Yazılar posta kutuna gelsin mi?

28 Temmuz 2019 Pazar

Kulaklıklarımın şarjı dolarken...

Durmaksızın yağan yağmuru dinlerken hava sıcaklığının bir günde yirmi derece birden düşmesine şaşırsam mı, şükretsem mi bilemedim. Belçika'da geçen iki yılın ve üçüncü yazın ardından, sanırım artık şaşırmamalıyım. Yine de hayat, bizi şaşırttığı ölçüde keyifli değil mi?

25 Temmuz 2019 Perşembe

iki yıl olmuş bile

Sıcaklar iki gündür Brüksel'de hayatı felç etti. Yok ya abartıyorum, sadece bugün 40 C olunca kimse sokağa çıkmamış, akşam eve dönerken fark ettim.

An itibariyle hava Belçika normallerine dönmüş bulunmakta: 35 C ama feci yağmur yağıyor. Yine bostanı, çiçekleri sulamaktan kurtuldum. Ay çok affedersin burada kimse bahçem var demesin, iki gün yağmasa üçüncü gün yağıyor. Kıyamam zavallı babam gözü gibi baktığı bahçesini sabah akşam sulamak zorunda kalıyor.

Var ya, şu anda keyfimin zirvesindeyim diyebilirim. Yağmurun yağdığı her geçen saniye biraz daha serinliyor hava, yağmurun sesi, fondaki müziğime karışıyor ve ben ayağımı uzatmış yazıyorum. Bir de cüceyle konuşmuşum. Keyfim yerinde :)

Keyifler! Teker teker gelin!

23 Temmuz 2019 Salı

Mevsimlerin kokusu

Güneşten iyice pişmiş yabani çalıların ve mor çiçeklerin kokusu ve evet biraz da lavanta... Biri bana yaz mevsiminin kokusunu tarif et dese, şu anda bulunduğum coğrafyaya ait bu kokudan başkası aklıma gelmez. 

Lüzumsuz bilgiler vol.3

Nihayet yağmursuz günler geliyor. Kutlamalara terasta yayılarak başladım. Bir yanımda bira, elimde kitap, yanı başımda telefon, kulağımda müzik.

Saat dokuzu geçmiş ve güneş henüz batmamış... Belçika yazını seviyorum. Serinliğini, geç batan güneşini, sakinliğini ve nadir maruz kalınan güzel havaya minnetini cömertçe gösteren insanını...

Başımı bulutların iyice dağıldığı mavi gökyüzüne kaldırıp düşündüm ve bir yargıya vardım: "garip bir insanım". Tuhaf özelliklerim var. Bence bunu beni blogdan tanıyan kimselerin bilmesinde fayda var. Lüzumsuz özelliklerimi okusunlar ve karar versinler, "takip etmeye değer mi?"

Herkes hazırsa başlıyorum:

21 Temmuz 2019 Pazar

Bilmek yetmiyor bazen

Benim ruh ve beden sağlığımın hayrı için ailemin olması büyük nimet. Yalnızken kendimde psikopat semptomlar görüyorum. Ne gibi mi?

Mesela asosyalim. Bütün hafta sonunu evde geçirdim ve bundan hiç rahatsız olmadım. Tehlike! 

Yine bütün hafta sonu, domestiğe (ütü, yemek, temizlik) bağlamadığım zamanlarda çalıştım, hatta çalışmak için yemek davetlerini bile reddettim. Geçenlerde evde çalışırken de akşam yemeği yemeyi unutmuştum. Ben yalnız yaşasam var ya, asosyal, işkolik ve mutsuz kadının teki olurum yeminle!

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Cumartesi güzel bir gün olma yolunda ilerliyordu

Dün akşam ofiste son birkaç işimi toparlamaya çalışırken, Melike zoruyla dışarı çıkarılmıştım. Uzunca yürütülmüş, ne zamandır aklımda olan ama bir türlü katılmadığım "Turkish Expats in Belgium" facebook grubunun toplantısına katılmıştım. Laf aramızda, bu grup, hala facebook kullanıcısı olmamın yegane sebebi olabilir. Her ay 3. cuma bir araya geliyorlar. Bir yaz ayı için oldukça kalabalıktı, çok da keyifliydi. Belçika'ya gelmeden önce blogu takip eden, yazıştığımız Derya ile tanışmak da gecenin sürprizi oldu. Kendim gibi insanlarla sohbet etmek çok iyi geldi.

Sabah güzel uyandım. Çünkü muhteremin telefonuyla uyandırıldım, ve çünkü güzel bir rüya görmekteydim. Tüm aile yemek masasında sohbet ediyorduk ve rahmetli anneannem de bizimleydi. Ki bu iyidir, anneannemi görmek demek güzel haberler demektir. Ve aldım. Benim rüyalarım araştırma konusu olabilir. İlker rüya görmez, görse de hatırlamaz, benimkiler HD kalitesinde mübarek.

16 Temmuz 2019 Salı

Küçük mutlu anlar biriktirmek

Karabiber ağaçlarını bilir misiniz? Gerçek karabiber ağacı değil aslında, yalancı ama avucunuza yapraklarını alıp ovuşturduğunuzda karabiber kokusu elinize siner. Bunu babamdan öğrendim.Yazlıktaki bahçeyi gezerken karabiber ağaçlarını yapraklarından bir tutam koparıp avucunda ovuşturup koklattığında.

Ve karabiberin kendisi, ağacın yapraklarından ya da tanelerinden elde edilmez. Yine de koku yapraklarından bile hissedilir. En çok top top pembe meyveye durduğu zamanı severim, kızarıp üzerinden kabuğu atmaya yakın zamanı.

7 Temmuz 2019 Pazar

İşini sevmek üzerine...

Bugün Melike'yle The Hague diye bir şehre gittik. Hollanda'nın aristokrat bir şehri miymiş ne? Bana hepsi benzer geliyor ama tatlı bir yerdi. Dötümüz donmasa deniz kıyısına da gidecektik de, yemedi, merkezde kaldık.

Aristokrasi derken abartmıyorum ha, bir bit pazarı var, biz, müşterilerin ve satıcıların arasında dilenci kılıklı kaldık.

Biraz etrafı gezdik, dükkanlar çıktı, girdik çıktık. Artık dönmeye yakın karşımıza peynirci çıktı. Hollanda'ya gelmişsin, peynir almadan dönülür mü?

6 Temmuz 2019 Cumartesi

Canım kendim

"Evde tek başına" filminin tekrar çevrimine hoş geldiniz :)

Evet dostlar, bugün itibariyle bir ay süresince, kendimle baş başayım. Canım kendim.

Özlüyorum kendimi, kendimle vakit geçirmeyi ve hep dediğim gibi, yalnız değilim ki, bence ben çok iyi bir arkadaşım.

İlker'in uçaktayken izlediği bölümleri izleyip yetişeyim, sonra birlikte devam edelim diye dün akşam Dark'ı açtım. Bir defa daha anladım ki, ben dizi izlemeyi İlker'le seviyorum, birlikte karakterlere saydırmak filan eğlenceli. Nitekim yalnızken hiç keyif almadığım için uyuyakaldım ve tabii ki sabahın altısında kalktım.