Yazılar posta kutuna gelsin mi?

29 Nisan 2013 Pazartesi

Hareket bereket

Fucking mucking seviyorum dört yaşı. Didişiyoruz dikleniyoruz birbirimize, çoğu zaman iki inatçı keçiyiz bir köprüyü geçmeye çalışan ama seviyorum dört yaşı. Çünkü…

Dışarıda birlikte vakit geçirmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.

Bu hafta sonu çok yoğun bir programımız vardı. Sabahın köründe kalkmamızı fırsata dönüştürdük ve kimseler uyanmadan market alışverişimizi yaptık. Saat daha on bir olmamışken biz eve dönmüş, etrafı toplamış ve günün geri kalanında ne yapacağımızı planlamıştık.

Arca’nın karnını tok tuttun mu senden iyisi yok. Bir muz ile bir elma yolda mideye indi. Metro ile gidilecek bir yer de buldun muydu tamam. Metro bizim semte gittikçe yaklaşıyor. Medeniyetin gözünü seveyim. İlk duraktan binip Basmane’de (Arca’nın tabiriyle Basmaniye) indin mi, fuara geldin demektir. Kitap fuarının son günleriydi ama inanılmaz kalabalıktı. İki kitap kurdu kendimizden geçtik. Ufaktan karnı acıkınca cücenin, Kıbrıs Şehitlerine kadar yürüdük, evet söz konusu yemek oldu mu fizana bile yürüyerek gidebilir. Bir güzel yemek yedi. Nasıl olsa bitiremez kalanı yerim diye kendime bir çorba söylemiş, iyi halt etmiştim, aç kaldım!

Arca ile lokantaya gittin mi rezil ediyor adamı. Yemeği gelesiye kadar garsonları “balon verecek misiniz? Lolipop var mı? iki tane alabilir miyim?” diye taciz ediyor. Ee çocuğa lolipop almazsan sağdan soldan dilenir, normal. Yemeği bitince bütün masaları dolaşıyor. İnsanların sohbetlerine katılıyor, isimlerini soruyor. En son baktım elinde bir pipet ile bir ıslak mendille gelmiş.

“N’oldu annem başlarından gidesin diye sana rüşvet mi verdiler?”

“Evet!”

Hayır utanmıyorum, insanlar öfleyesiye kadar müdahale etmiyorum. İki lokma yiyeceğim, ilgileniverin kardeşim, ne demişler bir çocuğu büyütmek için bir köy (burada bir lokanta) gerekir. Çocuğunu başı boş bırakan anaları kınayanlara Allah çocuk versin, amin!

Geçen günkü lolipop kolalıymış. Tüh! Arca da tadına bayıldı. Ama kolaya sempati duymasın “içeceğim” diye tutturmaması için, “neyli annem bu?” diye sorduğunda “meyan köklü annecim” dedim. Yalan mı? Meyan kökünden yapılıyor!

Arca ağzında lolipop arka masaya yanaştı, gençlerle sohbet filan derken delikanlı “lolipopun neyli” diye sordu, bizimki de yeni öğrendi ya hemen sattı bilgiyi; “meyan köklü” puhahah

Bir de lokantadan ayrılanları tek tek kapıya kadar geçiriyor. Çok eğleniyorum çok!

Neyse cumartesi Alsancak’tan dolmuşlara binip Konakta metroyla devam ettik. İyi etmişiz, zira araba ile ulaşım çok zor olmuş o gün. Bir etkinlik olunca trafiği kilitlenen bir şehirde yaşıyoruz.

Kitap fuarından Deniz ve Duru’ya kitap seçtik. Seçtik ama Arca an itibariyle Deniz’e Bebek Koala’yı vermeyi reddediyor, hatta evvelden vermiş olduğumuz diğer Bebek Koala’ları da geri alacakmışız, Deniz’e uygun değilmiş, sayfalarını yırtarmış, zarar verirmiş kitaplara. Tabii tabii ben de yedim. Yaz gelmeye başladı ya, bizimkinin Deniz kıskançlık damarı tutmaya başladı.

Pazar pikniği de sonraki posta kalsın: )

3 yorum:

  1. Arcayla ayni lokantada yemek yemek istiyorum :)

    YanıtlaSil
  2. İyi geldin be Arca, bu pazartesi sendromuma :-)

    YanıtlaSil
  3. Haaa hah haa . Ben de 'çocuğunu lokantada başıboş bırakanları' kınayanlardanım. Başıma gelince görürüm belki. Başıma gelmesine gerek kalmadı, gayet doğal ve samimi anlatmışsın. Arca'nın yemek yiyenleri kapıya kadar uğurlaması beni bitirdi. Aferin centilmen çocuğa :) Şu metro İlahiyat Fakültesi ve Üçkuyular'a kadar gelsin artık değil mi? Kitap Fuarına iki kez gittim trafik tam bir fecaattı. İstanbul'da yaşayanları andım bol bol... Pelin

    YanıtlaSil