Yazılar posta kutuna gelsin mi?

8 Kasım 2012 Perşembe

Televizyonsuz yaşam

Yasal uyarı : Hayır televizyonu hayatımızdan çıkardık artık belgesel bile izlemiyoruz içerikli bir yazı değil! Bizimki zorunlu.

Digiturk’un sahibinden bile daha eski üye olan muhterem kocam, üye yenileme döneminde bir müşteri temsilcisinin kendisi ile muhatap edilmesinden, yetmeyip yeni dönemde liste fiyatları üzerinden fiyat çekilmesinden son derece rahatsız olunca üyeliği iptal ettirdi.
O ki, eve geldiği anda televizyon açar, gece de mutlaka kanepede televizyon karşısında uyuklar. O ki, inşaattan kazandığı ilk para ile gayet concon bir televizyon ve plus üyeliğine geçiş için ödediği ciddi meblağların lafını etmez. O ki, dizi kaydetmeden, birkaç spor müsabakası izlemeden günü bitirmez. O ki evlenme programlarına bile Türkiye’nin gerçeği gözüyle bakar ve kaçırmaz.
Nasıl oldu da o sinirle iptal ettirdi hala anlamıyorum. Hani blöf desen, gördüler diyeceğim. Evet blöfü gördüler ve harbi harbi iptal ettiler. Cumartesiden beri televizyonsuz yaşam hakim bizim evde.

Bana koymuyor, İlker de buna fena halde şaşırıyor, zira kişi başına bir televizyon düşen bir evde büyüdüm ben, bizimkilerin evinde an itibariyle televizyon sayısı yaşayan insan popülasyonundan fazla. Ama harbiden koymuyor, çünkü ben yine akşamları kitap okuyorum, bilgisayarda takılıyorum, Arca ile takılıyorum, yani evde bir televizyon varken ve televizyon mütemadiyen açıkken ne yapıyorsam yine aynı şeyler yapıyorum. Hahahha hayır lan “ben dizi izlemem genelde belgesel” ukelalığı değil. (Belgesellere hele hiç gelemiyorum, hayvanlar filan ıyyy) Harbiden iyi bir televizyon izleyicisi değilim, hiç olmadım, saçma bir programa takılıp saatlerce mal gibi bakıyorum ekrana. Zappingmiş, program seçimiymiş, sıfır!

Gel gör ki, muhterem kocam acı çekiyor. Adam uykuya dalamıyor yav! Televizyoncuğunun yerini tutmaz ama kendisine puzzle aldım hediye. Allahtan böyle oyalayıcı bir hobisi var. Arca’nın puzzle genlerinin kimden geçtiği de böylece açıklığa kavuşmuş oldu, vatana millete hayırlı olsun!

Geçen akşam ben bilgisayarda, İlker de puzzle ile takılırken Arca yorgunluktan halının üzerinde uyuyakaldı. Ortamdaki tek ses İlker’in şarkı söyleyen nağmeleriydi. Diyorum işte ister konuşsun ister şarkı söylesin, adamın çocukların uykusu üzerindeki etkisi fareli köyün kavalcısı gibi, büyülü…

Dink!! Ampul yandı!

Evet an itibariyle Arca’nın babasıyla uyumak konusunda neden bu kadar tepkili olduğunu çözmüş bulunmaktayım! Tabii ya, yatağa girecek, İlker o büyülü sesi ile iki kelam edecek, bizimki hop uyuyuverecek. Halbuki adamın derdi uyumamak!

Sözlerimi burada bitirirken Digiturk yetkililerinden muhterem kocamın talep ettiği şartların kabul edilerek üyeliğinin devamını ve siz çok sevgili okuyanlardan ise henüz vermediyseniz pek muhterem oylarınızı istirham ediyorum.



3 yorum:

  1. Oyumu verdim, yazilarini okuyup kah guldum, kah duygulandim ve hatta kah da koptum:))) serviste sabah trafiginde yapilabilecek en iyi seyler kategorisi acilsin yine oylari sen toplarsin vallaa;)

    YanıtlayınSil
  2. Al senin olsun oyum:) TV candır bu arada. Benim ekmek teknesi bi anlamda:)
    Arca'nın uyuyabilme potansiyeli yüksek görünüyor, baksana halıda bile uyumuş çocuk. Tatlı kuzu:)

    YanıtlayınSil
  3. Aynı olay benim kocamın da başına geldi, fakat ertesi gün maç olduu için bizim televizyonsuzluğumuz 1 gece sürebildi maaleseff, benim koca ertesi gün gayeeet relax yeniledi üyeliğini..Oyumu verdim, fakat çok sık yazıyorsun be, bazı yazılar gözden kaçıyo söyleyeyim:)

    YanıtlayınSil