Yazılar posta kutuna gelsin mi?

4 Ocak 2014 Cumartesi

Pinterest’i nasıl bilirsiniz?

Ya da bilir misiniz? diye sormak lazım belki de.

Ya da bilmeyen kaldı mı diye… Ben bilmeyenler için anlatacağım. Çünkü deyim yerindeyse faydalı bir icat. Ama sadece doğru kullandığınızda. Pinterest bence diğer tüm sosyal paylaşım mecralarından daha fazla zaman hırsızlığı yapan ucu bucağı belirsiz dipsiz bir kuyu. Her gün bakmaya kalksan saatlerini yer şerefsizim. Çünkü görseller nefis, fikirler yaratıcı, bak bak bak bak doyamadım türünde…

Kullanım amacı kişiden kişiye değişir ben fikir araklamak istediğimde giriyorum Pinterest’e. Cüceye doğum günü partisi mi lazım hop yazıyorum oraya kids birthday party filan envai çeşit fikir, menüsünden oyunlarına, konseptine kadar!  Bir ara balkonu güzelleştireyim diyordum gelsin teras görselleri, gitsin minik balkon önerileri. Hele DIY dedin mi offf  aklına ne gelirse. Bookmarklardan, şişe mantarlarından işe yarar objeler hazırlamaya kadar ne kadar DIY projesi varsa orada. Ya da mesela saç kesimi işe ilgili yeni bir fikir peşindesin. Bak en trend kesimlerin hepsine ulaşabiliyorsun:)


En son “okuma köşesi” yapmak istediğimde Pinterest çok işime yaradı. Zira plan yaparken tam olarak nasıl bir şey istediğimi bilmiyordum. Benim gibi plan manyağı için Pinterest tam bir hazine.

Baştan anlatalım. Facebook hesabınızla filan giriş yapabiliyorsunuz.
Sana ait bir mantar panon olduğunu hayal et. Kocaman bir pano ve istediğin kadar parçaya bölünmüş, her bir parçada farklı konulara ait notların, kestiğin resimlerin …vs raptiyelenmiş. Sanal olarak tabii.

Konu başlıkların olursa hatırlamak daha kolay oluyor. Bende mesela çocuk odası fikirleri, ev için organizasyon fikirleri, okunacak kitaplar, DIY projeleri … gibi pinboard’lar var. Yani mantar panoları.

Dediğim gibi en son “okuma köşesi” fikrini olgunlaştırmak için pintereste girdim ve yeni bir pinboard oluşturdum. Adı reading corner :) evet pek yaratıcı bir isim:P Neyse aynı anahtar kelimeleri arama kısmına yazdım ve envai çeşit öneri ekrana dökülüverdi.

Beğendiklerimi derhal pin’ledim:) yani mantar panoma aldım, resmin üzerine gelince pin-it diye bir tuş beliriyor oraya tıklayıp board olarak “reading corner”ı seçiyorsun işte pin’ledin bitti!


Bulabildiğim tüm resimleri bu şekilde pin’ledikten sonra, reading corner isimli mantar panomu yani board’ımı açtım ve tek tek inceledim görselleri. İnceledikçe kafamda kendi okuma köşeme ait fikirler belirmeye başladı. Bir kere öyle yuva gibi bir yer istemediğime karar verdim. Bu bir çocuk için eğlenceli olabilir, Arca nerede bir dolap bulsa yuvası yapar mesela ama bana sıkışık yerler basıyor:) Sonra bir köşe olsun ve kitaplığa yakın olsun. Ve kesinlikle pencere kenarı olacaktı, gün ışığı alacaktı, bundan emindim! Ayağımı uzatacağım bir pufum olacaktı ve tabii ki bir sehpam.


Tüm bu fikirleri kafamda oluşturduktan sonra hemen hemen sıfır maliyetle okuma köşesi hazır oluverdi.
Kıyafet kombininden gitmek istediğin uzak diyarların fotoğraflarına kadar aklına ne gelirse not alacağın ve kişisel notlarını saklayabileceğin istersen paylaşabileceğin bir mecra Pinterest.

Belki mucize yaratmıyor ama kendi mucizeni yaratırken planlarına yardımcı oluyor. Ama dediğim gibi azı karar çoğu zarar… Günün çorbası Pinterest kullanımını iftiharla sundu:)


4 yorum:

  1. Bir kez de burdan... çok teşekkürler, ellerine sağlık. Ben simdi burdan doğru Pinterest'e :)

    YanıtlayınSil
  2. Ahhhh...o pinterest yok mu o pinterest oglusumu uyutup, hemen girmek ve doyasiyaaaa incelemek en buyuk keyiflerimden biri su sıralar ama dediğin gibi müthiş bir zaman hirsiziii

    YanıtlayınSil
  3. İlk tanıştığımızda "bunu düşünenin aklını öpeyim" dediğim muhteşem buluş. Zaman hırsızı olduğu da kesin...

    Kaçtım ben. Pintereste tabii:)

    YanıtlayınSil
  4. Bende çok seviyorum , epeydir pinlememe rağmen henüz sıkılmadım . Dinamik ve değişken bir yapısı oldugu için sıkılmam da imkansız gibi görünüyor zaten

    YanıtlayınSil