Yazılar posta kutuna gelsin mi?

27 Mayıs 2014 Salı

Bisikletle ulaşım tatbikatı hem de şehirde!

Dünkü yazı öyle “azzz sonnnnraaa” yazısı değildi tabii. Sadece oku oku baymasın diye yarısı ertelendi.

“porsiyonları azalt hareketi artır” düsturuyla birlikte algılarım “nasıl spor yaparım”a açıldı. Türlü beyin fırtınaları kopardım zihnimde. Boşa koydum olmadı doluya koydum almadı.

Yine en başa gittim, ta çocukluğuma. Çocukken de pire gibiydim. Peki en çok ne oynamayı seviyordum? BİSİKLET! Tabii ya! İlk bisikletim dört tekerlekliydi, kırmızıydı. Arca kadarken alıştırma tekerleklerini çıkarmıştık. Çıkarış o çıkarış… Yayından fırlamış ok gibi çıkmış, bir daha eve girmemiştim. Bisiklet çetemiz vardı, her sokak komşu siteler keşfedilirdi. 4-5 çocuk bütün yaz bisikletin tepesinden inmezdik. Burnumun üzerindeki çiller o günlerin güneş yanıklarından kalma.

Sonra kırmızı bir Pinokyom oldu. (üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun:P) Zaten o yıllar ya BMX ya Pinokyo. Pinokyo daha bir evladiyelik görünmüştü gözümüze. Nitekim öyle de oldu, benden sonra kuzenlerim, babamın ustalarının çocukları bindi, belki sonra onların da kuzenleri binmiştir. Aynı gün ablama alınan Bisan’a ise Pinokyodan sonra el koydum, hala da onu kullanıyorum yazlıkta. Arca ile yarış yapıyoruz. Neredeyse 30 senelik… hey gidi…


Evet, bisiklet! Bisiklet şu sporsuz hayatımın bana mutluluk veren tek sporuydu. Ama nasıl? Ne zaman? Sadece hafta sonu yazlıkta binmek değil, her gün binebilmeliydim. Sahil yakın sayılır, aradaki bir Mithat paşa bir de İnönü caddesini, Basın sitesinin tepesinde oturduğumuzu saymazsak:P Sonra gözümü sabah akşam güzergahıma diktim! Metro ile işe gitmek şahane, hızlı, kitap okunabiliyor, rahat. Ama sonra ofise ulaşabilmek için otobüse aktarma yapmam lazım. Bak işte bunu sevmiyorum. Tamam güzergah iyi, trafik yok ama ayakta kalma ihtimalin yüksek, bekle bekle gelmez (bu arada Kentkart.com dan yolcu bilgilendirmeye girip bineceğiniz durağı yazarsanız, gelmekte olan otobüsleri ve kaç dakika (kaç durak) sonra senin durağına varacağını söylüyor ve kesinlikle tutturuyor, İzmirlilere duyurulur) Dediğim gibi güzergah iyi. Abicim ben bu 3 km’lik yolu bisikletle gider miyim? Giderim lan!

Dedim… ve araştırmalara başladım.
İzmir’de toplu taşıma ve bisiklet…
İzmir’de işe bisikletle gidilir mi?
Bu BİSİM ne ayak?

Hepsi ve daha fazlası için çorbacı Yeliz hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor ve Bornova – Işıkkent arası bisikletle tatbikat notlarını siz değerli canlarıyla paylaşıyor!

İlk soru : metroya bisikletle binilebiliyor mu?
Hem evet hem hayır. Hafta içi ve cumartesi günleri 09:30 – 11:00 arası binebilirsin. Yani eve biniliyor ama artık herkesler mesaiye başladıktan sonra. Yani metroya 07:30’da binen şahsım için bu seçenek maalesef daha “dakka bir gol bir” şeklinde masadan kalktı. Ama ben kalkmadım. Yine de tatbikatımı yaptım.

Cumartesi sabahı cüce kapıdan anneannesine kahvaltıya, ben bacadan metroya. Tatbikat için yazlıktan bisiklet getirecek halim yok. BİSİM kiralayacağım. Plan bu! Hem bakalım anlata anlata bitiremedikleri icraatlarının uygulanabilirliği var mı, göreceğiz.

Önce Konak’ta metrodan indim. İskeleye gittim. A! Dur önce Kent kartımı doldurayım makinadan dedim, makina paramı yuttu. Bir yaygara yapmışım, güvenlik görevlileri bile tırstı. Neyse heyecan yok, görevli bir tutanak tutuyor, sonra SMS atacaklarmış, gidip alacakmışım paramı.

Konak İskele metro çıkışı sakinlerine kendimi “ay ne cazgır kadın” dedirtecek biçimde tanıttıktan sonra iskeleye gittim. BİSİM parkında yavrular beni bekliyordu. İskelede üyelik başvurusu yaptığın biri var. Benim yüzlerce soruma itinayla cevap veren bir arkadaştı neyse ki… Üye olmak için kimliğini götürüyorsun, bir form dolduruyorsun. Sana bir şifre ve kart veriyorlar. 40.000 civarında üye varmış. İnciraltından Karşıyakaya kadar çok sayıda BİSİM noktası varmış. 40 km kadar yolu gidebiliyormuşsun bisikletle. Bisikletlere 2500 TL’den değer biçmişler. Bisiklet kaybolursa enseleyip tahsil ederler parayı benden söylemesi. “Şimdi böyle çok bisiklet durduğuna bakmayın, yarım saate bisiklet kalmaz, millet üye olmak için, bisiklet kiralamak için kuyruk oluyor” dedi. Harbiden doğru 11:00’de döndüğümde bıraktığım bisiklet havada kapıldı.

İlk 15 TL veriyorsun, kartın oluyor. Sonra ilk kiralama 2 TL ve sonraki her saat 1 TL. Kart istemem dersen kredi kartınla da kiralayabiliyormuşsun.

Ben bunu da Kentkartla hallederiz diye ummuştum. İzmir’de her halta kent kart kullanınca ister istemez böyle bir algı oluşuyor. Geçen Bergama’da teleferik için Kent kartın geçmediğini öğrendiğimde epey yadırgamıştım. İstanbul’da mesela dibinde metro istasyonu olan ama hayatında metroya hiç binmemiş arkadaşlarım var. İzmir’de ise kent kartı olmayanı dövüyorlar. 

Bu vesileyle BİSİM kartım oldu, şahane! BİSİM’le her yere gidebilirsin bu arada. İlla sahilde turlama mecburiyeti yok. Bin Göztepe’den git Alsancak’a oradaki durağa bırak, süper! Vapura filan binebiliyormuşsun bisikletle.

Duraktan çıkarmadan önce selesinin yüksekliğine bakmayı ihmal etmeyin ben ayarlarım sandım beceremedim, ilk çıkardığımı tekrar yerine takıp başka bir tane almam gerekti. Bisikletler sağlam, kaliteli, rahat. Ama biraz ağır.

Dediğim gibi; metroya bisikletle binme saatleri mesai saatlerinin dışına çıkarılmış ve oldukça kısıtlı. Özellikle bisiklete de bir yolcu parası alındığı göz önüne alınacak olursa bence saçma. Kısıtlayacağına seferleri sıklaştır veya vagon ilave et. Ayrıca yürüyen merdivenlerde ve asansörde bisikleti çıkarıp indirmen yasak, normal merdivenden kendin indirip çıkaracaksın. Yürüyen merdiveni anlarım, tehlikelidir de asansör saçma geldi. Metroda bisikletlere ayrılmış bölüm var, oradan biniyorsun.

Ben şimdi böyle bıkbıklıyorum ama internetten biraz araştırınca fark ettim ki, İzmirli bisikletliler bunu bile daha yeni başarabilmişler. Eylem yapmışlar ve haklarını söke söke almışlar, helal olsun. Facebook’ta eylemcilerin sayfasına üye oldum, hatta birkaç soru sordum, hemen dönüş yaptılar, harikalar!

Tatbikata geri dönelim.

Bornova’ya vardım. Bu arada herkes merakla bana bakıyor. Kimi soru soruyor, şansları var ki gevezenin birine rastlıyorlar, anlatıyor da anlatıyorum. Neyse… Atladım bisiklete doğru Işıkkent’e. Yol süper. Geniş, kaldırımdan da asfalttan da gidersin. Tabii ki ideali bisiklet yolu olmalı, güvenlik için, ama yok. Yazık ki henüz bisiklette eğlence seviyesindeyiz, halbuki bisiklet bir ulaşım aracı. İşte bunun ayırtına varabildiğimizde ve yollarımızı da ama bütün yollarımızı da buna göre yapılandırdığımızda “yollar artık BİSİM” diyebileceğiz.

Küçük bir bölüm var yolumun üzerinde. Otobanın üzerindeki köprü. Oradan yürüyerek geçmek bile neredeyse imkansız. Bisikletle çok zordu. Ama alışamaz mı? Aşılır! Zaten orayı geçtin mi bizim ofise geliyorsun. Her gün 6 km bisiklet binebilme imkanım olabilir a dostlar!

Gerisin geri döndüm, bisikleti tekrar durağa bıraktım. Elimde bisikletle merdivenleri inip çıkarken yardım etmek isteyen çok oldu sağ olsunlar. İzmir insanı can yav! Bir de bisikletle seyredenlere karşı bir tebessüm var insanlarda, bir onaylama, bir “ay ne güzel” iç geçirmesi…

Bisikleti durağına bıraktım, tekrar metroya binip annemlere gittim. Yer cücesi bu maceramı heyecanla dinledi, hatta dedesiyle fotoğrafını çektiğim BİSİM’in resmini çizdiler. Annemle babamın çok hoşuna gitti bu fikir. Zira Avrupa’daki ülkelerde onları en çok etkileyen şeylerden biri bisikletin insanların hayatlarının bir parçası olmasıydı. Ama tabii ki uyarmadan edemediler “burası Türkiye, burada bisikletliye değer yok, yollar tehlikeli!” Evet maalesef!

Tehlikeyi aşmak kolay. Yani benim emektar Bisan olmayacak tabii ki, donanımlı bir bisiklet olacak ve benim de mutlaka kaskım olacak.

Zor olan şu ki; ben evden bisikletle çıkıp metroya binip, bisikletimle metrodan inip ofisime gidemem, saatler buna müsaade etmiyor. Ancak Bornova’ya metroyla gidip, bisikletle yolun ikinci bölümünü kat edebilirim. Bunun için de bisikletimi geceleri bir yere park etmem lazım.

Bahsettiğim Bisiklet eylemcilerini bu konuda rahatsız ettim. Aldığım cevaba ise üzüldüm. Zira tekerden kilitlemeli park yerleri mevcutmuş ama kendileri hiç cesaret edememişler. Fena… Ege üniversitesine bırakmışlar. Olur mu? Bilmiyorum. Kendime güvenli bir park yeri bulmam lazım. İşte o zaman bu çılgın planımı gerçekleştirebilirim.

Var mı önerisi olan? Bornova metro civarında gece bisikleti nereye güvenle park edebilirim?

Diğer yol metroya bisikletle biniş saatlerinin kısıtlanmaması için belediyenin başının etini yiyeceğim. Şimdiye kadar sonuç almak için oldukça uzun bir zaman geçmiş. Ne kadar sürer hiç fikrim yok.
Dediğim gibi, belediyenin yapmaya çalıştıklarını takdir etmemek haksızlık olur. BİSİM’le sahil yolunun tamamen bisikletlilere ayrılması ile İzmirlinin aklına bisikleti sokmaya çalışmak güzel bir proje. Ancak önemli olan şehir hayatını bisikletli için kolaylaştırıp sadece aklına değil hayatına da sokmak bisikleti.


İşte o zaman cidden “yollar artık BİSİM”, İzmir “bisiklet kentidir” diyebiliriz. 

5 yorum:

  1. Katlanabilir bisikletlerden var mi orada? O zaman metroya rahatca binebilirsin belki. Burada bir arkadasim oyle gidiyor ise, metroya binerken bisikleti katliyor. NY'da metrolarda bisiklete saat siniri var mi bilmem ama teneke sardalya kivaminda yolculuk yapilan rush hour saatlerinde bir de bisiklet sokmaya calisani muhtemelen doverler:))

    YanıtlayınSil
  2. ben de katlanabilen bisiklet diyecektim Yeliz ya. Onunla da binilmiyor muymus?

    Annem hala ege universitesinde calisiyor olsaydi onlarin atolyeye kilitlerdin bak. Yesil koskun yaninda hemen. Aslinda yine soralim istersen anneme :)

    YanıtlayınSil
  3. Harikasınız:)
    evet katlanabilir bisiklet varmış. Araştırınca çıktı ortaya :)
    Metroya çaktırmadan sokulabiliyor mu onu araştırıyorum şimdi. eğer buna da laf ediyorlarsa o zaman Gülçincim ege üniversitesini araştıracağım. Belki annenden öneri alabiliriz o zaman.
    Çok teşekkürler

    YanıtlayınSil
  4. Ben de Maltepe-Bostancı arası bisikletle yol yapıyorum her sabah ve akşam. İşe gidişte Bostancı'ya kilitliyorum bisikleti, dönüşte de alıp eve gidiyorum. İspark'ın Bostancı otoparkında bisiklet parkı da var ama ben otobüsün ana durağında su borusuna kilitliyorum bisikleti:))
    Ben katlanır bisiklete 1-2 kere bindim ama rahat edemedim, tekerlekleri küçük, dolayısıyla gidon boyu uzun falan, garip geldi bana.
    Gençkene 35-40km bile giderdim pehhh.
    Bir de cadde geçiyorsan kask önemli derim. Ben sahilyoluna güvenip daha takmaya başlamadım ama alacağım en yakında bi kask.

    YanıtlayınSil
  5. vay burcu süper güzergah:)
    kask kesin almam lazım yolun çoğu cadde. katlanabilir aklıma yatıyor aslında alışır insan yav. ama daha gidip bakamadım.

    YanıtlayınSil