19 Ağustos 2018 Pazar

#21gündedönüşüyorum #12: Ne?! Yoksa balkabağına mı?

Dün kendimden beklenmeyecek şeyler yaptım.
Dexter'ın beni koklamasına izin verdim mesela. Onu biliyorsunuz.

Sonra kaslarımdan kırk yılın acısını çıkardım.

Sabahın köründe kalkıp belediyenin havuzuna gittim. Gerçi tabii öyle kalkıp gitmedim, her yeni deneyeceğim şeyde olduğu gibi ön araştırmalarım, gerekli alışverişlerim ve ön keşfim sayesinde gayet hazırlıklıydım. Önce zaten Gülnur bana siteden Fransızca çevirisini yapmıştı, suyunu nasıl temizlediklerine kadar her şeyi öğrenmiş, aklıma da iyice yatınca mayoydu, boneydi edinivermiştim. Sonra evvelden tecrübe etmiş olan Gökçe bana almam gerekenleri filan anlattı. Sağlık raporu istemiyorlarmış mesela, hop git, kafana boneni üzerine mayonu giy yüz bu kadar.



Spor yapmıyor, yapıyor, sonra da yaptım mı bokunu çıkarıyorum. Havuzda kendime birkaç kişinin yüzdüğü bir kulvar seçtim, bir süre sonra kulvarda tek başıma yüzmekte olduğumu fark ettim, neden? Çünkü öküz gibi yüzüyorum. Sanki açık denizde kulaç atıyorsun! Yuh! Bir de gözlüğü çıkardım ki, amanın kaşımın altını zedelemiş, artık ne kadar hırsla yüzdüysem, acıttığını bile fark etmedim. En son bir adam geldi, belli yüzücü, ben bir turu tamamlamadan adam üçüncüye geçiyor. O ha yunus musun mübarek! Moralim bozuldu tabii, çıktım geldim eve.


Telefonumda mesaj. İdil'le Yiğit spor salonuna gideceklermiş. İlker'in altı ay kadar önce üye olduğu salon (bir üyelik ile bütün aile girebiliyor ama aynı anda değil maalesef) . İşteki arkadaşım üye olup hiç gitmememize şok olmuştu. Halbuki bu Türkler arasında gayet normal bir davranış. Biz spor salonuna gitme ihtimalini seviyoruz genelde. Neyse işte orada da bir koşu, biraz kas çalışma derken ben pert! 

Kolum bacağım kalkmıyor, halbuki Brüksel'in meşhur Flower Carpet şeysine gidecektim. Neysi? Festival mi, öyle bir şey. Meydana çiçekten halı yapıyorlar. 

Her et kırıklığını, ağrıyı da spora yontmamak lazım. Regl öncesi de hesaba katılmalı. Bundan mı acep o bir tabak mantıyı mideye indirdim ben? Öyle olsa gerek. Karbonhidrata aş eriyorum. Halbuki böyle zamanlarda çikolataya meylederdim. 

12 gün olmuş ağzıma tatlı bir şey komadım. Gerçi benim için "21 gün şekersiz yaşam" challenge'ları challenge değil çerez olur. (Olsa da yesek!) Zira ben normalde zaten şekerli şeyler yemiyorum. Meyve yemiyorum var mı ötesi? Şeker tüketmediğim için de içinde eser miktar bile olsa şeker içeren her şeyi anlayabiliyorum. Mesela ekmek. Sabah tost yaptığım ekmeğin tadı bir garip geldi. Halbuki aylardır aynı ekmekten tost yapıp yiyoruz. İçindekiler bölümüne baktım, bingo! Şeker. 

Neyse bugünlerde bir dönüşüm var ama balkabağına mı dönüşüyorum cadıya mı? İşte o biraz muamma... Mesela dün hayatımda ilk defa anonim bir yorumcunun yorumunu sildim. Neden? Çünkü canım öyle istedi. Adını yazmaya dötü yemiyor ama Türkiyeye, Türk insanına burun kıvırıyormuşum gibi sitem ediyor. Selametle! İyi geldi be! Bundan sonra böyle. 


Hiç yorum yok: