Yazılar posta kutuna gelsin mi?

11 Ağustos 2011 Perşembe

Bugün...

Sabahın köründe Ümit ablanın telefonu ile uyandım. Hastaymış, doktora gidecekmiş.

Geçmiş olsun. Tabii bize de. Annem yazlıkta İlker'in annesi misafirlikte, İlker aldı eline sazı, daha doğrusu Arca'yı, Agora senin ofis benim geziyorlar. En kötü ben yıllık iznimin bir bölümünü kullanacaktım.


Sahi Ümit abla tamamen gittiğinde ne olacak? Nasıl bir gelecek bekliyor bizi?

Arca hasta olacak, evde bakılması gerekecek, okula gidemeyecek. Hadi bakalım. Bu kadar etrafta ailemiz var ama gün gelecek kimse olamayacak.

Ev desen...

Bir kere düzenimizi b.k götürecek!

Ütü bana kalacak. Yaklaşık üç yıldır yapmamıştım.

Sonra yemek... Yemek dert değil de akşam eve gelişimizi düşünüyorum, Arca tepemde, karnımız cümleten aç. O an sıfırdan yemek yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Artık bunu her gün yaşayacağız. Ya da yemekleri eskiden olduğu gibi pazardan yapacağım. Bakalım göreceğiz. Kanımca daha organize bir kadın olacağım. Şimdi sanki evin kadını Ümit abla, ben çocuğu gibiyim. Öyle ki market alışverişi yapılacak ise, Ümit ablayı arıyorum, evde şu var mıydı diye.

Sevmediğim ne varsa ona kakalıyorum, saksıların değiştirilmesi, çiçeklerin bakımı (Hiii hepsi ölecek!!), bulaşık makinesi hep sabah çalıştırılıyor, çünkü boşaltmayı sevmem:P

Hepsi bir kenara "Umidim seni seviyom" "Umidim gelsin" "Umidim çok özledim" diyen, görünce gözleri parlayan Arca ne olacak?

Şimdiden ısındırmaya çalışıyoruz ama kimi zaman hafta sonu ayrılığına bile dayanamıyor, temelli hem de başka bir şehir fikrine nasıl alışacak? Önceki baktığı çocuklar hala Ümit abla'yı görüyor ara sıra, hatta bizim eve misafiliğe geliyor, Arca ile oynuyorlar. Benim Arca'm ne halt edecek.

Yani eninde sonunda yaşanacaktı ama sanki o gün çok çabuk geldi be!

Bu arada klavyemin "r" harfinde bozukluk var, "r"leri söyleyemeyen biri anlatıyormuş gibi sürekli eksik çıkıyor. Bir nevi Beyaz'dan günlük rapor alıyormuş gibi hissettim kendimi.

Bugün perşembe ve görünen o ki, pazara gidemeyeceğim, yine don alamayacağım.

Çok bedbahtım!



4 yorum:

  1. bizde de aynı durum söz konusu ve ben de yıllardır ütü yapmıyorum :)
    çalışan kadına evde başka bir kadın her daim lazım bence. bi kere çocuğu okuldan gelince kim karşılayacak derdi var. bu sepebten bizde kadın devam edecek daha uzun bir süre...

    YanıtlaSil
  2. Kıyamam ben sana, söyleyecek bir şey bulamıyorum, ayrılıktan anlayacak yaşta, koyacaktır Arca'ya, uzun aralıklarla da olsa belki görüşme imkanı bulursunuz. Senin için ise tek önerim eşinle imece usulünü uygulamanız bir de belki yarım gün gelecek bir yardımcı ya da haftada iki gün mesela, bir gün ütüler bir gün evin diğer işleri, epey bir yükünü alır sırtından herhalde. Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  3. Cancanların yatılı bakıcısı var.. Kendisi yabancı... Kocası Türkiyeye bi geldi kadın hemen virüsü kaptı hahah yani hamile... Hem hamile hemde ağlıyormuş her gün istemiyorum diye... Eve ve çocuklara onlarda ona çok alışmıştı. Bakalım ne yapacaklar.Artık Anne , Anneanne ve Babaanne daha çok çalışacaklar:)
    Hepinize kolay gelsin

    YanıtlaSil
  4. O kadar benzer durumdayız ki . Sanırım bizde bakıcımızla part time devam edecegiz , tabi o artık sadece bize bakacak:)) tabi programı uydurabilirsek

    YanıtlaSil