Yazılar posta kutuna gelsin mi?

28 Temmuz 2020 Salı

Toskana ve Roma tatili

COVID 19 sebebi ile Türkiye'ye gitmeme kararı almamız beraberinde bütün yaz ne yapacağız sorusunu da gündeme getirdi. Araba ile ulaşabileceğimiz, hükümetin yeşil ışık yaktığı, sıcak denizlere kıyısı olan ülke aradık, kutumuzu açtık, İtalya çıktı.

Lucca, Pisa, Floransa, Cinque Terre, Siena'yı kapsayan Toskana turunda karar kıldık. Peşi sıra Roma'yı da ekledik. Böylece deniz, tarih, doğa içeren uzun bir yol hikayemiz oldu. 

Lucca ve çevresi, ev tatili

İlk durağımız Lucca ve çevresiydi.

Mümkün mertebe izole olmaya çalıştık, otel yerine ev tercih etmeye, evde pişirip yemeye çaba harcadık. Çocukları yaşıt iki aile olunca ev tatili de eğlenceli geçti. Yazlıkçılıktan alışkanlık var, evde tatil yapmak hiç de zor gelmedi.


Tek sorun sivrisineklerdi. Biz önlemimizi alana kadar sivrisinekler her yerimizi şişledi, bir güzel kabarttı, hatta yara yaptı. Ama tatilde moralimizi bozacak mıydık? Asla!

Genel anlamda İtalyanların maske takmaya, sosyal mesafeyi korumaya, kurallara uymaya gayret ettiğini gördük ve de ziyadesiyle şaşırdık. Ama belli ki aylar süren lock down'dan derslerini almışlardı.

Sıradan bir Temmuz ayında, turist kaynayan fotoğraf çekmek için sırayan girilen meydanlarda sadece yerli halk vardı. Hani üstüne para versen böyle bir lüks elde etmen mümkün değil. 

Günübirlik Floransa , günübirlik Pisa

Lucca'da kaldığımız sürece günübirlik gezmeye gittiğimiz Floransa ve Pisa neredeyse boştu. Özellikle Pisa.


Kaldırımda öğlen şarabını yudumlarken sohbet eden İtalyan kadınlar... 
Bu kadar turistik bölgelerde bu kadar yerel detaylara rastlamak gülümsetti. Keşke sebebi pandemi olmasaydı.


Cinque Terre

Cinque Terre, beş efsanevi sahil kasabasına ulaşımı sağlayan trenlerde normalde ayakta seyahat edilirken, biz, bize ayrılmış vagonlarda oturabildik. 

Alaçatı'yı andıran sokaklardaki işletmelerin bir kısmı da kapalıydı haliyle. Sahil sosyal mesafe kurallarına göre tanzim edilmişti, görevlilerin denetimindeydi. 


Cinque Terre denizi, evleri ve enfes günbatımı ile tahminlerin ötesinde muhteşem bir bölgeydi. Normal zamanda kalabalıktan yana Alaçatı'yı aratmıyormuş, bakın şimdi tenhalığa!



Ve çorbacıgiller tam kadro...


Roma

Ve sonra Lucca'daki günlerimizin sonuna geldik, Roma'ya yollandık. 

Otoban yerine köy yollarını tercih ettik. Böylece hem o muhteşem Toskana manzaralarını seyredecek, hem de tükenen zeyinyağı stoklarımızı artıracak ve mümkünse üretici çiftliklerinden biraz şarap tadacaktık. 




Siena'ya kadar ... Görsel şölen Siena...


Tabii o ana kadar henüz Roma'yı görmemiştim, Siena için muhteşem diyebildim.

Roma, anlatılanlardan, filmlerde fotoğraflarda gördüklerimizden kat kat güzel bir şehir. Güzel hafif kalıyor, "defalarca gidilesi", "günlerce kalınası" bir şehir. Bizimki sadece iki gün süren bir keşif gezisiydi. Müze gezmeli, tarihe odaklanmalı ufak bir tur.

"Bir daha geleceğim" kategorisindeki şehirlere eklendi.

Gelelim izlenimlere

İtalyan halkı için Akdenizli sıcaklığını sadece köylerde bulduk desem abartmış olmam.
Zeytinyağı aldığımız, şarap tattığımız çiftliklerdeki taşra insanı sıcakkanlı, kibar ve yardımseverdi. Şehirlerdeki insanlar ise - lafı hiç eğip bükemeyeceğim - , öküz (öküzlerden de özür dilerim).


Trafik tam bir leş. Hani Türkiye'de kurallara uymuyorlar diye bıkbıklarız ya, haksızlık ediyormuşuz. "Yol verilmez alınır" sözü bizim icadımız olamaz. Biz yol verince de yayası, sürücüsü, önce bir duraklıyor. Sonra Belçika plakasını görüp geçiyor. 

Çalışanlar da kaba ve suratsızdı. Hani desek ki, çok turist var, adamlar bıkmış artık, ama yok ki... o da değil. Çözemeden tatil bitti.

Ve son olarak tavsiyeler

Aylardır ev dışında yemek yemediğimiz için dışarıda yemek tedirginliğini üzerimizden atamamıştık.
Buradan yola çıktığımızda yolda yemek yemeyelim diye, üç öğünlük gıdamızı arabaya almıştık. Sadece iki defa tuvalet için durduk. 

İlk bir hafta evde kalmamız ve yemeklerimizi evde hazırlayıp yememiz iyi oldu. 

Bu sebepten yeme içme tavsiyelerim dondurmacılar ve ufak bir lokanta ile sınırlı olacak.

Dondurmacılar:
Lucca'da Le Bonta 

Floransa'da Perche No (neden olmasın demekmiş :P) bence de!
Özellikle lavantalı ve nanelisi çok başarılıydı. Dondurma elde dövülerek yapılıyormuş.


Roma'da, Giolitti. 
Limoncello dondurmasına bayıldım. Servis yapan çalışanlar çok kabaydı, belirtmeden geçemeyeceğim.


Roma'da keyifli bir akşam yemeği yiyelim, ambiyansı menüsü iyi olsun diye bir lokanta aranırsanız, mutlaka Dilla'yı deneyin. İspanyol merdivenlerine yakın bir sokakta. 


Muhterem kocam menüsüne bayıldı, fiyat kalite dengesi ise çok başarılıydı. 
Yorgun bir Roma gününün ardından ilaç gibi geldi.


Yine çok yazdım, kafa şişirdim. İnstagram hesabımı takip ediyorsanız, öne çıkanlarda İtalya'yı sabitledim, daha fazla fotoğraf için bakabilirsiniz. 





2 yorum:

  1. oh sefanız olmuş :) aksiliğe üzüldüm ama neyse ki tatilin geri kalan kısmı çok güzel geçmiş!

    YanıtlayınSil