Yazılar posta kutuna gelsin mi?

15 Eylül 2015 Salı

Koşulsuz Ebeveynlik

"Ebeveyn eğitim kitapları gerekli" yazısına yorum bırakanlardan Petek, bir kitaptan bahsetmişti. Koşulsuz ebeveynlik. Aynı günlerde, Görünmez Adam yayınevi sahibi Yiğit bey’den bir mail aldım. Kitabı okumam için göndermek istiyordu, yorumlarımı paylaşırsam sevineceğini söylüyordu. Asıl ben çok sevindim. Kitap dedin mi bende akan sular duruyor, düşünsene bir de bir anne tarafından tavsiye edilmiş…

Biz X kuşağı olarak kariyerimizde olduğu kadar özel yaşamımızda da kayıp bir nesiliz bence. Daha doğrusu arada kalmış, iki arada bir derede bir nesiliz. Çocukluğumuzun ebeveynliğini net hatırlamak ve uygulamalarımızda izlerini taşımakla kalmıyor, kendimizi geliştirmek için ebeveyn eğitim kitaplarına sarılıyoruz. Geleneksel yöntemler ile kitaplarda önerilenler arasında kimi zaman bocalıyoruz. Yazık bizim çocuklara:)

Alfie Kohn, bizi bu bocalamadan “koşulsuz ebeveynlik” önerisi ile kurtarabilir mi?
Koşulsuz Ebeveynlik, Alfie Kohn
Giriş bölümünden itibaren “kafa yapımız uyuyor bu Alfie Kohn ile, sevdim bu adamı” derken, birden yaptığım/yapmakta olduğum “koşullu ebeveynlik” davranışlarını bir bir okumaya başladığımı fark ettim, ters köşe olduğumu itiraf etmem gerekir.

Şimdiye kadar okuduğum kitapların bir kısmındaki “şöyle yaparsan böyle olur, böyle yaparsan şöyle olur” gibi yaklaşımların çocuğunuzla uzlaşmaktan ziyade, çocuğunuzu uysal yetiştirmeye yönelik olduğunu, daha da kötüsü çocuğunuzun uysallığının anlaşma zemini için bir araç olmaktan çıkıp bir amaç haline getirdiğini eleştiriyordu. Ve benim de çok defalar izlediğim bir yoldu. Uzlaşma sağlandığında kendini zafer kazanmış hissediyorsun fakat kime karşı, neye karşı?

Kitapta en sevdiğim bölümlerden biri ödül-ceza sistemine karşı yaptığı yerinde açıklamalardı. Çoğumuzun diline pelesenk olan “aferin” mesela, bir tanım değildir, bir yargıdır diyor yazar. Olumlu pekiştirme yaptığımızı sanıyoruz ama aslında övgü ile yargılıyoruz çocuğumuzu. Aferin ile değerlendirmekten çok daha iyisini yapabiliriz. İlgimizi verebiliriz, ona yaptığıyla ilgili kendisinin ne düşündüğünü sorabiliriz, sorgulamasını, kendi kendini değerlendirmesini, düşünmesini sağlayabiliriz.

Yeri gelmişken bir örnek vereyim. Bizim evin tadilatı devam ederken Arca babasıyla çok vakit geçirdi. Şu anda iyi bir seramik ve alçı ustası olduğunu iddia ediyor ve ben onun bu özgüven bombası hallerine çok gülüyorum. Neyse… İlkerle birlikte rezervuar seçmişler, taşındığımızdan beri “ben seçtim, beğendin mi?” diye defalarca sordu bana. “Çok güzel” desem de, “bayıldım” desem de Arca aynı soruyu sormaya devam etti. Sanki tatmin olmuyordu. Sanki üzerinde konuşmak istiyordu. Bir gün Alfie Kohn’un tavsiye ettiği gibi yargılamaktansa, sormayı denedim. “Sence nasıl?” Eh adam inşaat konusunda bilirkişi ya, toz kondurmadı seçimine, çok beğenmiş. “Peki, neye göre seçtin, nasıl seçtin” diye sorunca başladı konuşmaya. Görüntüsünü, parlaklığını, iki düğmeli oluşunu beğenmiş ve bu yüzden seçmiş. Çocuk seçimi hakkında sohbet etmek istermiş meğer… Bir daha da sormadı. Sormasın zaten yani benim beğenime göre aksiyon almasın, kendi içine siniyorsa, kendisi kendi seçimi/eseri/görevi… için ne düşündüğünü sorgulasın.

Diğer taraftan, vicdanımı acıtan noktalar da oldu. Mesela benim adına “ceza” demediğim ancak kendi seçimlerinin sonuçlarına katlanmak olarak adlandırdığım şeylerin hoş bir şey olmadığını kitabı okuyunca fark ettim. “Yemek yemeden abu cubur yok, abur cuburu seçebilirsin ama sonucunda bir hafta yiyemezsin, sevdiğin şekerlemelerden yiyememenin sorumlusu sensin, ceza senin seçimin” masum gibi görünen aslında gaddarca bir yaklaşım. Benim bunu yaptığım çok oldu mesela. Hay dilimi eşek arıları şetsin!

Çatışmalardan kaçınmak ve konuşmak… Alfie Kohn aslında sürpriz yumurta çıkarmıyor, önerisi son derece basit, yalın. Ama bunu yaşıtlarımızla asgaride buluşmak için yapabiliyorsak, neden çocuklarımızla da denemeyelim? Daha küçükken bu zordu, kabul ediyorum ancak Arca artık kendini gayet iyi ifade edebiliyor, bu sebepten “ben öyle söylüyorum öyle olacak” diye kestirip atmaktansa, uzun uzun konuşmak ve açıklama yapmak bizim ilişkimiz açısından daha olumlu sonuçlar veriyor. Tamam, ben gevezeyim ve vikipedi izmir şubesi gibi bir kelimenin bile beş yüz kelime ile ifade edilebildiğinin canlı kanıtıyım ama inan ki benim de saç baş yolduğum, yorgunluktan konuşacak halim kalmadığı oluyor. O zaman da bir adım geri çekilmeye çalışıyorum. İsteğini söyle ve geri çekil. Yaptırımlara (bak ceza demiyorum:P) o kadar alışmışız ki, bazen Arca’nın “peki yapmazsam ne olacak ona göre karar vereyim” demesi içimi acıtıyor. Sadece eskiden bu diyaloğu ukalalık ve terbiyesizlik olarak adlandırır, sakinleşinceye kadar ondan uzaklaşmaya çalışırdım şimdi bunun evvelki yanlış yaklaşımlarımın sonuçları olduğunu, çocukların özünde ukala, şımarık filan olmadıklarını hatırlatıyorum kendime… Sabır gerekiyor. Yazık ki doğurmadan önce bizleri bir sabır sınavından geçirmiyorlar, ebeveynlik için bir ehliyete ihtiyaç duyulsaydı kuvvetle muhtemel insan nesli tükenirdi:)

Aklıma gelmişken, Özgür Bolat’ı okur musunuz? Ben yazılarını çok severek okurum, bence çok değerli bir eğitimci. Koşulsuz Ebeveynlik kitabını okurken sık sık Özgür Bolat’ın yazılarıyla paralellikler yakaladım, hatta üşenmedim birkaç eski yazısını tekrar okudum. Kendisinin referans verdiği yazarlardan birinin de Alfie Kohn olduğunu görünce hiç şaşırmadım. İkisinin en önemli ortak noktası bence, çocuk büyütürken günü kurtarmaya ve itaatkâr bir nesil yetiştirmeye değil, bugünün çocuklarının geleceğin yetişkinleri olacağı gerçeğine odaklanmaları.

Biz bugün bir çocuk eğitmiyoruz, geleceğin yetişkinlerini ve geleceğin toplumunu inşa ediyoruz. Nasıl? Büyük resim korkutucu ama heyecan verici değil mi:)

“Bağırmaktan daha iyisi söylemek, söylemekten daha iyisi açıklamak, açıklamaktan daha iyisi tartışmaktır” Kitapta geçen bu cümle aslında bize, tartışmanın, birlikte bir çıkar yol aramanın bugün sorunları çözdüğü kadar çocuğumuzun nasıl bir yetişkin olacağını etkilediğini de düşündürmüyor mu?

İşaretlediğim bölümleri böyle alıntılasam, kitabı baştan buraya yazmam gerekir. Ben daha iyisini yapacağım ve kitabı okumanızı tavsiye edeceğim. 

Bu kitabı okumama vesile olan yazımda; bir ebeveyn eğitim kitabını üç şartı (hepsi ya da en azından ikisini) yerine getiriyorsa, tavsiye ederim, demiştim.

1. İşe yarıyor mu? Yani ebeveynlik yolculuğunda sana destek olabilecek mi?
2. Sahip olduğundan farklı bir bakış açısı sağlıyor mu?
3. Üslubuyla olsun, yaklaşımıyla olsun, sana kendini bu ebeveynlik yolculuğunda iyi hissettiriyor mu?

"Koşulsuz Ebeveynlik" kitabını okuduktan sonra bir şart daha eklememin gerektiğine karar verdim:

“Çocuğunuzun, kendini ve çevresindekileri sorgulama yetisine sahip, erdemli bir yetişkin olmasını sağlayacak bir çocukluk geçirmesine rehber olabilecek nitelikte mi?”

20 yorum:

  1. Yelizcim öncelikle çok teşekkürler, bizim Erdem kuşumuzda son zamanlarda farklı davranışlar ve tavırlar gözlemliyorum. Eski Erdeme göre daha asi, söylenen herşeye cevap veren ukala bir çocuğa dönüştü:( Yaş ile ilgili olduğunu sanıyordum yazını okuyana kadar ama şimdi düşünüyorum da sanırım biz bir yerde hata yapıyoruz. Uamarım zararın neresinden dönersek kar olacak ve bu kiatabı hemen okuyacağım, tekrar teşekkürler...
    Sevgiler,
    Seda

    YanıtlayınSil
  2. en kısa zamanda temin edip okuyacağım..

    YanıtlayınSil
  3. Hemen okumalıyım. Bugünlerde kendimi çok yetersiz bir anne gibi hissediyorum ve sürekli tartışıyoruz oğlumla.

    :((

    YanıtlayınSil
  4. Ben de hemen okumak istiyorum ama yazında bahsettiğin şeylerin bazılarını doğru yapıyormuşum (yAni kitaba göre doğru tabi) pek sevindim

    YanıtlayınSil
  5. Ben de Ozgur Bolat'in yazilarini takip etmeye calisiyorum ve orda okuduklarimla bazi davranislarimi degistirmek icin caba sarfediyorum. Kizim bir basari kazandiginda surekli anne mutlu oldun mu diye soruyor, ve bu benim cok icimi acitiyor, nasil bir duygu vermissem cocuga. Simdi artik, senin sevdigin bir seyi yaparken, basarili olup, mutlu oldugun icin bende mutlu oldum diyorum. Bu kitabi da okumak isterim, sanirim bende icim aciya aciya okuyacagim bazi bolumlerini. Ama bazen gercekten de cok zor, seninle gurur duyuyorum, aferin dememek. Tesekkurler. Banu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah evet ama alışkanlık işte ben de çok söylüyorum. Ama alışkanlıklarımızın yerine yenilerini koyarsak biraz gelişme kaydediyoruz:)

      Sil
  6. Peki yemek konusunda mesela ne yapmak lazim o zaman? Soyleyip cekilirsem bizimki asla sebze vs yemez. Ben onlarin yarari, gerekliligi konusunda sabaha kadar konussam da (ki oyle yapip ikna etmeye calisiyorum ama olmuyor) yemeyecek. Ekmek ve cikolata ile beslenebilir ona biraksam. Ister istemez onu yemezsen bu da yok devreye giriyor o zaman. Bu kitabin bu tur seylere onerdigi elle tutulur sonuc getirir bir cozum var midir? Valla cok sevinirim varsa, zira bacak kadar cocuk fasist mualemelesi yapiyor bana evde:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yemek konusunda nasıl bir yol izlenşr dersen ben gerçekten vermiyorum. Yani abur cubur vermiyorum. Ağlama bağırma isyan hepsini yaşaşdım ama yelkenleri suyta indirmşyorum. Yalnız şöyle bi durum var arca yiyor yani yemek sebze ... Sebze yemese salata salata yemese meyve onu da yemezse yemesin dşyorum ama tabii arca bişekilde yediği için ben çok iyi bir örnek değilim maalesef. Bıktırasıya kadar konuşmak ve yiyecek seçeneklerini artırmak olabilir belki?

      Sil
  7. ben de senin gibi ceza demeden seçimlerin sonuçlarına katlanmak olarak adlandırdığım yöntemi kullanıyorum , evet hoş değil evet bazen zor durumda kalıyorum/uz peki alternatif yöntem ne olacak ? sen bunun yerine ne uygulamayı düşünüyorsun?
    sevgiler
    gizem

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gizemcim eğer doğal sonuçlarsa katlanması lazım yani ödevini yapmamanın doğal sonucu sorumluluğunu yerşne getirmemiş olmak örneğin. Ancak cezaları seçim yani onun seçimi olarak adlandırmayı bıraktım. Bunun yerine ona konu hakkında ne düşündüğünü soruyorum,
      O konu hakkında neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair birlikte tartışmaya çalışıyorum çoğu zaman çok mantıklı cevaplar alıyorum hatta bazen hmm evet böyle yapmak yanlış olabilir diye kendi vazgeçiyor ama itiraf edeyim çok sabır lazım allah bize gani gani sabır bahşetsin:)))

      Sil
  8. Kitabı mutlaka okuyacağım Yeliz. Merakıma yenik düşerek bir şey sormak istiyorum: senin verdiğin örnek üzerinden gidersek "Yemeğini yemezsen aburcubur yiyemezsin"önermesi yerine nasıl bir yok izlemek gerekiyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bezene yazdığım gibi... Abur cubur konusunda yenmeyecek diyprum, sebebini de anlatıp konuyu kapatıyorum ama dediğim gibi arca zaten yemekte sorunsuz sayılır ya da ben sorun etmiyorum ama sonuçta bir şekilde normal yemeğini yiyor.

      Sil
  9. Yeliz Hanım merhabalar. Eğitim, anne babalık, psikoloji... İşin özü insan işin içine girince olaylar karmaşıklaşıyor. Eskiden olanların yeni trendlerde mubah sayılmaması insani bilimlerde pek sık görülen bir durum. Mesela, "Aferin" (positive reinforcement) eskiden güzeldi. Şimdilerde eleştiriyoruz. Kohn'un yaklaşımında da sanırım böyle bir tını var. Bu tür kitapların pratik yaşam etkisi konusu çok tartışılır. En basiti uygulamak için zamana ihtiyaç var. İş, ev, çocuk üçlemesinde gerilirken uygulama konusunda sıkıntı yaşadığımdan biliyorum :) Herneyse, konuyu fazlaca dağıtmadan yazara yönelik, literatürü çarpıttığını belirten eleştirileri içeren şu kaynağı da okurlarla paylaşmış olalım. http://blogs.britannica.com/2009/02/alfie-kohn-is-bad-for-you-and-dangerous-for-your-children/
    Evebeynlik tez, antitez, sentez diye gidiyor bu aralar.
    Sevgiler,
    Didem

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba:) yazıyı okudum. Yazının sonundaki Alfie Kohn cevabına ait yazıyı da okudum. Kaynak için teşekkürler. Yazıya konu olan kitapları okumadığım için yorum yapamıyorum tabii ki. Okuduğum tek kitabının üzerimde bıraktığı etkiyi paylaştım. Bizler muhakeme yetisi olan yetişkinler olarak, okuduklarımızdan kendi çıkarımlarımızı yapmalıyız bence. Ne kadar okursak okuyalım, dediğiniz gibi yaşam çokgeni içindeki gerilimler uygulamaları sekteye uğratabiliyor. Zaten önemli olan okuduklarımızı içselleştirmek ve farklı bakış açıları yakalamak. Yoksa hap yöntemler ve anlık uygulamaların zaten sürekliliği olamaz hatta eğreti kalır. Yazarın okuduğum kitabındaki yaklaşımının şimdiye kadarki benzer kitaplara eleştirisi olduğu gibi, hap yöntemlerle doldurmadığı, çocuklarımıza birey olarak yaklaşmamızı önermesi hoşuma gitti. Ama dediğiniz gibi bilimin bugün ak dediği yarın kara oluyor, psikoloji de bir bilim olduğuna göre dün çocuklarımızı aferinlerle pompalarken bugün tukaka durumuna gelmesini artık olağan karşılıyorum. Ne siyah ne beyaz bence ikisinin ortasını bulmak için muhakeme yapmak bizim elimizde. Konu ile ilgili geçen yazımda da belirttiğim gibi, en önemli kitap çocuklarımız ve onlar kendi kitabını yazıyor, bize okumak onları tanımak ve birlikte büyümek kalıyor.
      sevgilerimle...

      Sil
    2. Herkese merhaba,

      Adım Yiğit Ataman. Görünmez Adam Yayıncılık'ın sahibiyim ve Koşulsuz Ebeveynlik'in yayıncısıyım. Serious Blogger'ın yazarımız Alfie Kohn'a dair yorumunda yer verdiği "çarpıtma" isnadından yayınevi olarak son derece rahatsız olmamıza karşın bir yanıt vermeye şimdiye dek pek yanaşmadık, çünkü yayınlarımıza dair kişisel görüşlerin tartışıldığı ortamlara yayıncı sıfatıyla dahil olmayı haliyle yersiz buluyoruz. Ancak, bu sabah itibariyle, bir Koşulsuz Ebeveynlik okurundan aldığımız e-posta fazlasıyla canımızı sıktı:

      "Sayın Görünmez Adam Yayınları.
      Sizin Koşulsuz Ebeveynlik kitabınızı yazın okudum ve beğendim. Kafama da yattı. Ama şimdi bir sorum var. https://www.facebook.com/gununcorbasi Günün çorbası burada sizin kitabınızla ilgili yazmış. Posttaki adresten okuyabilirsiniz. İyi bahsetmiş gerçi ama birisi demiş ki Alfie Kohn literatürü çarpıtıyormuş. Kitabın bazı yerleri kafama da yatmıştı aslında ama şimdi şüphelendim. Aldatıldık mı? Bunun cevabını verirmisiniz? Saygılar.
      Z***** K****"

      Sonuç olarak, bu konuyu daha fazla "serbest yüzer" halde bırakmamamız ve yanlış anlaşılmaları fazla yayılmadan bertaraf etmemiz gerektiğine ikna olduk.

      İlk olarak, Serious Blogger'ın yorumunda, "yazarın literatürü çarpıttığını BELİRTEN eleştiriler"den değil de, "çarpıttığına dair iddialar"dan söz etmek sanırız daha isabetli olur, özellikle de söz konusu literatürü, çarpıklıkları içeren kitapları, hatta suçlayan ile suçlananı tanımıyorsak. İkinci olarak, nitelikli bir yargıya varabilmek için her konuyu iki taraftan da dinlemek gerekir; bu da, çarpıtma iddialarının yanında, Kohn'un yanıtını içeren linki de vermeyi gerektirir. İlgilenenler, yine aynı blogtaki http://blogs.britannica.com/2009/02/alfie-kohns-reply-to-daniel-willingham/ adresinde bu yanıtı okuyabilirler. (Zaten uzakta veya zor bulunan bir yerde değil, iddiaları içeren yazının hemen altındadır.) Üçüncü olarak, söz konusu çarpıtma iddiası bu blog yazısının işlediği Koşulsuz Ebeveynlik için değil, yazarın çok daha önceki bir başka kitabı (Punished by Rewards) içindir. (Konumuz PbR olmadığı için onun savunmasına hiç girmiyoruz.) Dördüncü olarak, Koşulsuz Ebeveynlik, NAPPA Gold ödülü almış bir kitaptır. Bu ödül Türkiye'de bir anlama gelmeyebilir diye kitapta söz etmedik, ama NAPPA (NAtional Parenting Publications Awards/Ulusal Ebeveyn Yayınları Ödülleri), eğitim uzmanlarından oluşan bir heyetin incelemeleri doğrultusunda (ve ebeveynlerin ne kadar yararlanabildiğine dair anketler de değerlendirmeye alınarak) verilir. Kısacası, orası burası tahrifatla oluşturulmuş bir yapıta verilecek ödül değildir. (Buradan, geçmişinde tahrifat olan bir yazara verilmeyeceği sonucuna ulaşmak da kanımızca mümkündür.) İlgilenenler www.nappaawards.com adresini inceleyebilirler. Beşinci olarak, Koşulsuz Ebeveynlik'in metni kabaca 250 sayfadır, bunu da 30 sayfalık Sonnot ve 18 sayfalık Kaynakça bölümleri izler. İki kitap ve üç makaleyi çarpıtabilirsiniz, ama bu bölümlerde yer verilen yüzlerce kaynağın hepsini aynı doğrultuda çarpıtmak olanaksızdır. Altıncı (ve son) olarak, sırf bu kitabın veya PbR'ın değil, Kohn'un tüm kitaplarının özellikleri ve nitelikleri konusundaki yorumlar için kitaplara dair yurt dışı sayfalarını ve doğrudan yazarın web sitesi alfiekohn.org'u inceleyebilirsiniz.

      Alfie Kohn, yukarıda linkini verdiğimiz yanıtında, iddialara yanıt vermeyi ilk başta düşünmediğini, ama bu iddiaların gerçek olabileceği varsayılmasın diye sonunda yanıt verdiğini yazmış. Benzer bir savunmayı Türkiye yayıncısı olarak onun adına biz yapmış olduk. Umarız ki bunlar, Alfie Kohn'un yanıtıyla da birlikte, olası kuşkuları giderecek argümanlardır ve herhangi bir çarpıtmanın söz konusu olmadığına dair yeterli teminatlardır.

      Kitabımıza zaman ayırdığı ve değerli blogunda yer verdiği için Yeliz Hanım'a içten teşekkürlerimizi sunar, kitapla ilgilenen herkese iyi okumalar dileriz.

      Yiğit Ataman
      Görünmez Adam Yayıncılık

      Sil
  10. ne guzel yazmissin Yelizim. Eline saglik.
    Bir gun ebeveyn olursam sadece senin onerdigin kitaplari okuyacagim zaten :)

    YanıtlayınSil