de merak ediyorum. Sahi nasıl geçiriyorlar bir günü?

Neyse ki bir kağıt veriyorlar bize. Üzerinde ne yedi, ne yaptı, o gün neler oynadılar, kaç saat uyudu…vs… Kırtasiye malzemeleri için ekstra para verdik mesela. Eline gülen yüz çizmişler, yıkamamış elini akşama kadar, bana göstermek için. Bir de karalamalarını getiriyor. Ne diyeceğim? “Güzel renkler seçmişsin, beğendim” diyorum. “böyle böyle yaptım” deyip eliyle gösteriyor nasıl karalama yaptığını. Çok eğlenceli yav! Salı günleri kitap günü, her hafta bir kitabını kendi seçiyor, karışmasın diye adını yazayım diyorum, defalarca yazdırıyor, bence kendisi karalamadan fazlasını yapamadığı için benim yazabilmemi kıskanıyor  Öğretmeni İlker’e hiçbir sorunumuz yok Arca’yla demiş. İyi işte…

Geçen Nil’le konuşuyoruz. Anaokulunun ne eğitim vereceğini bilmiyorum, şarkı filan öğrenecekler herhalde diyorum. Meğer bu aylarda böyleymiş, sonradan ciddi ciddi eğitim veriyorlarmış.

İzafiyet teoremi olabilir mi? Puhahah…

Hayır cidden bilmiyorum. Yedi yaşına kadar elime kalem almadım diyorum daha ne diyeyim. ( Şimdi de bırakmıyorum kalemi kitabı klavyeyi)

Şimdilik elimizde uzun yıllardır aynı kişilere ait bir kurum, sahiplerini tanıyan aile büyüklerimiz, öğretmenini, arkadaşlarını ve okulunu sevdiğini söyleyen bir cüce var. Elimizdeki verilere göre oluşan olumlu olan görüşlerimiz umarım hiç değişmez.

Yazıyı bitirmeden...
Elfana çok güzel bir yazıda anaokulu seçerken dikkat etmemiz gerekenleri maddelemiş, buraya bir tık

5 yorum:

  1. heee dedim,doğru:)) Geçen sene,laylay gitti okula.Üç yaşındakiler ingilazca öğreniyorlardı,sayılarla dans falan yapıyorlardı.Berk'ler ayakkabılarını kendi giymeyi:)Şimdi sıra bizde.Geçen sene el kaslarını çalıştırdılar makas kullanabilmek için,bu sene makas kullanacaklar,bunu sevmedim ama beni kimse dinlemiyor:)))tırsağım ben

    YanıtlaSil
  2. Ben de çok merak ediyorum. Daha da bir hafta oldu başlayalı okula eve getirdiği ilk ve tek eseri kaka modeli :P Geçen hafta çiş kaka ile ilgili detayları öğrenmişler de. Her gün soruyorum neler yapıyorsunuz diye. Her şeye evet! Şarkı söylüyor musunuz -eveeet, resim yapıyor musunuz? -eveeeet, bisiklete biniyor musunuz - eveeet. sonunda sinir geldi Hisse alıp satıyor musunuz dedim. tuhaf bir bakışla -Eveeeeeeet :))

    YanıtlaSil
  3. Evrim:)))) bu modeller,büyüyünce de küçükken de sanırım soru cevaplamayı sevmiyorlar:)

    Ben Berk'e şarkı söylesene bana hani başparmağım diyorum,o bana söyledim okulda diyor:)

    Aileler okuldan söylenen şarkıların listesini istemişler,eşlik edebilmek için,kurum sahibi bütün dağarcığımı nasıl yazayım ki diyor:)

    YanıtlaSil
  4. Yeliz, biz ayni modelmisiz seninle :P Bizim baba da Ilker'le :) Yalniz ben baleye gitmedim o yuzden senin gibi zarif bir kadin olamadim :) Ya bu anaokulu olayiyla ilgili ben de yazmak istiyorum. Bu sene Montessori okuluna basladi bizimki, bir yandan cok elestiriyorum, aman diyorum sekilsel seyler ogrenecegine hic ogrenmesin ama diger yandan da, her okula gittigimizde "ben okulu cok seviyorum" deyip kosarak gidiyor ya o kadar da kotu degildir herhalde diyorum :) Neyse, operim kitap ve yazi kurdunu :)

    YanıtlaSil
  5. Evrim:)))
    ve de Evren, sana ekstra :)))))))))))))

    Yelizcim, ne kadar guzel arca' nin bu kadar rahat adapte olabilmesi ve mutlu gidip gelmesi. Kuzum ya, aksama kadar yikamamis demek ellerini.Op o tombik elleri. Ayrica Nil, daha Berk' in kendi makasi olacak:))

    YanıtlaSil