Yazılar posta kutuna gelsin mi?

12 Mart 2012 Pazartesi

Bir hafta ara ile, pazar ve minik elmalar

"Diğer ikisi ile birlikte aynı akibete uğrayan küçük elma"sanatsal çalışması.


Bu küçük sulu, lezzetli elmalar için sonun başlangıcı Nadire ablanın bize bıraktığı aşağıdaki nottu. Bunlar küçüktü ve Arca tarafından keyifle yeniyordu. Pazara gidilirse mutlaka alınsındı. Ah ulen benim bebem yiyecek ben almaz mıyım!



Pazar bünyede alışkanlık yapıyor, bu hafta anladım. Pazardan alışveriş yapmaktan zevk almayagör, manavdan alınanlar hep bir bayat hep pahalı gelir oluyor, burun kıvırıyorsun. Dün sabah çayımı bile içmeden yollandım, zira İlker bu hafta yine yok, yine çalışacaktı.

Pazar, sabahları güzel, park yeri kolay, malzemeler taze ve bol, alışverişe çıkanlar telaşsız... Paran da bozuksa, pazarcılarla pek güzel anlaşırsın, henüz asabi müşteri kitlesiyle muhattap olmadıklarından hoşgörüleri yüksektir.

Fonda hafif bir müzik, yüzlerde gülümseme, zihni yormayan aksiyonsuz bir dramdan bir "pazarda alışveriş" sahnesi canlandırıyoruz, rolümüze iyice girmişiz.

En azından ben, öyle bir girmişim ki role bir türlü çıkamadım, hala o pazarcıyı dövmediğime, bağırmadığıma, elmaları kafasına geçirmediğime, benimki gibi onun da gününü burnundan getirmediğime ve günün ilk asabi müşterisi olmadığıma acayip hayıflanıyorum!

Ne var ne yok diye kolaçan turunun ardından pazar arabasını birer ikişer doldurmaya başladım. Sıra geldi minik elmalara. Hani derdim seçmek değil de, ne bileyim, adam torbayı hazırlarken birkaç tane de benim katkım olsun diye, gayri ihtiyari önlerden elma almak gafletinde bulundum.

Amanin bir başladı çemkirmeye! Yok sabah dörtten beri oradaymış, yok bunlar sergiymiş, ben öyle ellersem sergi bozulurmuş, niye bozuyor muşum ha niye? o tek tek parlatıyormuş onları, ben ellersem çirkin olurmuş. bıkbıkbıkbık.....

Bir ara gözümü kapattım, bir tarafta kahvaltıda o minik elmalardan mutlaka isstediğini söyleyen Arca, bir tarafta gururum... Koca pazarın küçük elma tekeli bu dırdırcı herif değil ya! Elimdeki üç elmayı sakince yerine bıraktım, "terbiye etmen bitti mi? iyi hadi sana iyi günler" dedim, döndüm gittim. Hala arkamdan konuşuyordu, bense kendisini benzer bir tutum karşısında tezgahı kafasına geçirecek, kuvvetle muhtemel regl öncesi bir kadın müşteriye havale ettim.

Bu hesapsız gururlu hareketim çok pis bir tarafımda patladı. Pazarı üç tur döndüm, yok! Başka da küçük elmacı yok. Hep büyükler, hep yeşiller! Hey allam! Bebem elması kalacak! Bok herif!

Üçüncü turun sonunda yeni kurulmakta olan bir tezgahta buldum. Kasa yeni dökülüyordu, pazarcı parlatıyordu minikleri. Yanaştım, ama el sürüyorum, aman bir fırça da bunlar kayarsa, başka elma yok kalırım ortada. Bunlar da bir sevimli çıktı şansıma. Hem seçtiriyorlar hem de anlatıyorlar... Orta boyu makbuldür, daha tatlı olur. Sohbet pek derinleşti, bizim oğlanın gözlerinden bile öptüler, beni uğurlarken.

Ama yok hayır, bir daha o "pazarda keyifle alışveriş yapan kadın" rolüne bir daha giremedim. Dırdırcı elmacı o mutlu kadın ruhunu çekip alıverdi benden. Bok herif!


Ama Arca'nın elma keyfine dokunamadı, oh olsun! Ve Arca sadece o sabah 3 tane birden yedi.

7 yorum:

  1. Yeliz Hanım 3 haftadır izmir üniversitesinde seminere gidiyorum pazar günü üçkuyular pazarının içinden geçerken bakınıyorum sizi görebilirmiyim arca varsa severim biraz diye ama yok göremedim sizi afiyet olsun paşaya :)

    YanıtlaSil
  2. Anaaaam bizim oraların mindik Amasya elması çok meşhurdur, olsa da elimde yollasam kuzuma kasayla..Müsaade edersen teoride o parlak elmaları pazarcının ağzına (ya da uygun başka bir deliğine) soktuğumu hayal edicem!!

    YanıtlaSil
  3. kuzunun annesi12 Mart 2012 10:36

    Afiyet olsun

    YanıtlaSil
  4. O alttaki resim için bile,o fırçaya katlanılır:))Afiyet olsun kuzuya...

    YanıtlaSil
  5. benimde başıma domateste aynı olay gelmişti.. domatesi seçtirme vermiyorlarmış.. iyide sonra eve gelince poşeti açtığımda itinayla seviyorum sana söveceğim kelimeleri..allah allah..
    aynı tezgaha dönmek zorunda kalmamana sevindim.. arcama da afiyet, löp löp et olsun inşallah.. ( öyle derlerdi dimi ::))

    YanıtlaSil
  6. ohh afiyet şeker olsun Arca'ma :)

    YanıtlaSil
  7. ah Gülcancım, sabahın 09:15 idi pazardaydım. yok maalesef cüceyi pazara götürmüyorum tek başıma isem, onun tezgah aralarında kaybolmalarına deli oluyorum. ama biz tanışırdık ne güzel olurdu.

    Çenebaz, hayat hocam, elif sağolun:)

    evet sevgi ben de gıcık oluyorum, sergide güzeller, arkada çürükler. seçtirmeyenden almamak lazım

    YanıtlaSil