22 Mart 2012 Perşembe

Bizim oğlan anarşik mi olacak ne!

Dün akşam çok abarttığım (:P) klasik çalışan anne durumlarından sıyrılıp yarım saat erken çıktım ofisten. İlker akşam gelmeyecekti, meyve alınması gerekiyordu falan filan…


Neyse bizim mahallenin manavına uğradım. Her şey oradadır, o meydanda. Fırın, balıkçı, tuhafiye, mandıra, kırtasiye.... Dink! (ampul yanma ses efekti) Arca’nın resim defteri kalmamıştı, iyice kocamanından hani şu masasını kaplayanlardan (masaya geçiş yapamasın diye) büyük resim defteri aldım.
Çok tatlıdır kırtasiyenin sahibi, hep sohbet eder. Bir şey alacağın zaman kız mı oğlan mı diye sorar, maksat renk belirleyecek. Oğlan dersin maviye yönelir ama her şey için defter, kalem, balon, paket kağıdı… Arca henüz renklerin cinsiyetinin farkında değil. (sahi renklerin cinsiyeti var mı yav?) Her aldığımı mavi vermesin diye kırtasiyeciye önce “ne renkler var” diye sorar oldum. Turuncuda karar kıldık.

Arca deftersizlikten sanatını icra edemiyormuş meğer, sevincini tasvir etmeye kelimeler kifayetsiz kalır. Bilmeyen de içimizden bir Abidin Dino yetişiyor sanır. Nadire abla kapıda, hazırlanıyor, az sonra ayrılacak, biz de masaya oturduk. Bir güzel açtı defterini, pastel boyalarını itinayla yerleştirdi masaya. Haline tavrına, ciddiyetine baksan az sonra bir Mona Lisa resmedeceğine yemin edebilirsin.

Aldı eline turuncuyu yuvarlak yuvarlak karalıyor, sonra düz karalıyor, bir sayfayı bitiriyor, öbürüne kahverengi ile devam ediyor. Dirseklerine kadar boya içinde ama müthiş keyifli.

Bu arada laflar ağzından dökülmeye başladı. “Öğretmenim okulda daire çiz diyor, ben bebek gibi karalıyorum. Böyle böyle yapıyorum…”

İfadesinde hem bir itiraf, hem bir iç döküş hem de bir medyan okuma var. Belli ki dayatılmasına gıcık olmuş, belli ki “bebek gibi” lafı kullanılmış, içerlemiş, belli ki özgür olmak istiyor ve bana gözdağı veriyor, veriyor ki müdahale etmeyeyim.

Acayip hoşuma gitti. Açıkçası ben mesela Arca yaşında bir çocuğun anlamlı, anlaşılır resim çizip çizemeyeceğini bilmiyorum. Maalesef henüz dersimin o kısmına çalışmadım. Dolayısıyla resmine müdahale etmeyecektim zaten öyle boş boş oturup onu seyrediyordum. Ama anne olarak iki çift laf etmem gerekiyormuş hissine kapıldım.

“Öğretmenin sana daireyi öğretmek istemiş, ama sen dairenin ne olduğunu biliyorsun, çizmek istemiyorsan daire çizmek zorunda değilsin. Bence istediğin gibi karalama yapabilirsin.”
“Daire çizmiycem, karalama yapıcam”

Bir yandan içimden relax yavrum relax diyorum bir yandan gülüyorum. Nadire abla kapıdan döndü, oğlu (25 yaşında sanırım) Can, Arca kadarken okulda ikinci sarellalı ekmek dilimini vermediler diye masalara vurmak ve diğerlerini kışkırtmak suretiyle isyan çıkarmış. Zapt edemeyince Nadire ablayı çağırmışlar. “Sonra böyle oldu Can, o zamandan beri özgür ruh” dedi .

Eyvahlar olsun gördün mü bak, insan yavrusunun aklına anarşik tohumlar ektin mi, özgür oluverir, düzene başkaldırır neme lazım!

(şaka yapıyoruz tabii, Can hem okuyup hem de müzisyenlik yaparak hayatını kazanan bir genç, takdir ediyorum kendisini)

3 yorum:

Fikriye Filtresiz dedi ki...

Koyun olacağına aslan olsun..Değme benim küçük Picasso'ma diycem ama Bahadır'ın Picasso yorumu aklıma geldi, yuttum:)

yeliz dedi ki...

nedir nedir? çok merak ettim yav

Adsız dedi ki...

yağmur koministtir çünkü herkese eşit yağar. Rüzgar ise kapitalisttir zayıf olanı yıkar.. iyi kalpli bir insan olsun önemli olanı bu yeliz.. mercan