Yazılar posta kutuna gelsin mi?

9 Şubat 2020 Pazar

Şimdi oturdum desem?

Saat 17:30 ve ben şimdi oturdum desem?

Ah tabii ki sekiz maddelik to do list yazarken de, o listeyi ne halt etmeye yazdığımı düşünmek bahanesiyle ertelemeye çalıştığım çay içme molasını saymıyorum.



To do listi sabah rutinime eklediğim günlüğüme yazmıştım. Sabah rutinimden başka bir yazıda bahsedeceğim, zira henüz rutin olarak kadar oturmadı. Günlük yazmayı günün sonuna saklardım, gençken... Henüz annem günlüğümü okuyup beni ergenlik travmasına sokan o konuşmayı yapmadan önce. Sonra uzun süre yazmadım malum travmayı yol açanın günlük olduğunu düşünüyordum, 12 yaşında başka ne düşünülür ki, ve sonra ingilizce yazdım annem okuyamasın diye ve sonra içimdeki kelimeleri dökmek için blog yazdım-yazıyorum... Ve çok daha sonra canım Sıla'nın beni tanıştırdığı Sanatçının Yolu kitabındaki sabah sayfalarını yazdım... Şimdi sabah günlüğümü yazarken sabah sayfası refleksiyle yazdığımı fark ediyorum, ilginç...

Sabah günlüğüme eklediğim sekiz maddelik bir to do list içeriğinde özetle,
işle ilgili yapmam gereken iki konu (biri kişisel)
ütü yapmak (çünkü sanırım en son bir ay önce yaptım ve evet ütünün yüzde seksenini yapmıyorum, ama gömek dediğin de ütülenmesi gerekiyor)
çamaşır yıkamak (illa ki)
kek yapmak (evin önergengilleri hep aç!)
tencere yemekleri pişirmek (brokoli salatası, barbunya, ıspanak, kapuska)
blog yazmak
bizimkileri ve Elvanı aramak

vardı.

Ve sonra ay takvimimi gözden geçirince bir tane daha ekledim, dolunay ritüelleri ...

Hangisini yapmamış olabilirim?

Şu anda bu yazıyı okuduğunuza göre blog yazdım tabii ki...
Tencere yemeklerinin tamamını yaptım, evet multi tasking genlerime kodlanmış, mutfağa girdim ve bir buçuk saat içinde kek dahil hazırlanmıştı. Yemek pişirmenin terapi etkisi üzerine kitap yazabilirim.
Çamaşır ve ütü allahın emri.
Bizimkilerle konuştum , Elvancımda cevapsız arama var.
Ve evet maalesef işler kaldı.
Bu listede bir şeyi eleyeceksem ki, evet elemek zorundayım zira yoruldum, bu iş oldu maalesef.

Fakat artık kendimi germiyorum. işi hafta sonu eve getirmemi kimse söylemedi bu benim tercihimdi. Evet keşke yapabilseydim ve kendimi daha özgüvenli hissetseydim yarın ve işler yetişmiyor stresine girmeseydim, harika olurdu. Ama olmadı. Sanırım şu anda kendimi affedip öz şefkat göstermeye çalışıyorum. En azından neden yapamadığımın vicdanıyla, neden en başından bu kadar ulaşılamaz bi plan yapmanın salaklığı konusunda kendimi yememek için kendime sevecenlikle yaklaşıyorum. Akşam üzeri birasının faydası oluyor, inkar edecek değilim.

Bugünden payıma bu düştü: Bir hafta sonundan bekleneni yaptın canım Yeliz. Çocuğunla ilgilendin, kuaföre gidip öyroları bayılıp yepisyeni bir saçla eve döndün, hafta içi için tencere yemeklerini hazır ettin, ütüleri yaptın, planlarını to do listlerini hazırladın, canım bloga yazı yazdın ve sevdiklerinle konuştun. Evet bence yeni haftaya hazırsın.

Hepimize iyi haftalar...

3 yorum:

  1. Listelere bağlama kendini ya biraz daha rahat ol bir süre sonra eninde sonunda düzene girer her şey

    YanıtlayınSil
  2. Ellerine sağlık :)

    Ve evet yemek pişirmek bende de terapi etkisi yapıyor :) Seviyorum :)

    YanıtlayınSil
  3. Elvan dediğiniz acaba, bankada çalışan bir oğlu olan mı:-)

    YanıtlayınSil