Yazılar posta kutuna gelsin mi?

17 Mart 2018 Cumartesi

"Arca oğlum senin annen bir salaktı" Vol.25

"Arca oğlum senin annen bir salaktı" serisinden şahane dizi olur. Evet belki bir Fi, belki bir Ufak Tefek Cinayetler ligine giremez ama Gülse Birsel'in bir dal "ay ilahi Yeliz"ini alırım kanımca. Jet Sosyete'yi izliyor musunuz bu arada? Ben bayılıyorum, Gülse Birsel'den ötürü.


Salaklık derken, katiyen abartmadığımı serinin takipçileri iyi bilirler. Gurur duymuyorum, utanmıyorum, neysem o. Maksat bu diyardan göçüp gider isem - ki çivi çakacak değiliz hiçbirimiz - , benden geride kalanlara bir hoş seda olsun diyerekten kaleme (klavyeye) almak, ha bir de okuyanların yüzünde bir tebessüm aşk etmek... ağız dolusu kahkahaya da hayır demem!

Herkes hazırsa başlıyorum.

Belçika denen memleket ve dahi çalışmakta olduğum şirket, beni bünyesine kazandırırken sanmam ki bu kadar eğleneceğini bilsin. Sürpriz yumurta gibiyim!

Geçen bizim fabrikanın olduğu merkeze gittik, ben herkesle bir merhabalaşma, bir n'aber nasılsın'laşma, sosyalliğimi seveyim... Birlikte gittiğimiz arkadaş, şaşırdı, "sen bu kadar insanı ne ara tanıdın" diye sorma ihtiyacı hissetti. Selamlaştığım kimselerin IK departmanından olduğunu hesaba katarsak, şöyle diyeyim "ben değil de, onlar beni İYİ tanırlar" (bizimkilerin vize mevzusu diyeyim, siz anlayın:) )

Sıklıkla kontrol etmediğim kişisel email hesabıma bir mail gelmiş. Acayip şeyler söylüyor. Yok vergiymiş, yok efendim, hatırlatmaymış, aman efendim, gün geçmişmiş, amanın hesabımda hiç hareket yokmuşmuş.... N'oluyor lan! bir de soyadımla filan hitap etmiyor, ulen dedim ki bu spam! Spam olduğuna kanaat getirdiğim başka mevzular da var. Mesela şuraya buraya tıkla demiş, bir de verdiği mail adresinin uzantısı com, halbuki benim bu vize muhabbetlerinde aynı firmadan yazıştığım (yazışmak kibar kalıyor, ağızlarına ettiğim demek daha dürüstçe olur) mail adreslerinde "be" uzantısı vardı, iyi biliyorum! (Sherlock Holmes mode on!)

Önce bizim departmandan Belçikalı arkadaşıma maili gösterdim. Dedim ki, "kardeş, sizin bu Belçika'da bu vergi iadesi meselesi nasıl hallediliyor? Bana böyle bir mail gelmiş, katiyen güven telkin etmedi, sen bu işe ne diyorsun?" Marijke şöyle bir baktı, "aman" dedi, "hiç bulaşma, böyle iş yok. Bize devletten bir form gelir, biz de her yıl bilgilerimizi gireriz, böyle özel danışma filan yok." Eyvallah. 

İkna oldum... gibi gibi... Ama içimde bir şeyler de gıdıklıyor, inkar edecek değilim. Çünkü mailin içeriği bir şeyler vaat etmiyor, "Green Card çekilişini kazandınız" filan demiyor yani. Dedim ki ben bunu bizim IK departmanında benden ziyadesiyle bıkmış olduğunu tahmin ettiğim, dolayısıyla meslekten soğuttuğum Lander'a bir göndereyim. (Bir Anila vardı, yılbaşında kariyeri bıraktı, fotoğrafçılığa geçti, sebep ben miyim diye sormadan edemiyorum) Gönderirken tedbiri elden bırakmadım. Gerek konu kısmı, gerekse içerik olsun her yere dikkat çekici şekilde "DİKKAT !! HİÇBİR ŞEYE TIKLAMA SPAM MAIL OLABILIR!" ibareleriyle şüphelerimi dile getirerek üzerime düşeni yaptım, içim rahat. 

Cevap şu: İlgili mail, senin gibi ülkede yeni kişilerin vergi beyannamesi için şirketimizin tuttuğu danışmanlık firmasına aittir. Zaten 1 ay kadar geç kalmışsın, bence bir an evvel kaydını yaptır!" 

Ooo shit! Ulen benim gibi pimpirikliye yapılır mı bu! Sanki nasıl manyak olduğumu hem danışman şirket hem de IK, bilmiyorsunuz! Pes! O gün bugündür o forma kasıyorum, ulen götümün donuna kadar soracaklar şerefsizim!

Bir başkası, ehliyet. 

Bu memlekete taşınacağımıza karar verdiğimiz günlerde Türkiye'de yeni ehliyet olayı çıkmıştı. Sanmıştık ki, ehliyeti değiştirirsek EU memleketlerinde geçerli olacak, zira tipine baksan uluslararası ehliyet dersin. Allahım ne salaklık! üstelik bu salaklığımı buraya geldiğim ilk günlerde perçinledim. Yıllardır burada yaşamakta olan Türk arkadaşlarıma gururla yeni ehliyetimi gösterdim, hali hazırda ehliyetlerini belediyeye vermiş, aylardır Belçika ehliyeti gelecek diye bekleyenler de dahil olmak üzere Türk arkadaşlar, "vaov! bu müthiş bir şey sen aylarca beklemezsin, birkaç güne alırsın ehliyetini" dedilerdi de bana bir gaz geldiydi, "tabii abicim, gittik aldık çipli mipli ehliyet (taş atıp kolumuz yorulmadı gerçi :P) , Avrupa mı tanımayacak! hey yavrum hey!" 

Hmmm evet, bekle tanıdı! 3 ayda çıkmadı allahın cezası! Gerçi bok atmayalım, o noktada benim bir takım salaklıklarım olmadı değil!

Şimdi bizim muhterem n'apıyor? Belediyede işi olacaksa, diyalog senaryoları hazırlıyor, bu senaryolara göre Fransızca cümlelerini ezberliyor. Senaryonun seyri değişirse de cümlesi hazır : "Je ne peux parle pas François!"* Şerefsizin telaffuzu da bir iyi, allah seni inandırsın, belediyede diyalogun bir yerinde bu cümleyi duyanlar, "hadi lan! yok artık!" diyorlar. 

Ben? Benim "ay ben buralarda yeniyim, (ki yuh lan kaç ay oldu? diye sorarlar adama!) Bonjour'dan gayri tek kelime Fransızcam yok, sizin ingilizce varsa iletişelim, yoksa artık beden dili!" minvalinde gülümsemem! Yani biraz sahte ama Avrupai görünüşüme (artık dibi çıkmış röflelerimle bu da kalmadı ya!) bu gülümsemeyi ekledin mi, önyargıları kaldırmakla kalmıyor, elin gavuruna İngilizcesini geliştirme fikrini de aşılıyorum. (bence bana madalya takmalılar!)

Efendim ben ehliyeti bizimkilerin gelmesini müteakip bir ay içinde vermişim, birkaç haftaya çıkar diye bekleyedurayım, bir türlü gelmemiş. Yani demem o ki, bu bizi uluslararası ehliyet diye kandırıp dünya uğraştırdıkları saçmalık, aldatmacanın dik alası! Kanımca hükümetin paraya sıkıştığı bir dönem, vatandaşı kaynak (sağılacak büyükbaş) görmelerinden başka bir şey değil!

Bu arada bizim araba leasingden geldi. Hem de Belçika standartlarının çok üzerinde bir hızla (şubat sonu beklerken aralık sonu. Yeminle başımıza taş yağacak!) Leasing de beni tanır. Şubat sonu diye bildirdiklerinde teslim tarihe ziyadesiyle carlamış, "bayinin elinde başka renk varsa, bak ona da talip olabiliriz, yok mu bunun bir olur"una devşirmiştim pazarlığı. Aman bu ecnebilerin kalas beyinleri almadı tabii (6 ay peşin verelim, kirayı düşürün pazarlığına da ahlaksız teklif gibi baktılardı, hatırlatırım). 

Neyse, bizim Türklerin pratik zekasına şükür, biz her ihtimale karşı ehliyetleri dönüşümlü belediyeye vermeye karar vermiştik. 

Kamu spotu değerinde bilgi: Belçika'ya geldiğinizin ilk  6 ayı mevcut ehliyetinizi turist ehliyeti gibi kullanabiliyorsunuz. Sonrasında mutlaka Belçika ehliyetine değiştirmek gerekiyor. Belediyeye gidiyor, değiştireceğim ehliyeti ( ya da benim gibi ehem öhüm merci boku lisans s'il vous plait diyorsunuz, işlemi başlatıyorlar. Ama n'apıyoruz? "ben yeniyim" gülümsemesini unutmuyoruz) diyorsunuz, aylar sonra yenisini veriyorlar. Bu arada eşinizin halihazırda yurdum ehliyeti olsun ki, o verdiğinde sizinki gelmiş olsun. 

Google translate Fransızcası maillerimle bezdirdiğim belediye, allah razı olsun, cevabı verdi, 8 hafta sonra telefon edeceğiz. Ettiler. Abov! Fransızca! Hemen Fransız arkadaş Olivier'e verdim telefonu, konuştu sağ olsun. O gün gittim belediyeye, parasını verdim. İstedikleri foroğrafta problem çıktı mı! Hadi! Şimdi bu belediyelerde resmi dil konuşma mecburiyeti var. Yani bilseler de kanunen İngilizce konuşamazlar. Ama bonjour monjour iki lafın belini Fransızca kırmaya çalışır o malum "gülümseme"yi eklersen, "çabana sağlık" diyerekten, İngilizce biliyorsa yasak masak ortak dilde anlaşırsın. Ama bilmiyorsa, o gülümsemeye ne kadar debelense, olmaz. Nitekim bizimki de olmadı. O fotoğraf? Yok diyor, ula niye? 6 ay önceki mi? Bakıyor! bu? yok! Hass.... 

Cüzdanda ne kadar vesikalık fotoğraf varsa çıkardım, allahtan birinin boyutu tuttu da işimizi gördü. Sonra yine beden dili filan 1 haftayı anladım. Anladım ama bir hafta sonra postaya davetiye ve randuvu mu bırakacaklar, ehliyeti mi, işte ona ona basmadı. Çıktım. Bekliyorum, ya postayla randevu gelecek ya ehliyetin kendisi... Aylar geçti , ikisi de yok. Kıllandım. 

Magali sağ olsun derhal imdadıma koştu, belediyeyle konuştu. Hasss.... meğer benim ehliyet çıkmış da belediyede beni bekler imiş! Meğer ingilizcesi olmayan memur vücut dili ile bana bir hafta sonra gel, ehliyeti al, demişmiş!

Sonra Yeliz, niye Fransızca kursuna gidiyor? Edith Piaf şarkıları söylemek için değil elbet! 

Gittim. Belediyeye. Malum gülümsemem, iki cümleden ibaret Fransızcam ve google translate'm hazır. 
- bonjour
- bonjour

ID tamam, para ödenmiş, eyvallah, dosyam çıkmış, tamam, orada yeni ehliyeti de görüyorum. Üstelik Fransızcamın seviyesini anlayan memur, şükür ki, şahane ingilizce biliyor, vücut diline gerek yok., iletişiyoruz yarabbim! 

Bana bir evrak sordu mu? Evrak da şu, ehliyetini verirken bir yazı veriyorlar sana, yazıda diyor ki, "bu şahsın ehliyeti soruşturulmaktadır, bu süreçte ehliyeti olmasına rağmen araba kullanamaz. " Kullanmadım zaten, işim olmaz. Sadece bir defa göz ameliyatı olmuş arkadaşım Ostend'e gider gelirken sıkıntı çekerse, yani direksiyona geçmem icap ederse, gösteririm diye cüzdanımda taşıyordum, bu sebeple rahatlıkla cüzdanı açıp belgeyi aramaya koyuldum. Hayda! yok! Görevliye evde kalmış dedim, dedi ki, hemen getirir misin? İyi madem getireyim, eminim çünkü muhtelemen Torino'ya giderken bir çekmeceye attım. 

Evde, allah seni inandırsın, bir saat aradım belgeyi! Yok Yok!

Aman ne olacaksa olsun, kaybettim deyiveririm, diyerekten tekrar aynı memuru buldum. 

Ne dese beğenirsin? "kaybettiğinize dair şu bölümü imzalayın, ingilizce yazsanız da olur"

NEAY!!!! Ulen daha önce niye demedin, manyak gibi evde belge arattın? Hadi sen demedin, ben hazır memuru ingilizce bağlamışım ne bok demeye  sormadım: "bu belge olmasa da bana şu dosya içinden göz kırpan ehliyetimi veremiyor musun?"

Sormadım? Çünkü neden? Çünkü ... 

"Arca oğlum senin annen bir salaktı"

3 yorum:

  1. Ay guleyim mi aglayayim mi bilemedim:)
    Buraya ilk geldigimde ayni dil sorunlarini bende yasadim ama evet, o gulumseme cok ise yariyor:)) (allahtan cok kibar ve de centilmenler)
    Ben geldigim de ehliyetimi hemen degistirdiler, hic sorun cikarmadilar. Asli gelene kadar gecici bir ehliyet vermislerdi. Ama tabi ilginctir, islemler kasabadan kasabaya bile degisiyor burada :)

    YanıtlayınSil
  2. Aaa Turk ehliyeti boyle direk degistirilebiliyor mu Belcika'da? Ingiltere'de (Norvec'te de ayniydi) butun theoretical/practical testleri tekrar sifirdan gecmek gerekiyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. biz Hollandada degistirmistik hemencik de simdi biliyorsun Ingilterede surunuyorum. Of pof :)

      Sil