Yazılar posta kutuna gelsin mi?

27 Nisan 2013 Cumartesi

"Ye sen ye de anlatayım"

Biri bana en kötü yönlerini say dese, "acelecilik" listenin başına kurulur.

Ve çok net söylüyorum, acelecilik ile annelik bir arada hiç cool değil. Pek özenilesi anne modelinde "sonuca değil sürece odaklanan" "süreçten zevk alan" ve "çocuğunu kendine değil, kendisini çocuğunun zamanına ayarlayan" gibi özellikler hemen göze çarpar. Ve evet doğru tahmin hiçbiri bende yok:) Demek ki ben özenilesi anne modeli değilim arkadaş, hadi anam şimdi sağ üstteki çarpı işaretine tıkla ve sonraki anne bloguna ışınlan.
Benim öz evladım bile bana "sen bir hadi-hemen-şimdi canavarısın" demiş daha neyi açıklayacağım?

Haa bu konuda kendimi nasıl paraladığımı merak edenler az biraz daha okuyabilir.

Zor oluyor, dötüm çatlıyor ama başarıyorum bacım, bazen başarıyorum ve buna ben bile şaşıyorum. Evvelden sırf acelecilikten yapmış olduğum hataları düzeltmeye başlıyorum.

Ne oldu ne ara bu hale geldik hatırlamıyorum ama bir gün fark ettim ki eşşek kadar Arca'ya ben yani anası yemek yediriyor. Ulen sen el kadar velet iken daha iki yaşına gelmeden çatalla kaşıkla baktın olmadı elle kolla girişiyordun yemeğe bir güzel de besliyordun kendini. Beni nasıl bir tongaya düşürdün ki ben besler oldum seni?

Var ya onlar yanlış biliyor kimsenin suçu değil bu, onun suçu değil bu, bu benim suçum!

Öyle ya da böyle... Okulda bir güzel kendi yiyen velet evde anası yedirsin diye tutturdu beridir, yemek yemekten haz almaz oldum. Sevdiği yemek oldu mu oturuyor başına haldur huldur bitiriyor ama kıllığı tuttu mu yemek yemeyi bilmiyor. Ben de yesin diye, aman çabucak bitsin diye tıkıştırıyorum ağzına lokmaları.

Geçen baktım ıspanağa burun kıvırıyor, başlarsın sallamaya.

"Ben dört yaşında iken bir masada yemek yemeyeceğimi söylüyordum, annem yedirsin istiyordum."
"aa annen yediriyor muydu?"
"Ye sen ye anlatacağım"

üç çatal ıspanağı indirir mideye.

"Sonra komşunun çocuğu Ali geldi, yemeğimi kendim yemediğimi görünce bana güldü, güçlenemeyeceksin dedi."
"aa sen ne dedin?"
"Ye sen ye de anlatayım"

Üç çatal daha ıspanak ohhh mideye.

"Çok gıcık oldum, hapur hupur yedim ıspanağımı, daha annem Ali'ye ıspanak koyasıya ben tabağımı bitirmiştim."
"ooo, hepsini mi yedin? Ali naptı?"
"Ye sen ye de anlatayım"

tabağın yarısı bitmişti bile.

"tutturdum Ali'nin ıspanağını da yiyeceğim diye. Yer misin? yemez misin? Yer misin? yemez misin? Yer misin? yemez misin?..."
"Yedin mi?"
"Ye sen ye de anlatayım"

Tabak bitti bile puhahhaha

"Yedin mi anne? yedin mi alinin ıspanağını?"
"yok yav, makarna varmış üstüne makarna yedim."

Bu gereksiz hikaye Arca'nın ıspanağını kendi başına bitirmesine mi yaradı, yoksa tez canlılıktan uyuz uyuz yediği tabağı kafasına geçirmeme engel mi oldu bilinmez ama sonuç sen sağ ben selamet ıspanak anne müdahalesiz bitti! 
Makarna yerken yorgun düşen bebe konulu fotoğraf çalışması


6 yorum:

  1. Çok şahane kandırıkçı olmuşsun annesi. Bence başarılara imza atmışsın. Kutlarım! :)

    YanıtlaSil
  2. Haha sorma ya yatcak yetim yok

    YanıtlaSil
  3. Ah Yeliz,biz üç kardeştik,her gün yemek yemeyi kim icat etti diye bağrına bağ*rına ağlardık. Annem de ne tür oyun icat etse de biz yesek diye yapmadığını bırakmazdı. Ama bir gün sanırım artık canına tak demiştiki,kafama kaşıkla vurdu ,ben uvaaaa diye ağzımı açıp bağırırken de kaşıkla yemeğiğ ağzıma tıktı ve bundan sonra yemezsen bir kaşık ağzına bir kaşık kafana dedi. Sıkıysa yeme artık. Annem işin sırrını çözmüştü bir kere:))

    YanıtlaSil
  4. e ben genelde boye yapıyorum :)

    foça yogurt nefis di mi bu arada?

    YanıtlaSil
  5. ahahahah kesinlikle yapacağım ben de süper yöntem :)

    YanıtlaSil