28 Kasım 2021 Pazar

Panik atak

 Çocukken pazarları pek sevmezdim. Benim için pazar demek, tatlı başlayan (7'den 77'ye ve kovboy film sabahları) ve sonrasında - özellikle soğuk kış pazarlarında - birer bardak sahlep eşliğinde buğulanan camların ardında, arabada futbol maçı dinlemek (hala futbol spikerlerinden haz etmem) ile devam edip kızarmış barbun balığı, pazar banyosu ve çamaşır makinasının sesi ile son bulan  haftanın bir günüydü, tatlı hafta sonunu pazartesiye bağlayan gün...

Pazarları artık çok keyifli buluyorum. koşturmacasız, uğraşısız sadece yeni haftaya zihnini hazırladığın bir gün. Belki burada hiçbir yerin açık olmadığı, yerel insanların evleriyle, aile büyükleriyle geçirdikleri bir gün olmasından kaynaklı bir dinginlik var pazarlarda. Daha doğrusu kış pazarlarında. 

Her hafta başı ofislerde veya şimdiki virtual toplantılarda ayak üstü sohbetlerin bir numaralı sorusu olduğu üzere, "hafta sonun nasıl geçti" diye sorsalar, "açık ara en muhteşem hafta sonuydu" derim, üstelik İlkerimin olmadığı ilk hafta sonum. Cumartesinin hareketliliğinin pazarın sukunetiyle dengelendiği muhteşem bir hafta sonu. Şükür ki ne şükür...

26 Kasım 2021 Cuma

Instagramda kalmasın

 


Ergenim Arca ile tavuklu pilavlarımızı kaşıklarken bugünün şahane bir gün olduğuna karar verdik. 


Ben rutin işlerle ve planlamalarla ve tabii ki görece az toplantılarla geçirdiğim bir evde çalışma gününün sonunda kendimi tükenmiş değil de enerjik hissetmenin coşkusu içindeydim. Tabii bir de cuma olması… tabii bir de haftalar sonra ilk defa bir saatlik öğle tatili yapmam ve tabii ki bu zamanı, tavuk suyu hazırlayıp bir odayı temizlemeye ayırmam tüm günüme keyif katmıştı. (Çaktırmadan düzen temzilik mi sever oldum? Yaşlanıyor muyum ne!?) 

Ergenim Arca’nın bugünkü testleri iyi geçmiş, önceki iki testinden de tam not almıştı. Evet bok gibi bir havaydı, evet ilkerimiz yoktu ama gün iyiydi ya! Hele bir de tavuklu pilav hey yavrum hey! Aslında tavukları haşlarken niyetim sadece tavuk suyuna çorbaydı, zira kar kapıda, bünyeyi sağlam tutmalı ama baktım tavuk çok suyu da çok pilav yapmayayım da napayım? 


An itibariyle… 

Bir şişe kırmızı şarap açtım…

Pijamamın üzerine en pofuduk sabahlığımı giydim.

Yün çoraplarımı dizlerime kadar çektim.

En sıcak battaniyemin altına girdim.

Sandal ağacı tütsümü yaktım -kışa daha fazla yakışan bir koku bilmiyorum!- 

Spotify’da eskilerden tanıdık bir şeyler çalıyor. 

Dışarıda usul usul bir yağmur. 

Peki ben bu günüme şükretmeyeyim de ne edeyim :) 

16 Kasım 2021 Salı

N’aber nas’sın?

 Bizim evin ergenini kocam -canım ciğerim- antrenmana götürdü. Aynen şu aşağıdaki şekil hissettiğim iş gününün sonuna evde sakince ve yalnız başıma oturmak yakışırdı, yakıştı. Depoya su almaya inip şarapla yukarı çıktım, serin serin yudumluyorum. 



Birazdan İlker marketten arayacak, iki olasılık var:

1-somon buldum sadece salata yap

2-yeşil mercimek pişir

Diyecek. 

1+2 de olabilir, mercimek yemeğini yarın yerler, zira ben İspanya’ya gideceğim. Vaka sayıları bu kadar artmışken bizim şirket henüz iş seyahatlerine sınır getirmedi, gidiyoruz bakalım. Yarın komite devlet kararlarını açıklayacak. Kuvvetle muhtemel evden çalışmak norm olacak, isabet olacak, virüs cirit atıyor, iki doz aşılılar bile hasta oluyor, ama biz haftada üç gün ofisi dolduruyoruz. Aman neyse ne… 

3 Kasım 2021 Çarşamba

Bayramlar, değerler, Atatürk…

 Belçika’da Kasım ayına tatille başlanır, 1 kasım azizler günü, tatil. Bu civarda bir haftalık okul tatili olur ve bizim ofis özellikle de okul çocuğu olanlar tüm hafta izin alırlar. Ben de kocamın dönüşü oğlumun tatili derken iki gün izin aldım, sakin birkaç günün tadını çıkarıyorum. 

Haftaya da uzun haftasonu yapmışlar, ayın onbirinde birinci dünya savaşının ateşkesi kutlanıyor, peşi sıra haftasonuna denk gelmiş resmi bir tatili koymuş dört gün tatil etmişler. Tabii bunlar bizim memlekette aşina olunmayan bayramlar, kutlamalar…


Ne azizimiz var ne de birinci dünya savaşının ateşkesi bize yaramış…

30 Ekim 2021 Cumartesi

Türkiye’den kocam geldi, evde bir bayram havası…

 Sabaha karşı yola çıktığı için uykusuzdu, 1-2 saat dinlenmek istedi. O uyurken yanından gitmeyeyim istedi. 

24 Ekim 2021 Pazar

İçimden gelmiyor.

 Geçenlerde instagram hesabındaki mesaj kutumda ne zamandır paylaşım yapmadığım için meraklanmış, hatırımı sormak isteyen bir takipçim vardı. Hayır takipçi demek çok ayıp kaçıyor çünkü Adile tünelin ucundaki ışıktan, yani Arca'nın tuvalet iletişimi sürecinden beri blogu okuyan bir arkadaş benim için. Nedense sosyal medyada takipleşmek normalken blogdan tanışlarıma takipçi demek hoş olmuyor. Demek ki blogun samimiyeti.... diye uzatmayacağım, karşılaştırma yapmayacağım zira her ortamda kimin ne kadar kendi ait hissettiğinin kararını ben veremem. 

10 Ekim 2021 Pazar

Ne yapıyorum? Ne okuyorum? Ne izliyorum?

 Yırttık bu defa. En azından biz. ikinci testimizin de sonucunu negatif aldık, Arca okula döndü ve rahat bir nefes alır gibi olduk. 

4 Ekim 2021 Pazartesi

Corona günleri

Geçen pazartesi, sabah okuldan alın dediler, yakın temas arkadaşının COVID testi pozitifmiş. Son temas ettikleri gün önceki salı ve Arca da ikinci doz aşısını çarşamba olmuştu. Arca'da hiçbir semptom yok, dolaysıyla hiç şüpheye düşmedik. Ne de olsa daha önce de sınıftan çocuklarda görülmüştü, teste götürmüş, karantinaya almıştık. Bu da böyle olacaktı muhtemelen. Hem hiç semptom yok, hem aşısı da var (yani en azından ilk doz).

Test sonucu salı gecesi ulaştı: Pozitif! Büyük şok, endişe... Ertesi sabah telefon trafiği, okul arıyor, devlet arıyor. Uzun uzun neler yapacağımız konuşuluyor. Arca derhal izole edildi, odasına kapandı, tuvaleti banyosu ayrıldı. Odasından maskesiz çıkmıyor, odasına maskeye giriyoruz. Yemeklerini odasında yiyor, ortak alanlarda bulunması yasak. Evet, çok ağır görünüyor ama bu hastalığın kimde ne etki göstereceğini bilmiyoruz, pandeminin başında yaşadığımız hastalık corona mıydı bilmiyoruz, iki doz aşımız var, bizi korur mu, korumaz da hafif geçirmemizi sağlar mı, Arca daha kötüler mi bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, İlkerle ikimizin kendimizi üst seviye korumamız gerektiği. 

3 Ekim 2021 Pazar

Bana bi' geldiler!

 Muhteremin gelişinin uzayacağı haberini almamızı müteakip benim asfalyalar ufaktan atmaya başlamıştı. Kendimi üç hafta idare edecek şekilde programlamıştım, bir o kadar daha idare etmem mi gerekecekti? Zaten her allahın günü evin ergeniyle stres yüklü atışmalar, evin idaresi, işin derdi yükü... İlk haftalar iyi kotarıyorum derken, işler boka sarmaya başlamıştı.

Artık ufak tefek şeylere bile ağlar olmuştum. Arca'nın küçüklükten beri sakladığı formalarını yanlışlıkla ihtiyaç sahipleri kutusuna atmış olmak bile ağlatıyordu beni. Arca'nın ayaklarının ağrıması mesela, acaba, yeşil sahalara gitmekten sıkıldım diye kader ağlarını mı örmüştü. Evet, öyle olmalıydı, hepsi benim suçumdu. Annelik bitmeyen bir vicdan muhasebesi ve de suçluluk duygusu değil miydi? Daha geçen gün tuvalette ayaküstü muhabbet ettiğim iki çocuk anası arkadaşıma da aynısını dememiş miydim? "çocuklar küçükken ilerde geçecek sanıyorsun ama inan bana seninki üç yaşında altını ıslattı diye kendini suçluyorsun ya on üç yaşında da suçlayacak bir şeyler çıkıyor yani suçluluk bitmek bilmeyen bir annelik nişanı sanki..." Kadını da bozdum mu acaba? İnşallah hayattan soğumamıştır. 

İlker'in geldiğinde halletmesi planlanan işlerden Arca'nın aşısı, benim artık normal olmadığımın sinyallerinin başladığı gün oldu. 

26 Eylül 2021 Pazar

18 Eylül 2021 Cumartesi

Temposu düşük farkındalığı yüksek

 Bugün Arca, yeşil sahalardan uzak kalmasının tesellisini takımının maçını izlemekte bulmak isteyince, kırmadım evladımı, maça götürdüm. Kendi oğlum oynarken izliyorum da, öbür veletleri izleyecek değildim, ergenimi bıraktım, yürüyüşe çıktım. 

İlkerle çıktığımız yürüyüşlerden farklı olarak tempom epey düşük, çevreye farkındalığım epey yüksekti. Durup çiçeklere konan kelebekleri izledim hatta fotoğraflarını çektim.



Evlerin arasından usulca akan bir kanalın kenarında popolarını titreterek yüzen ördekleri seyrettim.


Evlerin bazıları cadılar bayramı konseptine giriş yapmış, balkabakları sergiye çıkarılmıştı. 



Parkta bir banka oturduğumda o kadar sessizdi ki, gözlerimi kapatıp yüzümü yaprakların arasından sızan güneşe döndüğümde, düşen yaprakların sesini duyabiliyordum.



Birkaç ağaç gövdesini de okşamış olabilirim. Evet bunlar İlkerle spor maksatlı yürüyüşlerimizde asla müsaade edilmeyen hareketler hazır yalnızken tadını çıkaralım;)


Yalnızken tadını çıkardığım bir başka şey de salonda kitap okumak. Kimse ilişmiyor, kimse zırt pırt araya girmiyor. Kitabıma ara verdiğim tek zaman Arca’nın ara sıra odasından gelip bir şey sorması ya da benim kalkıp çayımı tazelemem… 


Çok şahane bir kitaba başladım. İzmir’den getirdiklerimden, Klara ile Güneş. Kazuo Ishiguro dehası. Biraz daha okudukça paylaşırım, daha ilk elli sayfada şimdilik muhteşem diyebilirim;)

Perdenin aralığından sızan güneş, boyun tutulması ve diğerleri

 Havada ilkbahar tadı var, hani ısınıvermiş bir nisan günü gibi ama takvimler 18 eylülü gösteriyor. 

Güneş ılık, kuşlar ötüyor nefis bir esinti… tadını çıkarmak lazım zira bunun gibi birkaç gün daha ama sonrası güz sonrası kış.


Senede birkaç defa başıma gelen boyun tutulmasından muzdarip olduğum için hiç neşem yok.  


Bu hafta her gün bir kalp çarpıntısı bir gerginlik.


Pazartesi, Arca sınavının olduğunu unutmuş mal gibi gitmiş derse ve tabii sınav başarısız. Ergen talks vol.7482828 neyse ki akşam kitap kulübü vardı. Çayımı koydum, tütsülerimi yaktım, sohbetle gerginliğimden kurtuldum.


Salı malum tanker devrilmesi…(iki post evvel)

15 Eylül 2021 Çarşamba

Aşı karşıtı doktor

 Aşı karşıtı cahille, entelektüellerle, aşı ayrımcısı miiliyetçi tiplerle karşılaşmıştım da, bir doktor ile hiç karşılaşmamıştım, bugüne kadar. Ve bugün gerçekten Arca’yı doktora götürenin ben olduğuma sevindim, zira İlker adama dalardı. 

Efendim olay şöyle cereyan etti. 

14 Eylül 2021 Salı

Vay anne be! Tanker devrilmiş ne gündü ama!?

 Her şey akşamüzeri gelmesi gereken saati on dakika kadar geçince bana mesaj atmasıyla başladı; otobüsteydi, trafik ilerlemiyordu. Kaza olmuştur dedim, Arca Brüksel’in trafiğinin kirli yüzüyle tanışıyordu. Olsundu, hepsi hayata dair.


Aksi gibi antrenmanı vardı. Yani 17:30’a kadar gelmeliydi ki yetişelim. 


12 Eylül 2021 Pazar

Ne yapıyorum? Ne izliyorum? Ne okuyorum?

 Muhteremsiz hayatı tecrübe ediyorum ve bunu, bu blogu okuyanlar biliyor, tekrara düşmeyelim, bilmeyenler son birkaç yazıya yönlenlenebilir. Sonra geri dönün ama :)

Ofise gitmeler haftada üçe çıkarıldı ama kaytarıyorum ben. Evet resmen kaytarıyorum. Eğer yüz yüze görüşmem, bir onay filan almam gerekmiyorsa, evde çalışıyorum, şimdilik geleceksin diye direten yok. İyi böyle aman şşşş....

11 Eylül 2021 Cumartesi

Kahve molasında

 İkinci posta çamaşırı makinaya atma ile çarşafları değiştirme arasında bir yerlere sıkıştırdığım kahve molamda düşünüyorum: en son ne zaman başka biri evimi temizledi? Dört yıl olmuş. Gerçi şimdi de yerleri robota temizletiyorsun diyebilirsiniz ama aynı şey değil. Robot sadece senin layıkıyla organize ettiğin açık alandaki tozları topluyor ve sana çamaşır yıkayıp çarşaf değiştireceğin zamanı kazandırıyor. Teşekkürler teknoloji. Ve verimli sistem kurma konusundaki becerime de bir alkış, zira sen evini adamakıllı organize etmezsen o robot o evi nah temizler!



Ben her hafta eve çalışmaya gelen kişiden bahsediyorum. Bunun nasıl bir lüks ve ne rahatlatıcı bir his olduğunu unutmuşum. Zira dağınıklık ve pislik konusunda son derece rahat bir insana göre tertemiz bir eve girmeye, temiz çarşaflara yatmaya, tozsuz bir masada çalışmaya bayılırım! Ve yaşlamdıkça fark ediyorum ki, daha çabuk yoruluyorum, gerçekten yardıma ihtiyacım var. 


Gerçi itiraf edeyim, muhterem varken yalapşap yaptığım temizlik ve günü kurtaran düzen çok koymazdı, ne de olsa yemek yapma işinin yarısı ile alışveriş ve Arca’nın dersleri/ders dışı etkinlerinin tamamı kendisinin sorumluluğundaydı(boşuna blog köşelerinden muhterem evine dön diye yakarmıyorum!) ve muhtemelen bu yardım ihtiyacı ortadan kalkacak ama işte şu an hissiyat böyle…


Bir de şu var, ben insan sevmiyorum. Gerçekten sevmiyorum, eve gelecek temizlik yapcak filan… çoğu zaman bana yük gibi geliyor. Buradaki temizlik hizmetinin pahalılığını anlatmama gerek yok sanırım. 


Neyse işte ben gidem de oğluna sucuklu yumurta yapam, ergeni doyuram. 


Daha çok iş var! Hafta sonu hedefleri listem kabarık. Hadi bana eyvallah, kahvem de bitti zaten:)

28 Ağustos 2021 Cumartesi

İnsan değişir, alışkanlıkları mı değişmeyecek?

Sabah erken saatlerin yaşlılıkla bir ilgisi mi var? 

Bu sabah 08:30'da Arca'yı yakındaki bir kasabada futbol turnuvasına bıraktım, maçları başlayıncaya kadar market alışverişini halledeyim dedim. Marketin açılmasını kapıda bekleyenlerin arasındaki en genç insan bendim. En genç derken, bir uçurumdan bahsediyorum. 80+ ve ben... 

27 Ağustos 2021 Cuma

Cuma...

Tüm gün tam mesai, ekibe yeni eleman ihtiyacının gerekliliğini açıklayıcı bir sunum hazırlamakla geçirdim. Beş yıllık kalkınma planlarını hatmettim, neden, çünkü gerekçeyi bağlamam lazım. Fena halde kurumsala bağlamış olacağım, Arca'ya "evladım babanla harçlık miktarını görüşmek üzere zoom toplantısı set et lütfen. Öncesinde ne kadara ihtiyacın olacağıyla ilgili teklifinle gel mutlaka" dedim. Yüzmeden yeni gelmiş çocuğum kanlanmış gözleriyle ve de katiyen anlamamış bir ifadeyle suratıma bakakaldı. 

Derhal soluğu terasta aldım, ellerimle çalışmalı, kurumsaldan kendimi kurtarmalıydım. Kurumuş sardunya dallarını , yapraklarını temizledim. çürümüş çilekleri, geçmiş gitmiş petunyaları... dirseklerime kadar girdim toprağa ve yokluğumu fırsat bulmuş da boy atmış yabani otları söktüm ama biri fena halde yaktı tenimi, ısırgan otlarının arasına girmişim gibi yanıyorum. Ama huzurluyum, teras kışa hazırlandı mis gibi... Üstelik isabet de olmuş zira birkaç günlük parçalı bulutlu ve açık havadan sonra yine yağmurlar başladı. Artık bir hafta sürer. 

22 Ağustos 2021 Pazar

muhterem beni bırakma!

 An itibariyle nefesimi düzenlemeye çalışıyorum zira 4 kat merdiven çıktım, asansör bozuk! Evet doğru, yarına bırakabilirdim ama iki günlük sadeleşmemi taçlandıracak "çöpe atma" seremonisini de gerçekleştirmeseydim, tam sadeleşmiş olmayacaktım. O çöp torbaları koridorda atılmayı bekleyecek olsalardı, benim içim ferahlayamacaktı. İyi oldu. 

Bana bu aralar bir geldiler ki sorma! Sağlı sollu basıyorlar. Regl öncesi hormonlar mıdır, bahar havasından mıdır yoksa muhteremi İzmir'e yolcu edeceğimin travması mıdır... nedir, her şeyi temizleme düzenleme manyaklığı üzerimde... Sırf ev değil ha, ofisteki depo/showroom gibi bir yer var, bütün yaz dandini olmuş. Bir dalmışım, allah seni inandırsın cillop gibi yaptım. Gerçi klimaları o gazla indirip kaldırıp monte etmeye tek başıma kasmasam da genç arkadaşlarımdan destek alsam daha iyi olabilirdi ama neyse, tertemiz oldu, kanatlarımdan et kırılmaları kaldı sadece, o kadar olur, kondüsyonsuzluk. 

Bak işte bu dört kat merdiven çıkmanın akabindeki tık

17 Ağustos 2021 Salı

Ergentalks vol.4: spaghetti carbonara üzerinden dumurlar

#spaghetticarbonara 


Pancetta, peynir, yumurtadan oluşan bir sosla yapılır. Çok besleyici ve müthiş lezzetlidir.

Ama konumuz yemek değil, tarifi hiç değil. Lakin #muhteremmutfakta olduğu için, iki diş sarımsak soymaktan gayrı bir katkım olmamıştır.

14 Ağustos 2021 Cumartesi

Tatil sonu sendromu

Tatil bitti

Eve dönüş

Özlemişim

Neyini özledin diyecek olursan…

Sakinliğini, serinliğini, evimi, işimi, pek tabii Belçika biralarımı veee kocamı :))))

Ay vallahi kocamı özledim. Ayol tatile çıktık, kocamdan çok anasını gördüm, allahtan kaynana gelin muhabbetimiz yoktur, şükocuğum 25 senedir, hala benim arkadaşımın annesidir, çok iyi anlaşırız, sohbetimiz baldır. Lakin insan yine de kocasını özlüyor.


Kocamla, bir ben bir o, arkadaşlarımızla bekar takıldık. Bir tadilat işi aldıydı, şantiyeden çıkamadı. Ben de söylemesi ayıp hep deniz kum güneş… uzun lafın kısası buluşmamız ortak arkadaşlarımızla rakı sofralarından öteye gitmedi. 


Canımız sağ olsun.


Evet tabii ki kiloları aldık ama n’apalım içimize sinsin …


Petunya kokularını da özlemişim, şimdi bana yandan yandan esintili kokusu geliyor, nasıl da güzel… 


Ama biliyor musun İzmir’de de kokularım vardı benim: incir ağacının çocukluğumun bağlarını hatırlatan, çam iğne yapraklarının güneşin altındaki sıcak kokusunu anımsatan, plaj havlularına sinen iyot, ızgara balığa eşlik eden anason, sohbete karışan Türk kahvesi kokusu…


Gurbetlik böyle bir şey…


Nereye gitsen beridekini özlediğin…

Ama bir yandan nereye gitsen evin bellediğin…


Yine de içimize sinsin diyorum ya…

Gün batımına rakı kadehimizi kaldırdık.



Sabaha cırcır böceklerinin ve kumruların sesleriyle uyandık.

8 Ağustos 2021 Pazar

Semirmek


İnsanın donu da sıkar mı ya? Sıkıyor vallaha. 


Rahat 4-5 kilo aldım, eminim. Üstelik son 3 kilosu son hafta turlarında alındı…


Bayram da dahil ilk 2-3 hafta aralıklı beslenmeme, ilk öğünümü 12:00’de sadece haşlanmış yumurta ile yapmaya dikkat ettim. Kocam olacak muhterem de genelde şantiyede olduğu için akşam yemeklerinin boku çıkmadı. Düşün yani taze fasulye filan yedim, ne büyük mutluluk…


Derken yollarımız kesişti, herkesle vedalaşma turlarına geçildi.

6 Ağustos 2021 Cuma

Geçen ay gündemimiz neydi?

 Hatırlıyor musunuz? Neye kızıyorduk? Neyi konuşuyorduk? 

Geçen akşam, yıllar önce İlker’in evlerini inşaa ettiği akademisyen çifte yemeğe davetliydik. 


Günlerdir gündemi meşgul eden yangınlardan biraz olsun uzaklaşmamı sağlayan, Urlanın tepelerinde, her şeyi kendi yetiştirdikleri bahçe içinde, huzurlu bir ev.


27 Temmuz 2021 Salı

Ayfer Tunç - Osman ve diğerleri

 Ayfer Tunç’la Kapak Kızı sayesinde tanıştım. Hangisi önce okunmalıydı? Yeşil Peri Gecesi mi? İyice araştırmış, Kapak Kızı ile başlamıştım. Ve…  


17 Temmuz 2021 Cumartesi

Tatile gittim dönücem

İzmir-Özdere-Çeşme üçgeninde tatildeyim.

Dört yanım sevdiklerim, bir de artık yer cücesi demeye dilim varmayan Arca ergeni. İlkeri pek göremiyorum, şantiyede vakit geçiriyor umumiyetle. Kanımca iki yıldır bizimle fazla içli dışlı olmaktan bastılar, pasaport kontrolünü müteakip bizimle ilişkiyi kesti:))) denizdi, balıktı, tekneydi derken inşallah Belçika’da kocama kavuşacağım gibi görünüyor.

27 Haziran 2021 Pazar

Ne kışçıyım ne yazcı baharcıyım baharcı

İki seksen yattım sırtım sol tarafım felç sanki. Aşının ikinci dozunun ertesi sabahından bildirimlerim böyleydi. 


Dün sabah aşı yapan doktor uyarmıştı ama bütün günü rahat geçirince “bana plasebo mu sıktıkar” diye geyiğe vurmuştum, erken konuşmuşum. Külçe gibiydim sabah.


Neyse bir ağrı kesici aldım, kahve, geç kahvaltı derken normale döndüm. Aşınızı yaptırın asfalyalarımı attırmayın!


21 Haziran 2021 Pazartesi

Ne yapıyorum? Ne okuyorum? Ne izliyorum?

 Baktım hemen her ay hatta bazen ayda iki, neler yaptığımı, okuduğumu, izlediğimi yazmışım… spontane gelişen bu seriyi sevdim.


Neler yapıyorum?

Üç gündür TC kimliğimi arıyorum ve bulamıyorum. Yemin ediyorum hayattan soğudum. Koymuş olmam gereken hiçbir yerde yok! En son bu sabah tekrar her yeri didik didik ettim hala yok. Pasaportla Belçika kimliği ile seyahat ederim de, niye yani kaybolsun evin içinde kafayı yiyeceğim. Acaba diyorum o sayı sekansını mı kullansam? 471891472?


13 Haziran 2021 Pazar

Bushchan (*)

 Bu ara bizim evde sadece futbol var.

15:00-18:00-21:00 olmak üzere günde 3 müsabaka. Hele bir de muhterem, arkadaş grubuyla bir iddia turnuvası hazırladı, Arca’yı da kattı, heyecan büyük! 


Bizim evin ergeni iddia yarışmasını duyunca “ben kazanırım yalnız” diyerek Z kuşağının özgüven seviyesini bir defa daha hatırlattı. Her gün her an bizi acayip başka türlü bir dumura uğratıyor. Ama konumuz o değil…

9 Haziran 2021 Çarşamba

Günün en sevdiğim saatlerinden...

 Günün en sevdiğim saatinden bildiriyorum. Neredeyse akşam sekiz. Gerçi ben sabah altı buçuk civarını da severim, neyse.. 


28 Mayıs 2021 Cuma

Ergen Talks! Vol.3

 Evde ortak bir anlaşmaya varılmış işbölümü var. 13’üne merdiven dayamış bir bireyi katiyen zorlamayacak görevlerden bazıları şöyle:

Çöp atmak

Garajdaki depodan su bira şarap gibi stoklardan yukarı taşımak

Ayakkabıları dolaba kaldırmak

Tabağı sıyırıp bulaşık makinasına koymak

Odasını haftada bir temizlemek

Çamaşırlarını yerleştirmek

Sabahları yatağını toplamak


Anlaşmaya varılmış olmasına rağmen evdeki bazı ergen şahıslar unutmak-sallamak-ertelemek suretiyle, bu görevlerden yırtmanın binbir çeşit yolunu denerler. Anası olacak kadın da üşenmez, tekrar tekrar anlatır, hatırlatır ... ister ki anası, hatırlatmak bir kenara, ergeni bu görevleri öyle içselleştirsin ki kendisi farkına varsın mesela su mu yok, söylemeden depoya insin, çöp taşıyor mu kovadan, haber etsin çöp atmalıyım desin .... nerdeeee... 


Artık anası beklentiyi düşürmüştür, ister ki ergeni en azından hatırlatıldığı anda tamam  deyip yapıversin. Ama nerdeeee...


24 Mayıs 2021 Pazartesi

Ne izliyorum? Ne yapıyorum? Ne okuyorum?

 Ne izliyorum?

Geçtiğimiz haftalarda the Serpent dizisini izledik. Dönem dizisi, 70’ler ne şahane anlatılmış, ışık kostüm insanların oyunculukları bile... sanki o yıllar çekilmiş gibi. Geçen hafta ekranlarda “the Kominsky Method” ve bayıldık. Eğer henüz izlemediyseniz mutlaka izleyin, öyle ince espriler var ki... 


22 Mayıs 2021 Cumartesi

IF = Intermittent fasting = aralıklı oruç

 Seçimlerden bahsetmiştim, seçimlerimizi benimsemekten ve sevmekten...

Bir yıl önce,  IF beslenme düzenini hayatıma adapte etmeyi seçtim. Çok okudum, çok araştırdım, benim için en iyi düzenin bu olduğuna karar verdim. Akşam iş sonrası ailecek bir araya gelip sofraya oturmamız 19:00'u bulduğundan ben tercihimi 20:00 ila ertesi gün 12:00 arasında hiçbir şey yememekten yana kullandım. Çünkü evvela bir seçimin sürdürülebilir olması gerekir. Sürdürülebilir değilse, hayatınızı seçiminize uyduramayacaksanız, o seçim tarih olmaya mahkumdur. 

İlk birkaç gün zorlandığımı hatırlıyorum. Kırk yıl boyunca, bir lokma ekmek olsun ağzına atmadan kahvaltı saatini atlamayan ben, öğün atlıyormuş gibi hissediyordum. Sonra alıştım.

13 Mayıs 2021 Perşembe

Ömrümün yarısını da geçti

 Üç güne ite kaka sığdırdığımız bir haftaydı. Memleketim bayram tatiline girerken biz de burada long weekend turlarındayız.

Yarın buranın dini bayramı, İsa göğe yükselecek ziyade olsun. Burada sevdiğim bir şey var ki, mesela bir resmi tatil haftasonuna geldi mi, onu hafta içi bir gün tatil yapıyorlar, mesela 1 mayıs cumaretesiydi ya, o tatili aldılar bu cumaya koydular 4 günlük tatil oluverdi, allah bereket versin.

8 Mayıs 2021 Cumartesi

Ergen kokusundan nasıl kurtuluruz?

 Ben böyle kokuyorduysam allah beni napsın. Gerçi ablam der, senin odana giremezdik kokudan ama ben kokunun bir hafta çıkarmadığım çoraplarımdan geldiğine neredeyse eminim. Ve bu ayak kokusunun ergenlikle bir ilgisi yok, kendimden biliyorum.

6 Mayıs 2021 Perşembe

Hay lockers gibi!

Ortaokul-lise eğitimi Belçika’da çok önemli. En iyi eğitimi almalı ki, hayata hazırlansın. Neden? Çünkü üniversite sınavı filan yok. Yok. (Sadece tıp eğitimi alacaksan özel bir sınav var) 


Eğitim içerikleri ilk iki sınıftan sonra ayrılıyor, genel (bizim zamanımızın anadolu liseleri gibi), teknik(meslek okulları gibi), ve zanaat (bizde karşılığı nasıl tam bilmiyorum ama kuaför, fırıncı ustası, aşçı oluyorsun mesela, bir zanaat öğreniyorsun). Sadece genel eğitimden mezun olabilenler üniversite okuyabiliyor, teknik mezunlar kolej gibi üç yıllık bir yüksek öğrenim alma şansı var diğer grup lise eğitimi sonrası hayata atılmaya, mesleğini icra etmeye hazır. 


Bizim oğlanın ne teknik ne zanaat... elinden iş geleceğine pek inanmıyoruz, bir de işte kodlarımıza nüfuz etmiş üniversite okusun istiyoruz, genel eğitim alacak. En azından genel eğitimden başlayacak bakalım altı senesi nereye evrilecek bilmiyoruz.